Son Dakika
İnşa

İsrail’de geçiş hükümeti ve İran senaryosu gündemde

12 Eylül 2026 20:26 Bu sayfayı yazdır

İsrail’de yaklaşan seçimlerin Netanyahu hükümetini devirmekten çok, farklı siyasi partilerin geçici bir hükümet formülü etrafında birleşmesine yol açabileceği değerlendiriliyor.

İsrail’de geçiş hükümeti ve İran senaryosu gündemde
İsrail’de geçiş hükümeti ve İran senaryosu gündemde YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH- Israel Hayom yazarı Amit Segal, İsrail’de yaklaşan seçimlere ilişkin analizinde, seçimlerin kamuoyunda “ülke tarihinin en kader belirleyici seçimi” olarak sunulmasını sorguladı.

Yazıya göre, mevcut anketlerin değişim bloğunun 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamayacağını göstermesi halinde seçimler Netanyahu hükümetini devirmekten çok, farklı partilerin geçici bir hükümet formülü etrafında bir araya gelmesine yol açabilecek.

Anketlerde Netanyahu karşıtı değişim bloğunun Knesset’te 61 sandalyelik çoğunluğa ulaşamaması halinde, hükümet değişikliğinin ancak kırılgan bir koalisyon veya azınlık hükümetiyle mümkün olabileceği belirtiliyor.

İsrail siyasetinde 1992 ve 1996 seçimleri gibi sonuçları ülkenin siyasi yönünü değiştiren örnekler bulunuyor. Ancak 61 sandalyelik çoğunluğun sağlanamaması halinde yeni hükümetin yalnızca Netanyahu’yu devirmek amacıyla kurulması ve ardından yeniden seçime gidilmesi ihtimali öne çıkıyor.

Eisenkot’un azınlık hükümeti hesabı

Gadi Eisenkot’un seçim sonrasında kurmayı planladığı hükümet formülünde Arap partilerinin hükümete doğrudan katılması yerine, olası bir azınlık hükümetine güvenoyu ve kritik oylamalarda çekimser kalmaları hedefleniyor.

Bu çerçevede Mansur Abbas ve Ahmed Tibi ile doğrudan koalisyon pazarlığı yapmak yerine, Netanyahu’nun iktidarda kalmasından sorumlu tutulacakları bir siyasi baskı oluşturulması planlanıyor.

Chili Tropper’ın Eisenkot’un listesine katılması da bu hesap açısından önem taşıyor. Eisenkot cephesinin hedefi, Netanyahu’nun yerine yeni bir başbakan getirmek ve mümkün olduğunca geniş bir siyasi taban oluşturmak. Likud dışındaki bazı sağ partilerin hükümete dahil edilmesi de seçenekler arasında bulunuyor.

Ancak 61 sandalyelik çoğunluk sağlanamazsa ortaya çıkabilecek hükümetin, yeni ortaklar bulunana veya yeniden seçime gidilene kadar görev yapacak geçici bir azınlık hükümeti olması bekleniyor.

Lieberman ve Bennett formüle karşı

Bu senaryonun önündeki en önemli engellerden biri Avigdor Lieberman ve Naftali Bennett’in tutumu.

Lieberman, Eisenkot liderliğindeki bir azınlık hükümetine katılmayacağını daha önce açıkça belirtirken, Bennett’in de yalnızca Netanyahu’yu görevden uzaklaştırıp ülkeyi yeniden seçime götürecek bir hükümete destek vermesinin zor olduğu değerlendiriliyor.

Böyle bir hükümetin Netanyahu’nun bir sonraki seçimde yeniden kazanma ihtimalini artırabileceği ve Eisenkot’un başbakanlık makamının sağladığı avantajla seçim kampanyası yürütebileceği belirtiliyor.

2021’deki hükümet deneyimi ise önemli bir örnek olarak gösteriliyor. O dönemde Naftali Bennett’in başbakan olmasını sağlayan temel unsurun, yalnızca altı sandalyeye sahip olması değil, Netanyahu’nun değiştirilmesi konusunda koalisyon ortaklarıyla aynı kararlılığı göstermesi olduğu ifade ediliyor.

Bugün ise Lieberman’ın Eisenkot’un azınlık hükümeti planına karşı çıkması, 61 sandalyelik çoğunluk sağlanamaması halinde Eisenkot’un hesabının tersine dönmesine ve Lieberman’ın hükümet kurmasının önünü açmasına yol açabilir.

İran yönetimine yönelik operasyonun ayrıntıları

Washington’daki MEAD Konferansı’nda İsrail’in üst düzey İranlı yetkililere suikast operasyonuna ilişkin yeni ayrıntılar da gündeme geldi.

Aktarılan bilgilere göre İsrail tarafı, istihbarat bakanlığındaki toplantının planlanan saatinden yararlanarak operasyonun zamanlamasını yaptı. Cumartesi günü saat 09.30’da yapılması planlanan bir subay toplantısı ile saat 08.30’da yapılacağı öğrenilen istihbarat bakanlığı toplantısının aynı saldırı kapsamında hedef alınması planlandı.

Saldırının 09.40’ta gerçekleştirilmesine karar verildi. Toplantının beklenenden uzun sürmesi, operasyon sırasında üst düzey yetkililerin hâlâ aynı yerde bulunmasını sağladı. İsrailli yetkililerin bundan sonraki operasyonlarda toplantıların planlanandan uzun sürmesi ihtimalini de hesaba kattığı belirtildi.

Washington’da İran’a ilişkin yaklaşım değişiyor

MEAD Konferansı’nda son üç yılda İran’a yönelik yaklaşımın da önemli ölçüde değiştiği görülüyor.

2024’te tartışmalar daha çok İsrail’in İran destekli silahlı gruplarla mücadelesindeki sorunlara odaklanırken, 2025’te İsrail’in Hamas liderliğini Doha’da hedef alma girişimi ve Gazze savaşı öne çıkmıştı.

Bu yıl ise İran’a karşı oluşturulan koalisyon ve İslam Cumhuriyeti’nin geleceği konferansın temel gündemlerinden biri oldu. İran’ın bölgesel etkisinin ciddi biçimde zayıfladığı, ancak krizin henüz sona ermediği değerlendiriliyor.

Mossad içerisindeki mevcut değerlendirmeye göre ABD’nin İran üzerindeki baskıyı sürdürmesi halinde İslam Cumhuriyeti yönetiminin 2027’nin ilk çeyreğinde çökebileceği öne sürülüyor. Konferansta üst düzey bir Amerikalı yetkilinin de “Yeni bir Ortadoğu olacak” değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı.

Trump’ın İran politikası sertleşebilir

İsrail ve ABD’nin İran üzerindeki baskısının yakın dönemde sona ermesi beklenmiyor. ABD seçimlerinin ardından Washington’ın İran politikasını daha da sertleştirebileceği değerlendiriliyor.

Cumhuriyetçilerin başarılı olması halinde Donald Trump’ın dış politikada daha serbest hareket edebileceği, başarısız olmaları halinde ise Kongre ve iç siyasette güç kaybeden başkanların dış politikaya daha fazla ağırlık verme eğiliminin devreye girebileceği belirtiliyor.

Trump’ın önünde başka bir başkanlık seçimi bulunmaması da İran konusunda daha sert adımlar atabileceği değerlendirmesine dayanak oluşturuyor.

İsrail tarafında ise seçim sonrasında Netanyahu liderliğinde normal bir hükümet yerine geçiş hükümeti kurulması halinde Tel Aviv’in İran politikasını nasıl sürdüreceği belirsizliğini koruyor.

İlgili Haberler