Son Dakika
İnşa

AP: Suudilerin korktuğu kâbus gerçek oldu

13 Eylül 2026 10:16 Bu sayfayı yazdır

Hürmüz’de İran’ın, Kızıldeniz’de Yemen’in oluşturduğu baskıya Doğu-Batı petrol boru hattının kapanması da eklenirken AP, petrol ihracat yolları daralan Suudi rejiminin askeri ve diplomatik seçeneklerinin giderek tükendiğini bildirdi.

AP: Suudilerin korktuğu kâbus gerçek oldu
AP: Suudilerin korktuğu kâbus gerçek oldu YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH- Associated Press (AP), Yemen ordusunun Kızıldeniz kıyısındaki hızlı ilerleyişi, Iraklı direniş gruplarının Doğu-Batı petrol boru hattına yönelik operasyonları ve İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki baskısının Suudi rejimini petrol ihracatı açısından giderek büyüyen bir çıkmaza sürüklediğini bildirdi.

AP, küresel enerji piyasalarını da sarsan gelişmeleri Suudiler açısından bir “kâbus senaryosu” olarak nitelendirdi.

Haberde, Suudi rejiminin en önemli müttefiki ABD’nin ise İran savaşında askeri açıdan zorlandığı ve Kongre ara seçimleri öncesinde yeni bir Yemen savaşına girmeye isteksiz göründüğü belirtildi.

Eski ABD Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney, “İranlılara karşı duydukları antipatiye rağmen bu onların istediği bir savaş değildi ve savaşa ilişkin büyük kaygıları vardı. Savaş başladıktan sonra korktukları en kötü senaryoların tamamı gerçekleşmeye başladı.” dedi.

Hürmüz'e alternatif güzergâhlar da baskı altında

ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a saldırmasının ardından Tahran’ın Fars Körfezi ülkelerindeki ABD askeri varlığını füze ve İHA’larla hedef alması ve Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini büyük ölçüde durdurması, Suudi petrol ve doğal gaz ihracatını “ciddi biçimde” etkiledi.

Suudi rejimi bunun üzerine ülkenin doğusundaki petrol sahalarını batıdaki Kızıldeniz kıyısına bağlayan Doğu-Batı petrol boru hattına ağırlık verdi.

Bu güzergâh sayesinde petrol, Kızıldeniz üzerinden kuzeye taşınarak Mısır’daki SUMED boru hattı ve Süveyş Kanalı üzerinden Avrupa’ya, güneye gönderildiğinde ise Babülmendep üzerinden Hint Okyanusu ve Asya pazarlarına ulaştırılabiliyordu.

Ancak Yemen ordusunun temmuz ayında Suudi gemilerine yönelik deniz ablukası ilan etmesi ve dört yılın ardından geniş çaplı operasyonlara yeniden başlaması, Kızıldeniz güzergâhını da baskı altına aldı.

Yemenli güçlerin son iki gün içinde Muha Limanı ile Kızıldeniz’deki bir adayı Suudi destekli güçlerden alması, AP’ye göre Babülmendep üzerinden gerçekleştirilen Suudi petrol sevkiyatını engelleme kapasitesini daha da artırdı.

Buna paralel olarak Suudi rejimi cuma günü, Irak’tan düzenlenen İHA saldırıları nedeniyle ülkenin doğusundaki petrol sahalarını Kızıldeniz’e bağlayan Doğu-Batı petrol boru hattını kapattığını açıkladı.

Suudi petrol ihracatında sert düşüş

Küresel ticaret takip şirketi Kpler’in verilerine göre Suudilerin Asya’ya günlük petrol ihracatı haziran ayında yaklaşık 3,4 milyon varil seviyesindeyken ağustosta yalnızca 128 bin varile kadar geriledi.

İhracat eylül ayında günlük yaklaşık 700 bin varile yükselse de savaş öncesindeki seviyelerin oldukça altında kalmaya devam etti.

Chatham House Ortadoğu uzmanı Neil Quilliam, Suudilerin birkaç yıldır Yemen savaşını geride bırakarak ekonomik dönüşüme ve bölgesel istikrara yoğunlaşmaya çalıştığını hatırlattı.

Quilliam, “Yemen güçlerinin son kazanımları Suudiler üzerindeki karşılık verme baskısını artırıyor ancak mevcut seçeneklerin tamamı ciddi maliyetler ve belirsiz sonuçlar içeriyor.” dedi.

Askeri seçeneğin maliyeti ağır

AP’ye göre seçeneklerden biri Yemen’e yönelik askeri saldırıların genişletilmesi ve Yemen ordusunun Kızıldeniz kıyısındaki ilerleyişinin durdurulmaya çalışılması.

Ancak çatışma izleme kuruluşu Silahlı Çatışma Konum ve Olay Verileri (Armed Conflict Location & Event Data/ACLED) Ortadoğu Araştırma Müdürü Şirvan Hindreen Ali, böyle bir girişimin savaşı uzatabileceği ve Suudi enerji altyapısına yönelik daha ağır saldırıları beraberinde getirebileceği uyarısında bulundu.

Ali, Suudilerin geçmişte de benzer bir durumla karşılaştığını ancak Yemen’in bugün sahip olduğu silahların önceki savaşa kıyasla çok daha gelişmiş olduğunu söyledi.

Ayrıca ABD-İran savaşı nedeniyle Suudi rejiminin elindeki hava savunma önleyici füze stoklarının da geçmişe göre daha sınırlı olabileceğine dikkat çekti.

Suudi rejiminin 2015’te başlattığı Yemen savaşı, sahada sonuç alınamamasının ardından 2022’deki ateşkesle büyük ölçüde durmuştu.

AP, Suudilerin önündeki diğer seçeneğin “Yemen veya İran ile diplomatik bir uzlaşma” aramak olduğunu belirtti.

Ancak Sanaa yönetimi, Suudi öncülüğündeki ablukanın kaldırılmasını talep ediyor. Bu durum Suudilerin askeri seçenekte olduğu gibi diplomatik seçenekte de önemli tavizlerle karşı karşıya kalabileceği anlamına geliyor.

ABD yeni Yemen savaşına mesafeli

AP, Suudilerin onlarca yıldır dayandığı ABD güvenlik garantilerinin Trump döneminde aşındığına dikkat çekerek, 2019’da Yemen ordusunun Suudi petrol üretiminin yaklaşık yarısını geçici olarak devre dışı bırakan saldırısına Washington’ın askeri karşılık vermediğini hatırlattı.

Şubat ayında ise ABD, Fars Körfezi’ndeki müttefiklerine danışmadan İsrail’le birlikte İran’a karşı savaşa girdi. AP, Washington’ın savaş başladıktan sonra İran’ın bölgedeki Amerikan üslerine yönelik misillemelerini engellemekte zorlandığını kaydetti.

ABD ordusunun büyük ölçüde Hürmüz Boğazı çevresine konuşlandırıldığına dikkat çeken AP, İran savaşının Amerikan ordusunu zorladığını ve gelişmiş hava savunma önleyici mühimmat stoklarını önemli ölçüde azalttığını bildirdi.

İran savaşının kamuoyunda destek görmemesi nedeniyle AP, Kongre ara seçimleri öncesinde Yemen’de yeni bir cephe açılmasının Cumhuriyetçilerin siyasi sorunlarını ağırlaştırabileceğine dikkat çekti.

Trump da İran’a yönelik askeri baskının artırılması çağrılarına, “Belki de seçim nedeniyle bunu yapmıyorum.” yanıtını verdi.

Eski Büyükelçi Ratney, Suudilerin Yemen’e karşı geçmişte yürüttükleri savaşta sahip oldukları düzeyde sürekli ABD desteği olmadan hedeflerine ulaşmalarının zor olduğunu belirtti.

Ratney, “Şu anki izlenimim Beyaz Saray’ın müdahil olmaya hevesli olmadığı yönünde.” ifadelerini kullandı.

Böylece Suudi rejimi, askeri müdahalenin enerji altyapısına yönelik saldırıları büyütme riski taşıdığı, diplomatik çözümün taviz gerektirdiği ve en önemli müttefiki ABD’nin yeni bir Yemen savaşına mesafeli durduğu bir çıkmazla karşı karşıya kaldı.

İlgili Haberler