Son Dakika
İnşa

Suudi rejimi ve İsrail, Yemen’e karşı gizli stratejik ittifak kurdu

04 Ekim 2026 11:17 Bu sayfayı yazdır

Yemen’e karşı hedef paylaşımı ve gizli görüşmelerle ilerleyen Suudi-İsrail ortaklığı, dinî otoriteler ve mezhepçi söylemlerle kamuoyundan gizlenmeye çalışılıyor.

Suudi rejimi ve İsrail, Yemen’e karşı gizli stratejik ittifak kurdu
Suudi rejimi ve İsrail, Yemen’e karşı gizli stratejik ittifak kurdu YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH- ABD merkezli ScheerPost, Suudi rejimi ile İsrail’in, Yemen ordusunun batı kıyısındaki ilerleyişini durdurmak ve Kızıldeniz’deki nüfuzlarını korumak amacıyla gizli askerî ve istihbarat iş birliğini genişlettiğini yazdı.

Haberde, hedef bilgilerinin paylaşılması ve yetkililer arasındaki görüşmelerle ilerleyen bu yakınlaşmaya, Yemen’e yönelik saldırıları meşrulaştırmayı amaçlayan mezhepçi bir propaganda kampanyasının eşlik ettiği belirtildi.

ScheerPost’a göre Suudi rejimi, temmuzda yeniden başlattığı bombardımanlarda yüzlerce hava saldırısı düzenledi; binlerce kişi öldü veya yaralandı. Suudi güçlerinin Yemen genelinde günlük saldırılar için İsrail’in sağladığı hedef istihbaratından yoğun biçimde yararlandığı kaydedildi.

Haberde, İsrailli yetkililerin, acil iniş yapmak zorunda kalan Flydubai uçağındaki İsrailli yolculara yardım edilmesi ve ardından İsrail ile Suudi Arabistan arasındaki ilk ticari uçuşun gerçekleştirilmesi nedeniyle Suudi yönetimini övdüğü hatırlatıldı.

Buna karşılık Suudi rejiminin, İran’a ait sivil bir yolcu uçağının inişini engellemek için Sanaa Uluslararası Havalimanı’nın pistini bombalayarak Yemen’e yönelik hava ablukasını sürdürdüğü belirtildi. ScheerPost, İsrail uçaklarının Suudi hava sahasını serbestçe kullanmasıyla bu uygulama arasındaki çelişkiye dikkat çekti.

Hedef paylaşımı ve gizli askerî görüşmeler

İsrail’in kamu yayın kuruluşu Kan, eylül başında İsrail’in Suudi rejimine Yemen’de vurulacak noktaların yer aldığı bir hedef listesi oluşturması için istihbarat sağlamaya başladığını bildirmişti. ScheerPost, resmî diplomatik ilişkileri bulunmayan iki yönetim arasındaki bu askerî iş birliğinin, büyük ölçüde Körfez ülkeleri tarafından finanse edilen Arapça medyada görmezden gelindiğini belirtti.

Yemen ordusunun batı kıyısını Suudi destekli Başkanlık Konseyi güçlerinden almasının ardından Axios, ABD Merkez Kuvvetler Komutanlığının (CENTCOM) Almanya’da Arap ve İsrailli askerî yetkilileri kapalı bir toplantıda bir araya getirdiğini duyurdu. İsrailli ve Suudi yetkililerin burada İran ve Sanaa hükümetine ilişkin konuları doğrudan görüştüğü aktarıldı.

Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Kahire ziyaretinin kulislerinde de CENTCOM yetkililerinin, Yemen ordusuna karşı İsrail’i kapsayan bölgesel bir komuta ve koordinasyon yapısı kurulmasını önerdiği belirtildi.

İsrail’in Kanal 14 televizyonuna göre Benyamin Netanyahu, 27 Eylül’deki Abu Dabi ziyaretinde BAE Devlet Başkanı Muhammed bin Zayid’in yanı sıra bir Suudi temsilciyle de gizlice görüştü.

ScheerPost, Suudi yönetimi, Pakistan ve Türkiye arasındaki “Mekke Paktı”nın bir “Sünni NATO”nun başlangıcı olup olmadığının tartışıldığı sırada, Suudi rejiminin İsrail’le gizli stratejik ittifaka yöneldiğini vurguladı.

Sivil katliamları ve mezhepçi seferberlik

Haberde, Suudi-İsrail iş birliğinin yoğunlaştığı dönemde sivillere yönelik katliamlarda belirgin artış yaşandığı kaydedildi. Taiz’de bir pazarı hedef alan Suudi hava saldırısında en az yedi sivil öldü ve bir gıda deposu tahrip edildi. Yemen ordusunun kontrolüne geçen Muha Limanı bölgesindeki konutlara yönelik saldırılarda da en az altı kişi hayatını kaybetti.

ScheerPost, Reuters’ın Taiz saldırısını aktarırken kullandığı “Husi yönetimindeki Sağlık Bakanlığı” ifadesini, Gazze’deki sağlık verilerinin “Hamas yönetimindeki bakanlık” tanımıyla sunulmasına benzetti. Bu dilin, sivil kayıplara ilişkin bilgilerin güvenilirliğini sorgulatmaya hizmet ettiğini belirtti. Yemen’de hükümete öncülük eden hareketin “Ensarullah” olduğunu, “Husi” adının ise kuzey Yemen’deki bir aileyi ifade ettiğini vurguladı.

Haberde, Suudi uçaklarının vurduğu sivil yapıların İsrail istihbaratı tarafından belirlenip belirlenmediğinin doğrulanamadığı açıkça kaydedildi. İsrail’in sağladığı hedef bilgilerinin sahadaki askerî dengede somut bir değişiklik yarattığına ilişkin kanıt bulunmadığı da belirtildi.

İki yönetimin ortak hedefinin Sanaa hükümetini devirmek olduğunu yazan ScheerPost, Yemen ordusunun Babülmendeb kıyısındaki kontrolünün hem İsrail’i hem Suudi rejimini kaygılandırdığını ifade etti.

Yemen’in 2023 sonunda Gazze’ye destek amacıyla İsrail’e uygulamaya başladığı deniz ablukasının Eylat Limanı’nı iflasa sürüklediği, ablukanın 8 Ekim 2025 ateşkesiyle sona erdiği hatırlatıldı. Suudi rejimine yönelik Kızıldeniz ablukasının ise Yemen’e uygulanan uzun süreli kuşatmaya karşılık olduğu belirtildi.

ScheerPost’a göre Suudi-İsrail propaganda kampanyası, Yemen’in kendi topraklarında sağladığı kontrolü uluslararası deniz ticaretine tehdit olarak sunuyor. Yemenli yetkililer ise bu suçlamayı reddediyor.

Kampanyanın bir diğer ayağını dinî otoritelerin kullanılması ve mezhepçi kışkırtma oluşturuyor. Daha önce İsrail’e karşı direnişi yasaklayan Suudi din adamı Abdülaziz Reyyis’in, “Sünni Müslümanları” Yemen ordusuna karşı savaşmaya çağırdığı aktarıldı.

Suudi Başmüftüsü Salih Fevzan da Yemen ordusuna karşı savaşı dinî yükümlülük olarak sundu. Suudi yönetimiyle bağlantılı Pakistanlı bir din adamı ise Ensarullah’ı “terörist” ilan ederek mensuplarının Müslüman olmadığını söyledi.

ScheerPost, Körfez ülkelerinin kontrolündeki Arapça medyada Yemen’deki Zeydilerin İran’la birlikte Sünni çoğunluğa karşı bir Şii tahakkümü kurmaya çalıştığı söyleminin yayıldığını belirtti. Habere göre bu mezhepçi anlatı, Suudi rejimini mağdur olarak gösterirken İsrail’le derinleşen askerî ortaklığının üzerini örtmeyi amaçlıyor.

İlgili Haberler