Son Dakika
İnşa

Pakistanlı subay Riyad'da Suudilerle İsraillileri içli dışlı görünce şoke oldu

13 Ekim 2026 13:40 Bu sayfayı yazdır

Pakistanlı Gazeteci Zülfikar Ali, Suudi Arabistan'daki İsrail askeri istihbarlığı varlığına ilişkin Pakistan kaynaklarına dayandırdığı bilgileri aktardı.

Pakistanlı subay Riyad'da Suudilerle İsraillileri içli dışlı görünce şoke oldu
Pakistanlı subay Riyad'da Suudilerle İsraillileri içli dışlı görünce şoke oldu YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH ― Jeopolitik analist ve yazar Pepe Escobar, “The Week Ahead” programında sunucu Zülfikar Ali'nin konuğu olarak katıldığı yayında “Yemen karşısında çaresiz kalan” Suudilerin doğrudan İsrail istihbaratı ve ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ile ortak operasyon yürüttüğünü açıkladı.

Yemen'in şu anda “inanılmaz derecede güçlü olduğunu” ve “bölgedeki gelişmelerin doğrudan merkezinde” yer aldığını belirten Escobar, Suud rejiminin “sıkışmış ve kesinlikle çaresiz” durumda olduğunun altını çizdi.

Programın sunucusu Zülfikar Ali ise Pakistanlı kaynaklarına dayandırdığı çok kritik bir istihbarat bilgisini izleyicilerle paylaştı. 

Ali, İsrail istihbaratının Suudi Arabistan'daki tüm istihbarat istişarelerine davet edildiğini ve sahada oldukça aktif olduklarını bildirdi. 

Ali, Pakistan istihbaratının çok üst kademelerindeki kaynaklarıyla görüşmesini sürdürdüğünü ve Riyad'daki İsrail varlığına dair “çifte teyit” aldığını açıkladı. 

Riyad'da sadece İsrail istihbaratının değil, aynı zamanda İsrailli bir tümgeneralin de bulunduğuna dair “kesin ve görsel bir teyit” aldığını aktaran Ali, Riyad'da İsrail askeri istihbaratına mensup bir tümgeneralin ve bağlantılı personelin bulunduğuna dair iddianın sahada doğrulandığının altını kalınca çizdi: 

“Bu durum, halihazırda Riyad'da görev yapan muvazzaf ve üst düzey bir Pakistanlı subay tarafından istihbarata rapor edilmiştir. Kendisi, yürütülen o istişarelerin gerçekleştiği ortamda bizzat bulunuyordu.”

Bölgedeki Pakistan güçlerinin sahadaki duruma şahit olduğunu ifade eden Ali, Suudilerin İsraillilerle ne kadar “içli dışlı” olduğunu “hayretler içinde kendi gözleriyle gördüklerini” vurguladı.  

Bu iddiayı onaylayan ve tabloyu daha da genişleten Escobar, bölgede en az 110 Amerikan operasyon teknisyeni ve üst düzey askeri personelin varlığının da teyit edildiğini söyledi.

Sunucu Zülfikar Ali, canlı yayından hemen önce Pakistan istihbaratından aldığı bilgileri yineleyerek, İsrail askeri istihbaratının Riyad’daki varlığının Suud’un içine düştüğü derin çaresizliği gözler önüne serdiğini kaydetti.

Ali, “Bin Selman çaresiz durumda; zira temelleri neredeyse 75 yıldır atılmakta olan iktidarının kökünden sarsıldığını görüyor” ifadelerini kullandı.

CENTCOM, İsrail ve Suudi Arabistan arasındaki irtibatın son derece yakın olduğuna dikkat çeken Escobar, yaşananları Yemen'e karşı yürütülen “yeni bir koalisyon savaşı” olarak nitelendirdi.

Süreci 2015 yılındaki koalisyon savaşına benzeten ancak aktörlerin değiştiğini ifade eden Escobar, “Şimdiyse bu koalisyonun Suudi-İsrail istihbaratı ve CENTCOM aracılığıyla yeniden tezahür etmiş bir hâliyle karşı karşıyayız; arka planda ise birkaç NATO aktörü bulunuyor ancak onların tüm bu tablodaki ağırlığı oldukça tali düzeyde” diyerek sözlerini noktaladı.

Escobar, Riyad'daki Kral Halid Havalimanı'na yönelik balistik füze saldırısına dair değerlendirmelerde bulundu.

2 ve 3 numaralı terminaller arasına isabet eden füze saldırısında ölenler arasında bir Amerikan vatandaşının da bulunduğunu belirten Escobar, bu durumun Washington'un eline meşru bir savaş sebebi (casus belli) verdiğini iddia etti.

CENTCOM'un pratik olarak savaşa çoktan müdahil olduğunu vurgulayan Escobar, ABD ordusunun önümüzdeki haftalarda Yemen silahlı kuvvetlerine doğrudan saldırılar düzenleme ihtimaline dikkat çekti.

Suudi Arabistan'ın Yemen'e yönelik askeri harekâtının tamamen tıkandığını belirten Escobar şöyle konuştu:

“Riyad'ın yürüttüğü askeri harekâtın bocaladığını söylemek, binyılın en hafif ifadesi olur. En yalın tabirle ifade etmek gerekirse, hiçbir yere varamadıkları aşikârdır. Amerikalı askeri danışmanların varlığını hepimiz biliyoruz; CENTCOM, İsrail ve Suudi Arabistan'ın artık bir arada olduğunu da biliyoruz. Peki bu bir şeyleri değiştirecek mi? Hayır. Zira Ensarullah'ı ve Yemen silahlı kuvvetlerini boyunduruk altına almanın yegâne yolu bir kara harekâtı düzenlemek olurdu ki bunun asla gerçekleşmeyeceğini hepimiz biliyoruz. Hiç kimse bunu yapacak askere, iradeye, cesarete ve silaha sahip değildir.”

Ensarullah'ın asla geri adım atmayacağını ve savaşı sonuna kadar götüreceğini belirten Escobar, Yemen tarafının asıl amacının Suudi Arabistan'ı ele geçirmek olmadığını vurguladı.

Temel hedefin, İngilizler tarafından gasp edilen güneydeki üç eyaleti geri almak ve Riyad'ın “Yemen'i bölüp yıkma” planına boyun eğdirmek olduğu ifade edildi.

Sahadaki bölgesel aktörlerin durumuna da değinilen yayında, Pakistan güçlerinin yalnızca Mekke ve Medine civarında bulunduğu, Yemen sınırında sıcak çatışmaya girmedikleri teyit edildi.

Escobar, “hem Pakistan hem de Türkiye'deki kamuoyunun bu savaşa dahil olmaya kesinlikle karşı olduğunun” altını çizdi.

Escobar, ABD'nin bölgedeki hegemonyasının Suud rejimine bağlı olduğunu vurgularken çok çarpıcı bir çıkışa imza attı:

“Şayet Suud Hanedanı yarın çölün ortasında yeryüzünden silinse, Arap dünyasının hiçbir yerinde tek bir gözyaşı bile dökülmeyecektir. Asıl mesele, Suud Hanedanı'nın ABD'nin Batı Asya'daki kontrolünün omurgasını teşkil etmesidir. Riyad öyle panikledi ki, çölün ortasında dört bir yandan yardım çığlıkları atan bir avuç hamam böceği gibi davranıyorlar.”

Yemen (Ensarullah) istihbaratının, vurulan Suudi jetinde Batılı figürlerin bulunduğunu bilecek kadar hassas bilgiye sahip olduğunun altını çizen Escobar, “Yemen'in silah teknolojisindeki ilerlemesini herkes biliyor ancak istihbaratının kaydettiği gelişmeden çok az kişi bahsediyor. Bu önleyici bir hamleydi” ifadelerini kullandı.

Yemen'in sadece savunmada kalmadığını, kendi içinde kapsamlı bir savaş planını devreye soktuğunu belirten Escobar, bu stratejiyi dört aşamada özetledi:

  • Birinci aşama: Kızıldeniz'e kıyısı olan batı Yemen'in ve Babülmendeb hattının yıldırım hızıyla ele geçirilmesi.
  • İkinci ve üçüncü aşama: Taiz ve Marib kentlerinin fethedilmesi (şu an devam eden süreç).
  • Dördüncü aşama: Kuzeye ilerleyerek, geçmişte İngilizler tarafından gasp edilen Suudi Arabistan'ın güneyindeki üç ili geri almak.

Yemen'in Arap sokaklarında bu denli popüler olmasının altında yatan iradeye dikkat çeken Escobar, “Amaç; Yemen'i birleştirmek, güçlü bir Yemen inşa etmek. Yemen hiçbir dış güç tarafından boyunduruk altına alınmayacaktır. Nokta. Batı Asya bu gerçekle yaşamak zorunda kalacaktır” diyerek bölgedeki yeni güç dengesini vurguladı.

Pakistan sokaklarının Yemen konusundaki hassasiyetine vurgu yapan Ali, ülkede yaşayan 40 milyonluk güçlü Şii nüfusun ve geniş halk kitlelerinin Ensarullah’a yoğun destek verdiğini belirtti.

İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi gibi kilit aktörlerin ve bizzat askeri liderliğin Ensarullah karşıtı bir operasyonu asla onaylamayacağını ifade eden Ali, “Hiçbir Pakistan hükümeti, Ensarullah’a yönelik herhangi bir hamleden siyasi olarak sağ çıkamaz” dedi.

Yayın sırasında en dikkat çeken kulis bilgisi ise Suud Hanedanı içindeki çatlak oldu.

Ali, savaşı yürüten Savunma Bakanı Prens Halid ile gidişatı tersine çeviremeyen Veliaht Prens MbS arasında açık bir gerilim ve restleşme patlak verdiğini ifade etti.

Yerel aşiretlerin her iki isim etrafında toplanmaya başladığını belirten Ali, krallıkta iki ayrı kampın oluştuğunu kaydetti:

“Halihazırda Prens Halid cephesi ve MBS cephesi olmak üzere iki ayrı kamp oluşmuş durumdadır. Kendi hükümetleri ile yardımlarına koşan Amerikalı danışmanlar dışında onlara destek veren başka hiç kimse bulunmuyor. Bu işin sonu Suud Hanedanı için iyi bitmeyecektir.”

İlgili Haberler