Suriye’deki rejime yakın isimlerden İsrail medyasına mesajlar
Suriye’deki rejime yakın isimler, İsrail medyasında normalleşme çağrılarını öne çıkarırken İsrail’in güneydeki askeri varlığını genişletmesini ve Suriye topraklarındaki işgalini görmezden gelen bir söylem benimsiyor.
YDH ― El-Ahbar’ın haberine göre, Şam’daki geçiş yönetimine yakın isimlerin İsrail medyasına çıkarak normalleşme çağrısı yapması yeni bir gelişme değil.
2024’ün sonlarında iktidarı ele geçiren Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) ile bağlantılı savaşçılar, İsrail’i “güvence altına almak” ve rejimin çöküşüyle sonuçlanan “Saldırganlığı Caydırma” harekatının gidişatı hakkında bilgi vermek amacıyla röportajlar veriyordu.
Bu tutum, Suriye savaşı boyunca İsraillilere düzenli olarak seslenen HTŞ’li aktivist ve siyasetçilerin yaklaşımını yansıtıyordu.
Bugün geçiş yönetimi, Washington’ın himayesinde Tel Aviv’le bir güvenlik anlaşması imzalamak için çabalarını sürdürürken yönetime yakın aktivistler de İsrail’le ilişkileri daha ileri taşımaya çalışıyor.
Bu isimler, İsrail’le resmî barış anlaşmaları imzalayan ülkelerde bile hâlâ nadir görülen bir yakınlaşma biçimi olan “sıcak normalleşmeyi” hızlandırmayı hedefliyor.
Üstelik İsrail, Suriye’deki eski rejimin düşmesinden bu yana güneydeki askeri varlığını genişletti ve ardından yeni askeri üsler kurarak, su kaynaklarını işgal ederek ve Suveyda’da bir “özerk yönetimi” destekleyerek bölgedeki varlığını pekiştirmeye girişti.
Tel Aviv’in Suriye cephesindeki hedeflerini açıkça ortaya koyan bu gelişmelere rağmen, normalleşme yanlısı isimler her seferinde aynı anlatıyı öne çıkarıyor: Suriye ile İsrail arasında yakınlaşmanın önünü açmak için “İran’ın Suriye’deki etkisine” son verilmesi gerekiyor.
Fahd el-Masri’den İsrail’le anlaşma çağrısı
Bu yöndeki son örneklerden biri, şu anda Özgür Suriye Partisi’nin başında bulunan Fahd el-Masri oldu.
El-Ahbar’ın kaynaklarına göre Şam’a dönmeye, hatta hükûmette bir görev üstlenmeye hazırlanan el-Masri, İsrail gazetesi Israel Hayom’un siyasi ve stratejik işler analisti Danny Zaken’e verdiği röportajda, geniş tabanlı bir Suriye hükûmetinin kurulmasını İsrail’le anlaşmaya varılması ve Suveyda meselesinin çözülmesi şartlarına bağladı.
Benzer bir çıkış da Suriye krizinin başlangıcında kurulan Küresel Adalet örgütünün yönetim kurulu başkan yardımcısı olan Suriyeli-Amerikalı aktivist Maysaa Kabbani’den geldi.
İsrail’in Makan kanalına konuk olan Kabbani, programa katılma gerekçesini, “İsrail seçimlerinden önceki bu kritik dönemde neden sesimizi İsrail kamuoyuna duyurmayalım?” sözleriyle açıkladı ve İsrail’e Suriye’yi düşman olarak görmeme çağrısı yaptı.
İşgal saldırıları geri planda, normalleşme öne çıkıyor
Kabbani, İsrail’in Suriye’nin güneyine yönelik saldırılarını reddetti ancak bu saldırıların niteliği ve sayısı hakkında herhangi bir ayrıntı vermedi.
İsrail’in eylemlerine karşı çıkışını da Suriye ordusunun “sınırları koruma ve diğer ülkelerin işlerine karışmama” konusundaki “istekliliğine” bağladı.
Suriye’den İsrail’e tek bir kurşun bile sıkılmadığını söyleyen Kabbani, İsrail’in “yeni Suriye’de İran ve Hizbullah’ın varlığına son verilmesinden” memnuniyet duyduğunu varsaydı.
Konuşmasında görünüşte yalvaran bir ton kullanan Kabbani, geçiş hükûmetine verdiği destekle tanınmasına rağmen Suriye kamuoyunun İsrail’le barış konusundaki tutumunu doğrudan ele almaktan kaçındı ve meseleyi Suveyda’yla sınırlı tuttu.
Şam yönetiminin, eski rejimin düşmesinin ardından İsrail işgal güçlerinin girdiği bölgelerden çekilmesini gelecekte yapılabilecek herhangi bir anlaşmanın ön koşulu olarak talep ettiğine de değinmedi. Bunun yerine, “Herhangi bir güvenlik anlaşması, Suriye ile İsrail arasında barışın başlangıcıdır” görüşünü savundu.
Suriyeliler ise Kabbani’nin açıklamalarını açık bir normalleşme çağrısı olarak değerlendirdi. Bu tepkiler, İsrail’in Suriye’nin güneyinde Suriyelileri öldürmeyi sürdürdüğü bir dönemde geldi.
Bazı kişiler, “Kurbanların ve kanlarının, Trump’ın ateşli destekçisi Maysaa Kabbani’yi aşırıcılığıyla bilinen bir İsrail kanalına çıkmaktan caydırmaya yetmediğini” belirterek Kabbani’ye tepki gösterdi.
Küresel Adalet’in ABD ve İsrail çevreleriyle ilişkileri
Küresel Adalet örgütünün saflarında, Pentagon’da kıdemli danışman olarak görev yapan Suriyeli-Amerikalı Abi Shahbandar da bulunuyor.
Shahbandar, 2012-2014 yılları arasında Suriye Destek Örgütü aracılığıyla Özgür Suriye Ordusu’na destek verilmesinde ve örgütün “ılımlı” unsurlarıyla Amerikan yetkilileri arasında iletişim kanalları kurulmasında rol oynadı. Suriye krizi sırasında bu kanallar üzerinden söz konusu gruba askeri ve tıbbi yardım ulaştırıldı.
Destek daha sonra ABD ve Suudi Arabistan aracılığıyla tanksavar füzeleri tedarik edilmesini de kapsayacak şekilde genişledi.
Küresel Adalet’in İsrail’le ilişkileri, Kabbani’nin de davet edildiği Washington’daki Yahudi topluluklarıyla düzenlenen toplantılarda açıkça görülüyor.
Bu toplantılar, Shahbandar’ın daha önceki faaliyetlerinin devamı niteliğini taşıyor. Shahbandar, 2002-2019 yılları arasında “İsrail Projesi” adlı örgütün yayımladığı The Tower dergisine düzenli olarak yazılar yazdı.
İsrail medyasında “Yeni Suriye” anlatısı
Suriyelilerin İsrail medyasındaki varlığı, aktivist ve siyasetçilerin verdiği röportajlarla sınırlı kalmıyor.
Bazı isimler daha da ileri gidiyor. Bunlardan biri, Suriye’deki doğrulama platformlarının daha önce yanlış bilgi kaynağı olarak işaretlediği gazeteci Ghassan İbrahim.
İbrahim, “Suriye Tilkisi” adlı internet sitesinin İbranice sürümünü yayımlamaya başladı.
İsrail’in Kan kanalına verdiği röportajda bu girişimin amacını, “İbrani kamuoyuna Suriye’nin farklı bir imajını sunmak” sözleriyle açıkladı.
İsraillilere vermek istediği mesajı ise şu sözlerle özetledi:
“Yeni Suriye ne Gazze, ne Hamas, ne Hizbullah, ne de İran.”




