Bilal Erdoğan Suudi nüfuzunu kırmak için Lübnan'a gidiyor
Bilal Erdoğan’ın gelecek ay yapılması planlanan Lübnan ziyareti, insani ve toplumsal programın ötesinde Ankara’nın Trablusşam üzerinden ülkedeki siyasi ve ekonomik nüfuzunu artırma girişimi olarak değerlendiriliyor.
YDH- El-Ahbar’da Neda Eyüb imzasıyla yayımlanan analize göre, Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın Lübnan ziyareti gelecek ayın ortası için planlandı.
Ağırlıklı olarak insani ve toplumsal faaliyetlerden oluşan program, Türkiye’nin Lübnan’daki siyasi ve ekonomik varlığını genişletme hedefi taşıyor.
Resmî görüşmelerin Lübnan cumhurbaşkanı, başbakanı ve meclis başkanıyla, ayrıca bazı dinî liderlerle sınırlı kalması bekleniyor.
Ziyaret programında Trablusşam’a ise özel önem veriliyor. Bilal Erdoğan’ın kentte halka açık bir toplantı düzenlemesi, eski mahalleleri ziyaret etmesi ve Osmanlı döneminden kalma bazı tarihî yapıların restorasyon projelerini duyurması planlanıyor.
Özel üniversitelerde verilmesi öngörülen bursların da Türkiye’nin Lübnan’da her yıl sunduğu bursları aşacağı kaydediliyor.
Program kapsamında Trablusşam’daki dinî ve toplumsal temsilcilerle; Trablusşam Limanı, özel ekonomik bölge ve Reşid Kerami Uluslararası Fuarı yetkilileriyle görüşmeler yapılması gündemde.
Görüşmelerde ortak projeler ve iş birliği imkânları ele alınacak. Bilal Erdoğan’a iş insanları ile Türkiye’nin hizmet sektörlerinden yetkililer eşlik edecek.
Ankara, Trablusşam’da nüfuz arıyor
Türkiye, son yıllarda Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) aracılığıyla Lübnan’daki insani yardım, kültür ve kalkınma projelerini genişletti.
Ankara, Trablusşam’ı ülkedeki varlığını güçlendirmek için elverişli bir merkez olarak görüyor. Bu tercihte kentin Türkiye’yle tarihî ve toplumsal bağları ile Lübnan’daki Sünni siyasi dengelerdeki yeri etkili oluyor.
Ankara, Suudi rejiminin Lübnan’daki Sünni siyaset üzerindeki geleneksel ağırlığını kırmaya çalışıyor.
Suudiler, Saad Hariri’nin siyasetten çekilmesinden sonra bu alanda yeni bir liderlik ortaya çıkarmadı; Sünni çevreye yönelik siyasi ve kalkınma desteğini de azalttı. Böylece Lübnan’daki Sünni siyaset, siyasi ve liderlik boşluğuyla karşı karşıya kaldı.
Ankara, Beşşar Esed yönetiminin devrilmesinde oynadığı rolün ve Colani liderliğindeki HTŞ’nin Şam’da iktidara gelmesinin ardından Lübnan’daki bazı Sünni çevrelerde yükselen beklentilerden yararlanmayı hedefliyor.
Colani, Lübnanlı bazı Sünniler tarafından siyasi beklentilerini yansıtan bir isim olarak görülüyor. Türkiye’nin Libya’dan Somali’ye uzanan bölgesel rolü ve kendisini İsrail’in bölgesel projelerine karşı konumlandırması da bu çevrelerdeki etkisini artırıyor.
Bilal Erdoğan’ın ziyareti, Ankara’nın Suriye’deki nüfuzunu Lübnan’a taşıma ve ülkeyi Suriye ile Doğu Akdeniz çevresinde şekillenen jeopolitik denklemde konumlandırma arayışının parçası olarak değerlendiriliyor.
Ankara’nın girişimleri Beyrut’un bölgesel tercihleriyle karşı karşıya
Türkiye’nin Lübnan’daki varlığını kalıcılaştırma çabaları, Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un farklı bir bölgesel yönelime işaret eden adımlarıyla karşı karşıya.
Aun, Birleşik Arap Emirlikleri, Yunanistan, Kıbrıs ve Hindistan’la ilişkileri geliştirmeye yöneldi. Bu hat, Doğu Akdeniz’de İsrail’in çıkarlarıyla kesişiyor.
Aun’un Türkiye’yle koordinasyon kurmadan Lübnan ile Kıbrıs arasındaki münhasır ekonomik bölge sınırlandırma anlaşmasını imzalamakta ısrar etmesi Ankara’da rahatsızlık yarattı.
Atina ziyareti ve Yunanistan’la stratejik ittifak açıklaması da bu yönelimin işaretleri arasında yer aldı. Yunanistan aynı dönemde İsrail’le en kapsamlı savunma anlaşmasını imzaladı.
Geçen cumartesi Beyrut ve Trablusşam limanları, Hindistan-Ortadoğu-Avrupa Ekonomik Koridoru’nun liman ağına katıldı. Aun’un talimatıyla gerçekleşen ve kutladığı bu adım, Lübnan’ı Ankara’nın Doğu Akdeniz projesiyle rekabet eden bölgesel girişimlere yaklaştırdı.
Lübnan yönetimi şimdi Türkiye’nin ekonomik ve askerî iş birliği tekliflerini değerlendirme ya da başka bölgesel hesapları gözeterek askıda tutma seçeneğiyle karşı karşıya.




