Yeni İran savaşı Körfez’in enerji akışını yıllarca aksatabilir
Körfez’de hasar gören rafineri ve LNG tesislerinin onarımı yıllar sürebilir; yeni bir saldırı, enerji krizinin yükünü ithalatçı ülkelere daha da ağır biçimde taşıyabilir.
YDH- Foreign Policy yazarı Emir Hendcani, Körfez’den petrol sevkiyatının savaş öncesi seviyeyi aşmasının enerji altyapısının güvende olduğu anlamına gelmediğini belirtti. Hendcani, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik yeni bir saldırısının bölgenin üretim ve ihracat kapasitesinde yıllarca sürecek kayıplara yol açabileceği uyarısında bulundu.
Washington, piyasaya ulaşan petrol miktarına bakarak Körfez’in yeni bir savaşın yükünü kaldırabileceği sonucuna varıyor. Bu yaklaşım, hasar gören tesislerin durumunu ve onarım sürelerini göz ardı ediyor.
Kpler’in gemi takip verilerine göre Hürmüz Boğazı ve alternatif güzergâhlardan yapılan petrol sevkiyatı, 18 Ekim’de sona eren haftada günlük 24 milyon varili aştı. Savaş öncesi günlük ortalama 23,3 milyon varildi. Ancak bu akış, rafinerilerin, LNG tesislerinin ve ihracat terminallerinin savaş öncesindeki kapasitesini koruduğunu göstermiyor.
Hendcani, “Körfez’den ne kadar petrol ve gazın hâlâ aktığıyla, bu akışı sağlayan tesislerin durumunu birbirine karıştırmamak gerekir” diye yazdı. 28 Şubat’ta başlayan savaşta İran’ın füze ve İHA operasyonları Körfez’deki rafinerilere, LNG tesislerine ve ihracat terminallerine zarar verdi. Yemen ordusu da Kızıldeniz’de ikinci bir cephe açtı. Kaybedilen kapasitenin önemli bölümünü yeniden kurmak yıllar alacak.
Hasar gören tesislerin onarımı yıllar sürebilir
Reuters’ın araştırmasına göre savaşın başlangıcından bu yana İran’ın İHA ve füze saldırıları, Körfez’deki yedi ülkede en az 84 altyapı tesisini en az 135 kez hedef aldı. Arabistan’ın en büyük dokuz rafinerisinden beşi ile BAE’nin Hürmüz dışındaki başlıca ihracat terminali Füceyre’deki iki yükleme manifoldu hasar gördü.
Katar’daki Ras Laffan LNG kompleksinde sıvılaştırma ekipmanlarını barındıran soğuk kutulara yönelik saldırılar iki üretim hattını devre dışı bıraktı. Bu hatlar, Katar’ın ihracat kapasitesinin yaklaşık yüzde 17’sini oluşturuyordu. QatarEnergy, onarımların üç ila beş yıl sürebileceğini açıkladı. Yıllık gelir kaybının yaklaşık 20 milyar dolara ulaşabileceği belirtilirken özel üretim ekipmanlarının kısa sürede yenilenmesi de beklenmiyor.
Yeni saldırı harekâtını savunanlar, Körfez’in hava savunma performansını öne çıkarıyor. Ancak önleme oranları, enerji altyapısının korunup korunmadığını ölçmek için yeterli değil. BAE, savaşın ilk gününde İran’dan atılan 137 balistik füzenin 132’sini önlediğini iddia etmişti.
Amerika Yahudi Ulusal Güvenlik Enstitüsü (Jewish Institute for National Security of America/JINSA) de tahminine göre savaş sahasının genelinde İran mühimmatının yüzde 90’ından fazlasının engellendiğini öne sürdü. Buna rağmen Katar, Ras Laffan’a yönelen beş füzeden dördünü önlediğini açıklamasının ardından iki LNG hattının devre dışı kaldığını bildirdi. Bir rafineri ya da LNG tesisini durdurmak için çok sayıda füzenin isabet etmesi gerekmiyor; tek bir kritik parçanın hasar görmesi yeterli olabiliyor.
Yeni bir saldırı turu, hava savunma stoklarının da azaldığı bir dönemde başlayabilir. JINSA, mart sonuna doğru Bahreyn’in Patriot önleyici füzelerinin yüzde 87’sine kadarını, BAE ve Kuveyt’in ise yaklaşık yüzde 75’ini kullandığını tahmin etti. Birkaç füzenin gaz hattına, pompa istasyonuna ya da ihracat terminaline ulaşması, yıllarca telafi edilemeyecek kayıplara yol açabilir.
Suudi ihracat güzergâhları da baskı altında
Suudi rejiminin Hürmüz’e alternatif olarak geliştirdiği Doğu-Batı petrol boru hattı da saldırı tehdidi altında. Sanaa yönetimine bağlı Yemen ordusu, 20 Temmuz’da Suudi rejimine yönelik deniz ablukası ilan etmişti. Yemen ordusu, o tarihten bu yana Suudi Aramco’nun günlük 400 bin varil kapasiteli Cizan rafinerisini üç kez hedef aldı; tesis ağustosta onarım için devre dışı kaldı.
Eylülde Doğu-Batı hattındaki altyapıya yönelik İHA saldırılarının ardından Riyad boru hattını 11 gün kapattı ve Yanbu’daki yüklemeler durdu. Yemen ordusu 24 ve 26 Ekim’de hattın pompa istasyonlarını hedef aldığını duyurdu. Böylece Hürmüz’ün kapanması ihtimaline karşı oluşturulan alternatif güzergâh da kırılgan hale geldi.
Enerji krizinin yükünü ithalatçılar taşıyor
Savaşın ekonomik yükü, Körfez’den enerji alan ülkelerde şimdiden hissedildi. Savaş öncesinde Hürmüz’den taşınan ham petrolün yaklaşık yüzde 90’ını Asya alıyordu. Bangladeş üniversiteleri erken kapattı, yakıtı karneye bağladı ve elektrik şebekesini çalıştırabilmek için gübre fabrikalarına ayrılan gazı kesti. Pakistan dört günlük çalışma haftasına geçti ve okulları kapattı. Hindistan’da hanelere sübvansiyonlu mutfak gazı tüpü alımı sınırlandırıldı. Filipinler enerji acil durumu ilan etti; Luzon’da yaklaşık iki milyon kişi dönüşümlü elektrik kesintilerinden etkilendi. Avrupa’da dizel fiyat farkları eylülde rekor seviyeye çıktı.
Katar’ın 22 Ekim’de ABD’li Cheniere şirketinden 2054’e kadar yılda dört milyon tona kadar LNG alımını öngören anlaşması, enerji alıcılarının yeni tedarik kaynaklarına yöneldiğini gösteriyor. Savaş yeniden başlarsa Körfez üreticilerinin ABD’ye, kömüre ve başka tedarikçilere kaptırdığı pazar payını geri kazanamayabileceği uyarısı yapılıyor.
Yeni saldırı yerine müzakere seçeneği
Yeni bir saldırı turu Ras Laffan’daki kapasiteyi onaramayacak veya Arabistan’ın yedek üretim gücünü geri getirmeyecek. Ayrıca hava savunma sistemlerinin tamamen önleyemeyeceği misillemeleri davet edecek. ABD ve İsrail’in İran’ın nükleer tesislerini, füze ve İHA kapasitesini, enerji altyapısını hedef alabilecek kısa ve yoğun bir harekâtı değerlendirdiğine ilişkin haberler yayımlandı. Trump’ın henüz saldırı kararını onaylamadığı bildirildi. İranlı yetkililer ise Suudi petrol tesislerini, Körfez’deki veri merkezlerini ve denizaltı internet kablolarını olası hedefler arasında saydı.
Katar arabuluculuğuyla 25 Ekim’de Tahran’a iletilen taslak anlaşmanın yedi günlük karşılıklı güven artırıcı adımlar öngördüğü aktarıldı. Bir İranlı yetkili taslağı “teklif değil” diye nitelese de Tahran’ın yanıt vermesi bekleniyordu. Washington, İran’dan uranyum zenginleştirmeyi tamamen bitirmesini istemekten “anlamlı” bir azaltma talebine yöneldi. İran’ın öncelikleri ise ABD deniz ablukasının ve petrol yaptırımlarının kaldırılmasıydı. Olası bir anlaşma, doğrulanabilir zenginleştirme sınırları ve Hürmüz’ün koşulsuz açılması karşılığında abluka ile yaptırımların aşamalı olarak hafifletilmesini içerebilir.
ABD’nin savaş maliyeti ekim ortasında 47,1 milyar dolara ulaştı; bunun 29 milyar doları kullanılan mühimmatın yenilenmesine ayrıldı. Körfez ülkelerinin onlarca yılda oluşturduğu güvenilir enerji tedarikçisi imajı, iki cephede sekiz aydır süren çatışmalarla ağır darbe aldı. Yeni bir saldırı turu, altyapı kayıplarını ve ithalatçıların piyasalara duyduğu güvensizliği kuşaklar boyunca kalıcılaştırabilir.
İlgili Haberler
Arakçi: Diplomasi sürüyor, İran savunmaya da hazır
01 Kasım 2026 17:19
İsrailli istihbaratçının 'İran'ı Balkanlaştırma' tehdidine İranlı akad…
01 Kasım 2026 16:56
ABD’nin “güvenli geçiş” iddiasına rağmen Katar tankeri vuruldu
01 Kasım 2026 13:36
Devrim Muhafızları: Savaşın coğrafi sınırı olmayacak
01 Kasım 2026 12:39
