Doha’daki görüşmeler savaş riskini önleyebilecek mi?
Katar arabuluculuğunda yoğunlaşan temaslara rağmen İran’ın yedi şartı ile ABD’nin nükleer dosyanın müzakerelere alınması talebi arasındaki anlaşmazlık sürüyor.
YDH- Washington’ın nükleer dosyayı müzakerelere dahil etme talebi arasındaki görüş ayrılıkları sürüyor. Tarafların taleplerinden geri adım atmaması halinde Katar girişiminin başarısız kalabileceği ve askerî çatışma riskinin artabileceği belirtiliyor.
El-Ahbar’a göre, İran’ın Katar arabuluculuğunda yürüttüğü görüşmeler, medyaya yansımayan temaslar ve ihtiyatlı bekleyiş eşliğinde devam ediyor. Görüşmelerin ilerlediğine ilişkin haberler, Tahran ile Washington arasındaki önceki müzakere turlarındaki dalgalı seyri değiştirmiyor: “Her konuda anlaşılmadan hiçbir konuda anlaşma sağlanmış sayılmaz.”
Geçen hafta diplomatik temaslar önceki haftalara kıyasla belirgin biçimde yoğunlaştı. Katar’ın girişimi, “Mekke İttifakı”na bağlı üst düzey güvenlik yetkililerinin Tahran ziyareti ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri Muhsin Rızai’ye gönderdiği mektup, bu hareketliliğin öne çıkan başlıkları oldu. Ancak bu temasların yakın zamanda bir uzlaşmaya işaret etmekten çok, ABD ve İsrail ile İran arasında geniş çaplı bir askerî çatışma ihtimalini önleme çabasını yansıttığı değerlendiriliyor.
Katar başbakanının cuma günü Tahran’a yaptığı ve İranlı yetkililerle yaklaşık 12 saat süren yoğun görüşmeleri, bu çabaların en önemli aşaması oldu. Katar başbakanı, İranlı yetkililerle temaslarının yanı sıra ABD tarafıyla da doğrudan iletişim kurdu. Ardından önceki gün bir İran heyeti Doha’ya gitti. İran Dışişleri bakan yardımcısı, son iki gündür Katarlı yetkililerle yoğun görüşmeler yürütürken Katar tarafı da Washington’la temaslarını sürdürdü.
Şu anki müzakere çerçevesini oluşturan Katar girişimi, İran ve ABD’nin kaygılarını karşılayacak ortak bir zemin bulmayı amaçlıyor. Öneri, “karşılıklı yükümlülüklerin beş günü aşmayan bir takvim içinde adım adım uygulanmasını” öngörüyor. Ancak İran’ın resmî haber ajansı dün, diyaloğun sürmesine rağmen taraflar arasındaki “yükümlülüklerin uygulanmasında öncelik ve nükleer müzakerelerin zamanlamasına ilişkin temel görüş ayrılıklarının” anlaşmanın önündeki başlıca engel olmaya devam ettiğini bildirdi.
Tahran yedi şartında ısrar ediyor
Tahran, Washington’ın İslamabad mutabakatlarına dayanan yedi İran şartını kabul etmesini istiyor. Bu şartlar arasında “tüm cephelerde savaşın durdurulması”, “deniz ablukasının kaldırılması”, “petrol yaptırımlarının iptal edilmesi”, “dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması” ve “İran’ın Hürmüz Boğazı’nın yönetimindeki rolünün tanınması” bulunuyor. İran, bu adımların ardından boğazı açacağını belirtiyor.
İran tarafı daha önce bu sürecin tamamlanması için yedi günlük bir takvim önermişti. Ancak Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi dün, sürecin sıkıştırılarak yalnızca iki günde tamamlanabileceğini söyledi. Arakçi, yardımcısının Doha’da Katarlı arabulucularla yürüttüğü görüşmelerin ilerlediğini ve temasların yoğun biçimde sürdüğünü belirtirken, henüz “kesin ve nihai sonuç” aşamasına ulaşılmadığını da vurguladı. İranlı bakan, ABD heyetiyle doğrudan bir görüşme yapılmadığını ve böyle bir görüşme için herhangi bir hazırlık bulunmadığını kesin bir dille ifade etti.
Tahran’ın Vance’in doğrudan müzakere çağrısı yapan ve nükleer dosyanın gündeme alınmasını isteyen mektubuna yanıt hazırladığı bildirilmişti. Ancak mevcut gelişmeler, İran’ın Doha görüşmelerinin sonuçlarını görmeden yanıt vermemeyi tercih ettiğine işaret ediyor. Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’ne yakın kaynaklar, ABD’nin yanıtının olumlu olması ve İran’ın yedi talebini desteklemesi halinde Tahran’ın Vance’in mektubuna karşılık verebileceğini; yanıtın olumsuz olması durumunda ise mektubu cevapsız bırakabileceğini söyledi.
Rızai, önceki akşam televizyonda yaptığı açıklamada Vance’in mektubunu aldığını ancak henüz yanıt vermediğini belirtti. Mektubun “üslubunun” önceki ABD yazışmalarından farklı olduğunu söyleyen Rızai, bunu “olumlu bir işaret” olarak değerlendirdi. Bununla birlikte Tahran’ın müzakere çerçevesinde herhangi bir değişiklik yapmadığını, yedi talebin yeni bir müzakere aşamasına geçilmesi için zorunlu şart olduğunu ve bu şartlar yerine getirilmeden nükleer dosyanın ele alınmasını kesin biçimde reddettiğini kaydetti.
ABD açısından ise özellikle denetimlerin yeniden başlatılması ve İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stokunun durumu öne çıkıyor. 400 kilogramı aştığı tahmin edilen stokun teorik olarak 10 atom bombası üretmeye yetecek miktarda olduğu belirtiliyor. Tarafların taleplerinden geri adım atmaması halinde Katar girişiminin başarısızlığa uğrayabileceği ve bunun askerî çatışmaya sürüklenme riskini artırabileceği değerlendiriliyor.
İlgili Haberler
Enerji uzmanı: Dünya, Üçüncü Dünya Savaşı’na uyurgezer gibi ilerliyor
02 Kasım 2026 10:27
İran savunma doktrinini değiştirdi
01 Kasım 2026 21:57
Arakçi: Diplomasi sürüyor, İran savunmaya da hazır
01 Kasım 2026 17:19
İsrailli istihbaratçının 'İran'ı Balkanlaştırma' tehdidine İranlı akad…
01 Kasım 2026 16:56
