HABERLER    ANALİZLER
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
26-11-2015 tarihinde, 19:32 saatinde eklendi
Ankara, savaşın kaderini değiştirdi
Ankara, savaşın kaderini değiştirdi
Mehmet SERİM

YDH Suriye Temsilcisi Mehmet Serim, Rusya’ya ait savaş uçağının Türkiye tarafından dürülmesinin Suriye’deki savaşa yönelik muhtemel etkilerini yazdı.

AKP hükümetinin Suriye'de yaşanan süreçte takındığı tavır, uyguladığı politikaların dostane olmadığı malum.

AKP olayların başından bu yana silahlı gruplara doğrudan ya da dolaylı destek oldu. ABD ve Batı'nın politikaları ve kendi bölgesel ve iç siyasi - dinsel hesapları doğrultusunda Suudi Arabistan ve Katar ile işbirliği halinde Suriye yangınını körükledi; fırsatçılık yaparak bu yangından çıkar elde etmeye çalıştı.

Batı AKP'nin Suriye'de kimlerle iş kotardığını bilmeyecek kadar aptal değil. Ancak onlar da kendi çıkarları doğrultusunda üç maymunu oynadılar, çünkü amaca giden yoldaki en büyük engel olan Esad ortak hedefti.

Daha birkaç gün öncesine kadar bu şekilde devam eden bu süreç uçak düşürme olayıyla zirve yaptı ve bundan sonra süreci bambaşka bir niteliğe evirecek bir döneme girilmiş oldu.

AKP kurbanı Türkmenler

Biz Suriye'de yaşayanlar olarak Türkmenlerin buradaki durumlarını yakından biliyoruz. Türkmenler de her Suriyeli Arap, Kürt gibi Suriye toplumunun bir parçası. Her Suriyeli gibi onların da siyasal, ekonomik, sosyal sorunları var; ancak bu sorunları Türkmen oldukları için yaşamıyorlar. Baas rejimi Suriye'deki herkese hizmette de, baskıda da ‘eşit’ davranıyor.

Suriye'de herhangi bir Arap ne kadar baskı görüyor ise, ne kadar ekonomik sorunlar ile uğraşıyorsa, bir Türkmen (ya da Kürt veya Alevi) de o kadar baskı görüyor, ekonomik sorunlarla uğraşıyor.

 Ancak Suriye'de savaşın başlamasından sonra yukarıda andığımız politikalar çerçevesinde her tür enstrümanı kullanan AKP Türkmenleri de ateşe atmaktan çekinmedi ve onları kendi devletleri ile karşı karşıya getirdi. Bir zamanlar görev yaptıkları orduya karşı savaşmaları için onları kışkırttı ve aynı zamanda maddi, lojistik destek verdi.

Bugünlerde Lazkiye'nin kuzeyi başta olmak üzere Türkmenlerin yaşadığı sorunların kaynağında bu politika ve icraatlar yatar. Humus Baba Amr'da da böyleydi, Hama kırsalında da böyleydi.

Irak'taki Türkmenlere yönelik icraatları bilinen AKP'nin umurunda değil Türkmenler; onlar AKP treninin Suriye ve Ortadoğu'da istediği yöne hareket etmesi için yakıt olarak kullanılıyorlar sadece.

Bu nedenle eskiden sorunlu da olsa; bir şekilde yaşadıkları ülkede şimdi düşman konumundalar.

Son günlerde yaşanan gelişmeler Türkmenler üzerinden olduğu için bu kısma değinerek geçtik.

Rusya’ya yönelik ilk ciddi saldırı

Rusya, uçağının düşürülmesi ile birlikte Suriye'de askeri operasyonlara resmen başladıktan sonra ilk ciddi saldırıya maruz kaldı. Üstelik bu saldırı Rusya'nın savaştığı silahlı grupların birinden değil Türkiye'den geldi.

Rus uçakları bundan bir süre önce de Türk hava sahasını ihlal etmiş ve Türkiye ile Rusya arasında diplomatik gerilim yaşanmıştı.

Türkiye angajman kararlarını işleteceğini daha önce bir şekilde belli etmişti; ancak en başta Putin olmak üzere kimse Türkiye'nin böyle bir tavır sergileyeceğini hayal bile etmemişti. 

Türkiye'nin bu kararı ve uçağı düşürmesi planlı mı?

 

Bu karar önceden alındıysa Obama'lı ve Obama'siz iki olasılık var.

Birinci ihtimalde NATO şemsiyesi altında bir hareket söz konusu ki burada Rusya - NATO peşrevinin bir tezahürü olarak görülebilir. İkinci ihtimalde Türkiye kendi başına NATO'yu harekete geçirebileceğini düşünerek hareket etmiş olabilir.

Ancak NATO'nun daha önce uçağımızın düşürülmesi olayından sonrası da dahil Suriye'ye karşı çekimser davrandığını biliyoruz. Bu durumda AKP hükümeti NATO'yu da bir emrivaki ile karşı karşıya bırakmak istemiş olabilir mi? Eğer öyle ise NATO'nun harekete geçmesi bu kadar basit mi?

NATO'nun harekete geçmesi sadece Türkmen dağı ile düşünülecek bir gelişme olmaz tabii.

Kuzey denizinden Akdeniz'e inen kaba çizgi boyunca Rusya ile NATO zaten karşı karşıya ve yıllardır güvenlik algılamaları bu hat üzerinden şekilleniyor.

İkincisi NATO, ABD ve Türkiye'den ibaret değil. İngiltere, Fransa var. Bu ikilinin çıkarları ve Almanya'nın ABD'nin tüm kışkırtıcılığına rağmen Rusya ile dengeli ve çılgınlıkların önüne geçmek amacıyla akılcı ilişki yürütme isteği; Obama'nın İran ile yapmış olduğu anlaşmalar sonrası sağlanan nazik istikrar; Çin'in ABD ile kendi bölgesindeki mücadelesi ve Rusya ile birlikte hareket edecek olması; Rusya'nın İran ile birlikte Körfez ülkelerini hedef olarak görmesi gibi konular bir NATO - Rusya (bloku) karşılaşmasını şimdilik imkansız kılıyor. Aksi zaten sadece herkesin çıldırmış olduğu anlamına gelir.

Bu durumda şimdilik akla yatkın olan Türkiye'nin uçağı kendi kararı ile düşürmüş olduğu. Hatta daha ileriye gidelim bu karar Türkiye'nin değil, hükümetin de değil Davutoğlu ya da Erdoğan'ın veya ikisinin birden kararıydı sadece.

 ABD'den yapılan açıklamalar da bunu düşündürüyor. Rusya'nın yaptığı operasyonlar çıkarları zedeliyorsa neden Suriye hava sahasında Rusya'nın yanı başında bulunan ABD uçakları değil de Türk uçakları, üstelik kendi ülkelerinden bulaşıyor belaya?

Çünkü ABD bizimkiler gibi amatör değil, bizimkilerin Türkmenlere yaptığı gibi Türkiye'yi maşa olarak kullanıyor.

Vekalet savaşını içeride silahlı gruplar ile dışarıda ise Türkiye, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkeler vasıtası ile yürütüyor. Bu da Türkiye'nin görünen yüz olmaya devam etmesi demek.

Ciddi sonuçlar

Bunun yükünü de Türkiye çekecek bundan sonra. Çünkü Kremlin ve Putin tarafından yapılan açıklamalara göre uçağı düşüren ülke olarak "çok ciddi olayın" merkezinde yer alan ülke Türkiye ve dolayısıyla "ciddi sonuçlara" katlanacak ülke de Türkiye olacak.

Zaten bunun ilk tezahürleri Rusya'nın aldığı bir dizi karar ile birlikte görülmeye başlandı. Türkiye'nin sonuçlara katlanması sadece ikili siyasi ya da ekonomik ilişkilerde olmayacak, bunlar bir süre sonra atlatılır.

Rusya bugüne kadar Suriye sahasında Türkiye ile takışmaktan kaçınıyordu. Uçakların Türk hava sahasını ihlalinin ise Türkiye'ye yönelik özel bir tavır olmadığı çok açık.

Rusya'dan yapılan açıklamalar sükunet ile; sitemkar bir tonda yapılmış açıklamalar. "Sırtımızdan vurulduk" ifadesi çok ağır. Putin'in Ürdün kralını kabulünde konuşurken kendisini zor tuttuğu çok belliydi. Asıl tavır bundan sonra ortaya çıkacak.

Rusya'nın uçağın düşürülmesi olayını "ihlal olmuş, Türkler uçağımızı düşürmüş" diye düşünerek geçiştirmesi mümkün değil. Zira uçağın düşürülme nedeni teknik değil "siyasi."

Rus uçağının Türk hava sahasını 7 ya da 17 saniye ihlal etmiş olmasının ne önemi olabilir? Türkiye Rusya ile savaşta değil ki. Üstelik Rus uçağı Ankara'ya doğru yol almıyordu.

Türkiye Türkmen dağındaki çetelere karşı savaşta Suriye ordusu Rusların yardımı ile ilerleme sağlamaya başlayınca kendisi için çok kritik bir bölgenin elden çıkmakta olduğunu gördü ve buna izin vermek istemediğini Rus uçağını düşürerek anlatmaya çalıştı.

Uçağın düşürülme kararının siyasi olması demek Türkiye'nin bugüne kadar Rusya ile devam eden nazik ilişkide rest çekmesi demek. Elbette gaz başta olmak üzere iki ülkeyi birbirine bağlı kılan faktörler var; ancak "düşmanca" tavır ortaya kondu ve bundan geriye dönüş yok.

Rusya bu durumda üstelik çok haksızca gördüğü bir tavır nedeniyle Türkiye ve ABD'ye karşı Suriye'deki tavrını sertleştirecektir.

Rusya’nın işi kolaylaştı

ABD ile Rusya'nın geçerli bir sebep olmadan doğrudan karşı karşıya gelmesi çok olası değil. Ancak Türkiye uçağı düşürmekle bundan sonraki Rus uçuşlarının önünü tamamen açmış oldu.

Rusya bundan sonra Türk hava sahasını ihlal etmemeye özen göstererek (Türkiye'ye bahane vermeyerek) sınır boyunca bombardımanlarını daha da yoğunlaştıracaktır. Üstelik bu bombardımanlar kara bombardımanıyla da desteklenecektir. Zaten şimdiden bombardımanın yoğunlaştığı haberleri gelmeye başladı bile.

Bu durumda AKP hükümeti uçağı düşürerek ilk zararı, korumaya çalıştığını iddia ettiği "Türkmenlere" vermiş oldu.

Rusya bir şekilde Suriye savaşına dahil olduktan sonra aynı zamanda uluslararası arenada siyasi çözüm için de çaba harcıyordu. Viyana süreci bu olaydan sonra zarar görür mü bilinmez; ancak Rusya bundan sonra askeri önceliklerle hareket edecek ve Türkiye'nin bu saldırı ile birlikte kendisine altın tepside sunduğu meşruiyeti sonuna kadar kullanacak.

Savaş Suriye'de bugünlerde kuzeyde sürüyor. Lazkiye kuzey kırsalında Keseb'in doğusundaki Türkmen dağı, devamında Cebel Ekrad, devamında Hama kuzey - İdlib güney kırsalı, Cisr eş-Şuğur, İdlib merkez, İdlib doğu kırsalı, Halep batı ve kuzey kırsalı ile Halep merkez bundan sonra kemik kıran savaşının yaşanacağı birkaç ili kapsayan bir alan olacak.

Suriye ordusu Halep'in güneydoğu kırsalında önemli ilerlemeler kaydetti. Güneyde ise Hama'ya uzanan otoyolun doğusunda otoyolu ele geçirmek için büyük mücadele var. Lazkiye kırsalında ise durum belli.

Bu bölge Suriye'de savaşın ve Putin'in Suriye politikalarının geleceğini belirleyecek. Bu nedenle Putin'in bu hiç beklenmedik atak karşısında geri adım atması beklenemez. Aksine yukarıda çerçevesini çizmeye çalıştığımız bölge içinde savaş daha da yoğunlaşacak.

Angajman kurallarını artık Rusya belirleyecek

Rusya Suriye hava sahasında kendisine tehlike oluşturacak her hedefi vuracağını ilan etti. Bunun anlamı şu: Suriye'de uçuşa yasak bölge artık hayal oldu. Angajmanın hükmü de kalmadı. Hatta tam tersi Rusya bölgeye yerleştirdiği askeri sistemler ile Türkiye'ye fiili angajman uygulamaya başladı.

 

Suriye'de olan biten nasıl tanımlanırsa tanımlansın Suriye egemenlik sınırları içinde olup bitiyor. Ne olursa olsun Suriye'nin rızası olmadan herhangi bir ülkenin Suriye topraklarında bulunması mümkün değil. Bu durumda AKP uçağı düşürerek yükselttiği savaşı ne şekilde sürdürebilir? Birkaç uçak daha düşürerek mi? Bu mümkün değil.

Böylece Çin, Irak ya da başka yerlerde hassas olduğunu iddia ettiği konularda olup bitene sessiz kalan AKP hükümeti bundan sonra Suriye'deki söz hakkını da kaybetmiş oluyor.

Ankara, savaşın kaderini Suriye lehine çevirdi

AKP hükümeti bu hamlesi ile birlikte Suriye savaşının kaderini tamamen Suriye yönetimi lehine çevirmiş oldu.

Bundan sonra Halep - İdlib - Lazkiye üçgeni başta olmak üzere savaşta niteliksel değişimlerin olduğu bir döneme girilecek.

Dış politikanın ‘kitabını yazanların’ Türkiye'nin çıkarlarına vurdukları son darbe bu oldu.

Ankara, Atlantik Avrasya ya da NATO - Rusya mücadelesini yanlış anlamış. Bu işin bir raconu var. Uçak düşürmek, üstelik bunu herhangi bir geçerli sebep olmadan yapmak da bu racona uymadı. Şimdi Batı başkentleri müttefiklerinin yaptığı hatadan nasıl sıyıracaklarını düşünüyor.

Hükümet de belli ki yaptığının farkına varıp emrindeki basına yumuşak gitmelerini emretmiş. Yandaş başında çıkan başlıklar bunu gösteriyor. Aksi durumda en iyi bildikleri şey olan teneke çalmayı daha yüksek sesle yaparlardı.

Ama artık çok geç. Ok yaydan çıktı ve Putin kararını çoktan vermiş olmalı.

Suriye'de bundan sonra başta Türkmen dağı olmak üzere cehennem günleri başlıyor. Hem silahlı gruplar için hem de onları destekleyen AKP hükümeti için.

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Henüz yorum yapılmamış
Diğer İlgili Başlıklar
Neden, niçin, nasıl Halep? 11-12-2016 tarihinde eklendi
Trump ve Suriye 10-11-2016 tarihinde eklendi
Halep ve sonrası 31-07-2016 tarihinde eklendi
İran TV’sinden Tahran toplantısı yorumu 10-06-2016 tarihinde eklendi
İsrail’in Araplarla ticareti Türkiye üzerinden 02-06-2016 tarihinde eklendi
‘Ilımlı muhaliflerden’ Zara köyünde Alevi katliamı 12-05-2016 tarihinde eklendi
Han Tuman’dan sonra siyasi çözüm umudu kalmadı 09-05-2016 tarihinde eklendi
Suriye'deki ateşkese dış müdahaleler ve Kilis toplantısı 21-04-2016 tarihinde eklendi
İsrail ile ittifak veya çöküş 20-04-2016 tarihinde eklendi
Suudilerin gerçekleşmeyecek Suriye rüyası 20-04-2016 tarihinde eklendi
Güncel
16:07 (20.02.2017)
ABD Savunma Bakanı: IŞİD'le savaş uzun sürecek.
16:04 (20.02.2017)
Halep'in güneybatısında Suriye ordusu ile Nusra arasında şiddetli çatışmalar yaşanıyor.
15:45 (20.02.2017)
Rusya Savunma Bakanlığı, Suriye'de düzenlenen bir bombalı saldırıda 4 Rus askerinin öldüğünü, 2'sinin de yaralandığını açıkladı.
15:43 (20.02.2017)
Debka: Suriye ordusu, Rakka'yı almaya hazırlanıyor.
15:43 (20.02.2017)
El Meyadin: Suriye ordusu, Halep'in doğusundaki 10 köyü kurtardı.
00:19 (19.02.2017)
Lübnan Cumhurbaşkanı Mişel Aun: İsrail'in her türlü saldırısına uygun şekilde cevap vereceğiz.
23:53 (17.02.2017)
IŞİD'in Suriye yönüne kaçmak için Telafer'in batısındaki güvenlik kuşağına yönelik ikinci saldırısı da Haşd Şabi tarafından engellendi.
13:28 (17.02.2017)
ABD Dışişleri Bakanı Tillerson: Rusya, Suriyeli muhalifleri terörist olarak gördükçe Moskova ile Suriye krizi konusunda işbirliği yapmayacağız.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Türkiye’nin ‘Suriye’nin toprak bütünlüğü’ macerası
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım