BM Güvenlik Konseyi'nden Colani rejimine net mesaj

img
BM Güvenlik Konseyi'nden Colani rejimine net mesaj YDH

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin Suriye toplantısında, yabancı savaşçılar ve radikal grupların tehlikesine dikkat çekilirken, ülkedeki durumdan HTŞ rejimi sorumlu tutuldu.




YDH - Suriye'deki güvenlik durumuna ilişkin Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi'nin periyodik toplantısından, beklendiği gibi yeni bir sonuç çıkmadı.

Toplantıda, yabancı militanların ve radikal grupların varlığının tehlikesi konusunda uluslararası fikir birliği teyit edilirken, ülkedeki durumdan mevcut Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejiminin sorumlu tutulması dikkat çekti.

Bu durumun, ABD ve Avrupa'nın HTŞ lideri Ebu Muhammed el-Colani (şimdiki adıyla Ahmed Şaraa) ile kurmaya çalıştığı ilişkilerin yeniden şekillenmesine katkıda bulunduğu anlaşılıyor.

Toplantı öncesinde Suriyeli aktivist Haysem el-Menna'nın sahil bölgesinde yaşanan bazı olayları belgeleyerek Konsey üyelerine gönderdiği raporlar ışığında, mezhepçi saiklerle gerçekleştirilen ve hâlen tam olarak sona ermeyen katliamlar etraflıca tartışıldı.

Radikal grupların çoğunluğu Alevi olan köy ve kasabalar arasında konuşlanması nedeniyle pek çok bölgede gerginliğin sürdüğü, bazı yerlerde (Drekiş, Besnada) devam eden çatışmaların halkta paniğe yol açtığı ve yetkililerden bu konuda bir açıklama gelmediği belirtildi.

Konsey'in bu ayın 14'ünde yaptığı ve ABD-Rusya ortak tutumunun benimsendiği bir bildiriyle sonuçlanan toplantıdaki pozisyonlar tekrarlandı.

Üyeler, bu katliamları kınayarak faillerin cezalandırılması için şeffaf soruşturmalar yapılması ve Suriyeliler ile komşu ülkeler için tehlike oluşturan radikal grupların kontrol altına alınması çağrısında bulundu.

Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya konuşmasında, ülkesinin durumu doğrudan gözlemlemesini sağlayan iki üssünün (deniz ve hava) bulunduğu Suriye sahilindeki trajik duruma dikkat çekti.

Nebenzya ayrıca, katliamlardan kaçarak Hmeymim hava üssüne sığınan ve Colani rejiminin tüm ikna çabalarına rağmen can güvenlikleri konusundaki endişeleri nedeniyle evlerine dönmeyi reddeden yüzlerce Suriyelinin durumunu aktardı.

ABD Temsilcisi ise bağımsız bir soruşturma komisyonu kurulmasını talep ederek, sorumluluğun "din, inanç veya siyasi aidiyetine bakılmaksızın sivilleri koruması gereken" Suriye makamlarına ait olduğunu belirtti.

Bu arada, medyada çıkan haberler HTŞ'nin dışişleri bakanı Esad eş-Şeybani ile Amerikalı ve Batılı yetkililer arasında iki görüşme yapıldığına dair bilgileri sızdırdı.

Bu görüşmelerde Şeybani'nin, yaptırımların hafifletilmesi ve savaşın yıktığı Suriye'nin yeniden canlandırılmasına yardımcı olunması karşılığında hükümetinin yerine getirmesi gereken şartları dinlediği belirtildi.

Bu ayın 11'inde yapılan ilk görüşmede Şeybani, üç Avrupalı diplomattan oluşan bir heyetle bir araya geldi.

Diplomatların bakana "en büyük önceliğin cihatçı militanların bastırılması olduğunu" söyledikleri ve "kararlı adımlar atılmazsa yeni hükümete verilen uluslararası desteğin buharlaşabileceği" uyarısında bulundukları aktarıldı.

İkinci görüşme ise bu ayın 18'inde Brüksel'deki bağışçılar konferansı sırasında gerçekleşti.

Reuters'ın haberine göre, ABD Dışişleri Bakanlığı Yakın Doğu İşleri Bürosu Suriye ve Levant'tan Sorumlu Müsteşar Yardımcısı Natasha Franceschi, Şeybani'ye ABD'nin şartlarını içeren bir liste sundu.

Bu şartlar arasında HTŞ'nin yabancı militanları üst düzey hükümet görevlerinden uzak tutma taahhüdü, kimyasal silah stoklarının kalanının imhası, terörle mücadele çabalarında işbirliği ve on yıldan uzun süredir Suriye'de kayıp olan Amerikalı gazeteci Austin Tice'ın aranmasına yardımcı olmak üzere resmi bir irtibat kişisi atanması yer alıyordu.

Karşılığında ise HTŞ'nin rejim kurumlarıyla işlem yapılmasına olanak tanıyan mevcut bir lisansın iki yıl uzatılması ve insani ve ekonomik faaliyetleri kolaylaştırmak için olası ek muafiyetlerin getirilmesi gibi bazı yaptırımlardan muafiyet tanınması önerildi.