Maduro’nun kaçırılmasını “taktik başarı” olarak sunan Trump yönetimi, Venezuela’da nasıl bir siyasi ve idari yol izleyeceğine dair net bir çerçeve ortaya koyamıyor.
YDH – Washington Post’un haberine göre, Trump yönetimi, Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’nun evinden alınarak kaçırılmasının “taktik bir başarı” olduğunu iddia etti. Ancak Caracas’ta operasyonun ardından geçen ilk günün sonunda, ABD’nin Venezuela’yı önümüzdeki haftalar ve aylar boyunca nasıl yöneteceğine ilişkin tablonun “belirsiz ve karmaşık” olduğu belirtildi.
Trump’ın, operasyonun ardından ABD’nin Venezuela’yı artık “yöneteceğini” söylemesine karşın, sahadaki siyasi ve kurumsal dengelerin büyük ölçüde yerinde durduğu aktarıldı. Haberde, Maduro’ya yakın isimlerin Caracas’ta hâlâ kilit pozisyonlarda bulunduğu, bazı yetkililerin ise ABD emperyalizmine karşı açıklamalar yaptığı ifade edildi. Buna karşılık, Batılı başkentlerce “demokratik muhalefet” olarak nitelendirilen siyasi aktörlerin fiilen ülke dışında kaldığı ve Trump yönetimi tarafından süreçten dışlandığı kaydedildi.
Washington’dan askeri baskı sinyalleri
Haberde, Washington’un yalnızca Venezuela’ya değil, bölgedeki diğer aktörlere yönelik de yeni askeri seçenekler konusunda mesajlar vermeyi sürdürdüğü belirtildi. ABD yönetiminin Küba ve Kolombiya’yı da “bölgesel tehditler” arasında değerlendirdiğine işaret edildi.
Küba devlet haber ajansının pazar gecesi geçtiği bilgilere göre, ABD güçlerinin Maduro’yu kaçırdığı operasyon sırasında “doğrudan çatışmalarda” 32 Küba güvenlik personelinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Bu kişilerin, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel’in açıklamasına göre, Küba ordusu ve İçişleri Bakanlığı mensubu olduğu aktarıldı. Söz konusu açıklamanın, Küba’nın Maduro’ya “kişisel güvenlik desteği sağladığı” yönündeki uzun süredir dile getirilen ABD iddialarının ardından yapılan ilk resmi açıklama olduğu kaydedildi. Haberde, Kübalı personelin operasyon sırasında ölen ilk ABD dışı unsurlar olduğu belirtildi.
ABD’li yetkililer ise bazı Amerikan personelinin “hayati tehlike oluşturmayan şekilde yaralandığını” iddia etti.
ABD yönetiminde rol ve yetki belirsizliği
Washington Post, ABD’nin Venezuela’daki yeni durumu “pratikte nasıl yöneteceğinin” netlik kazanmadığını yazdı. Trump’ın cumartesi günü, “Venezuela’nın geleceğine ilişkin bir çalışma grubunun” aktif olduğunu söylemesine rağmen, bu grubun yetki ve sorumluluklarının açık olmadığı aktarıldı.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun, Venezuela politikasında “ön planda” yer aldığı ancak aynı zamanda Ulusal Güvenlik Danışmanlığı görevini de yürütmesi nedeniyle “günlük yönetimi fiilen üstlenmesinin zor olduğu” ifade edildi.
Haberde, Trump yönetiminin göreve geldiğinden bu yana ABD dış politika bürokrasisinin büyük bölümünü işlevsiz bıraktığı ve Batı Yarımküre’den sorumlu bir dışişleri bakan yardımcısının hâlâ atanmadığına dikkat çekildi.
Beyaz Saray’ın, Trump’ın yardımcısı ve iç güvenlik danışmanı Stephen Miller’a, “Maduro sonrası” sürecin denetlenmesinde daha geniş bir rol vermeyi değerlendirdiği aktarıldı. Miller’ın, Maduro’nun görevden alınmasına yönelik planlamada da “merkezi bir konumda” yer aldığı kaydedildi.
Caracas’ta geçici yönetim ve açıklamalar
Habere göre, Maduro’nun yakalanmasının ardından, daha önce başkan yardımcılığı görevini yürüten Delcy Rodríguez, Venezuela silahlı kuvvetleri tarafından “geçici devlet başkanı” olarak tanındı. Rodríguez’in, operasyon sonrası Rubio ile bir telefon görüşmesi yaptığı ve Trump’ın bu görüşmeyi “olumlu” olarak nitelendirdiği aktarıldı.
Rodríguez’in pazar akşamı yaptığı açıklamada, Trump’a hitaben, “Halklarımız ve bölgemiz savaş değil, barış ve diyalog hak ediyor.” dediği ve ABD hükümetiyle “iş birliği gündemi” üzerinde çalışmaya açık olduğunu ifade ettiği belirtildi.
Buna karşılık, Venezuela Savunma Bakanı Vladimir Padrino López’in, aynı gün askeri yetkililerle birlikte yaptığı televizyon konuşmasında, Maduro’nun yakalanmasını “korkakça bir kaçırma” olarak tanımladığı aktarıldı. López’in, operasyon sırasında Maduro’nun güvenlik ekibinden çok sayıda kişinin “öldürüldüğünü” söylediği ve silahlı kuvvetlere “egemenliğin korunması” çağrısında bulunduğu ifade edildi.
ABD’den yeni müdahale uyarıları
Haberde, Trump yönetimi yetkililerinin, Rodríguez’in ABD taleplerine uymaması halinde “yeni askeri adımların” gündeme gelebileceği yönünde mesajlar verdiği belirtildi. Trump’ın, The Atlantic’e verdiği demeçte, Rodríguez’in “Maduro’dan daha ağır bir bedel ödeyebileceğini” söylediği aktarıldı.
Trump, Air Force One’da yaptığı açıklamada, Rodríguez ile henüz doğrudan konuşmadığını belirtti. ABD’li yetkililere göre, Venezuela’da şu an ABD kara gücü bulunmamakla birlikte, Karayipler’de yaklaşık 15 bin asker, savaş gemileri, savaş uçakları ve insansız hava araçlarının “hazır bekletildiği” kaydedildi.
Muhalefet ve “yumuşak geçiş” tartışmaları
Washington Post’a konuşan bazı Venezuelalı iş çevreleri temsilcileri, ABD yönetiminin mevcut yönetim yapısında “kontrollü bir değişim” hedeflediğini öne sürdü. Bu kaynaklar, “son dönemde Washington’un özellikle Rodríguez hakkında bilgi topladığını” belirtti.
Haberde, Trump’ın, daha önce muhalefetin sembol isimlerinden biri olarak öne çıkan María Corina Machado’nun liderliğine mesafeli durduğu, Machado’nun ülke içindeki etkisinin “sınırlı” olduğunu söylediği aktarıldı. Machado’ya yakın isimlerin bu açıklamalardan “şaşkınlık duyduğu” ifade edildi.
Bazı muhalefet temsilcilerinin, önümüzdeki 48 saatin, Rodríguez’in mevcut yapıyı sürdürüp sürdürmeyeceği ya da daha “yumuşak bir geçişe” yönelip yönelmeyeceği konusunda belirleyici olabileceğini söylediği aktarıldı.
Petrol, yaptırımlar ve belirsizlik
Haberde, ABD’li yetkililerin Venezuela’nın petrol kaynaklarını, Washington açısından hem “teşvik” hem de “baskı aracı” olarak gördüğü belirtildi. Ancak Trump’ın Venezuela petrol sektörünü “devralma” yönündeki söylemlerinin enerji uzmanları arasında soru işaretleri yarattığı ifade edildi.
Venezuela’da hâlihazırda Chevron, Repsol, Eni ve Maurel & Prom gibi Batılı şirketlerin faaliyet gösterdiği, buna karşın ülke petrolünün büyük bölümünün indirimli fiyatlarla Çin’e satıldığı kaydedildi.
Uzmanlara göre, yeni yatırımların önündeki belirsizliklerin başında, ABD müdahalesi sonrası oluşan siyasi ve güvenlik ortamının uzun vadede nasıl şekilleneceği geliyor.
Haberde, Venezuela’daki sürecin, ABD açısından askeri, siyasi ve ekonomik boyutlarıyla “uzun süreli ve çok katmanlı bir yönetim sınavına” dönüşebileceği değerlendirmesine yer verildi.