Gazeteci Rania Khalek, Lübnan ve bölgedeki tırmanan gerilimi değerlendirerek, İsrail’in saldırılarının Hizbullah ile sınırlı olmadığını, Lübnan’ın güneyini ilhak etme amacı taşıdığını belirtti.
YDH - Breakthrough News'te yayımlanan Dispatches programının sunucusu ve gazeteci Rania Khalek, George Galloway’in The Mother of All Talk Shows programında Lübnan’daki son durumu değerlendirdi.
Lübnan’ın nüfusuna oranla maruz kaldığı can kaybının Gazze’deki yıkımı geride bıraktığını ifade eden Khalek, İsrail’in stratejisinin Hizbullah’ı etkisiz hale getirmekten öte, Lübnan’ın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü hedef aldığını savundu.
Khalek, İsrail’in sağlık tesislerini ve sağlık çalışanlarını kasten hedef aldığını belirterek şunları kaydetti:
"Lübnan’da öldürülenlerin oranı, ülkenin küçük nüfusu göz önüne alındığında oldukça yüksektir. Dördüncü haftaya girilirken binden fazla kişi hayatını kaybetti ve bunların 118’i çocuktur. Ayrıca İsrail, 128 sağlık tesisine saldırarak bunları hasara uğratmış veya tamamen yok etmiştir. En az 40 sağlık çalışanı, çoğu zaman İsrail’in 'çifte vuruş' olarak adlandırdığı saldırılarda öldürülmüştür. Ülke nüfusunun yüzde 25’i yerinden edilmiş durumdadır."
"Mesele Hizbullah değil, İsrail’in yayılmacı ve üstünlükçü devlet yapısıdır"
İsrail hükümet yetkililerinin son dönemdeki açıklamalarına dikkat çeken Khalek, Lübnan’ın güneyinin ilhak edilmek istendiğini ileri sürdü. Khalek, "Dün İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Lübnan’ın güneyinden göç etmek zorunda kalan Şiilerin, kendisi izin verene kadar geri dönemeyeceklerini söyledi. Ayrıca Litani Nehri’ne kadar olan bölgenin işgal edilmesinden bahsediyor. Maliye Bakanı Bezalel Smotrich ise Litani Nehri’nin İsrail’in yeni kuzey sınırı olması gerektiğini savunuyor. Dolayısıyla bu mesele sadece Hizbullah ile ilgili değildir; bu, İsrail’in yayılmacı ve üstünlükçü bir devlet olarak topraklarını genişletme çabasıdır" ifadelerini kullandı.
Khalek, İsrail içerisindeki bazı yerleşimci grupların şimdiden Lübnan’ın güneyindeki köyleri yeniden isimlendirmeye başladığını ve bölgedeki arazileri kendi aralarında alıp sattıklarını belirterek, durumun "tamamen çılgınlık" olduğunu ifade etti.
"Hizbullah, İsrail işgalinin önünde duran tek güçtür"
Lübnan hükümetinin iç durumunu ve Hizbullah’ın direnişini analiz eden Khalek, Hizbullah’ın 2024 yılındaki kayıplarına rağmen 2026 itibarıyla askeri olarak daha güçlü bir konumda olduğunu savundu.
Lübnan hükümetinin Amerikalılara bağımlı bir tavır sergilediğini ifade eden Khalek, "Hizbullah, Lübnan’ın İsrail tarafından işgal edilmesinin önündeki tek engeldir. İsrail ordusu bazı köylere baskın düzenlese de buralarda tutunamıyor ve geri çekilmek zorunda kalıyor. Hizbullah çok sayıda tankı imha etmeyi ve İsrail askerlerine ciddi kayıplar verdirmeyi başardı" dedi.
Khalek, İran’ın savaşa dahil olmasıyla dengelerin değiştiğini belirterek, "İranlılar, bu savaşı bitirme koşulları arasına sadece Lübnan’da bir ateşkesi değil, aynı zamanda İsrail’in tamamen çekilmesini ve Lübnan’a yönelik bombardımanların son bulmasını da dahil edeceklerini söylüyorlar" şeklinde konuştu.
"İran füzeleri şaka değil, İsrail toplumu savaşa bağımlı hale geldi"
İran’ın İsrail’e yönelik füze saldırılarının etkilerine değinen Khalek, İsrail’in askeri sansür nedeniyle hasarın boyutlarını gizlediğini ancak saldırıların ciddi sonuçları olduğunu ifade etti.
Khalek, "Gördüğümüz kadarıyla bu İran füzeleri şaka değil; çarptıklarında binaları yerle bir ediyorlar. İsrail toplumu sığınaklarda yaşamaktan memnun değil ancak toplumun geneli savaşa ve çevresindeki herkesi yok etmeye bağımlı hale gelmiş durumda. Gelecekteki tarihçiler ve sosyologlar, İsrail toplumunun komşularına karşı bu ölüm ve yıkım saçma eğilimini inceleyecektir" dedi.
İsrail’i durdurabilecek tek gücün ABD olduğunu belirten Khalek, Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının küresel ekonomiyi rehin aldığını ve ABD’nin bir noktada "pes etmek" zorunda kalabileceğini kaydetti.
"Donald Trump piyasaları yatıştırmak için hile yapıyor"
ABD Başkanı Donald Trump’ın bölgeye yönelik politikalarını "akıl dışı" olarak nitelendiren Khalek, Trump’ın savaştan çıkmaya çalıştığı yönündeki iddiaların bir yanıltmaca olduğunu dile getirdi.
Khalek, "Kişisel görüşüm, bunun piyasaları sakinleştirmek için yapılan bir hile olduğudur. Trump’ın eylemlerine baktığımızda, bölgeye daha fazla askeri takviye ve asker gönderdiğini görüyoruz. Bu, Hürmüz Boğazı’nı veya Hark Adası’nı güvence altına alma yönünde çok aptalca bir girişimdir ve kesinlikle askeri bir felaketle sonuçlanacaktır" değerlendirmesinde bulundu.
Trump’ın etrafının "evet efendimci" (yes-men) kişilerle çevrili olduğunu söyleyen Khalek, JD Vance gibi isimlerin korkaklık yaptığını, Lindsey Graham ve Benyamin Netanyahu gibi isimlerin ise Trump’ı yönlendirdiğini ifade etti.
"Nükleer silah kullanımı konusunda ciddi endişelerim var"
Savaşın ekonomik ve insani maliyetlerinin tüm dünyada hissedilmeye başlandığını vurgulayan Khalek, nükleer silah kullanımı riskine karşı uyarıda bulundu.
Khalek, "Batı’da bu saçma ve suç teşkil eden savaşı yürüten deliler bizi cehenneme sürüklüyor. İsrail, Ortadoğu’da nükleer silaha sahip tek ülkedir ve son iki buçuk yılda kitlesel imha gerçekleştirme konusunda ne kadar rahat olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle, İsrail gibi bir ülkenin istediğini elde etmek için nükleer silah kullanmasından ciddi endişe duyuyorum" dedi.
Khalek son olarak, Körfez monarşilerinin ABD tarafından "top yemi" ve canlı kalkan olarak kullanıldığını belirterek, bölgedeki Amerikan müttefiki hükümetlerin düştüğü durumu "utanç verici" olarak nitelendirdi.