Jeopolitika analisti Ben-Ephraim, İran’ın hava savunma stratejisinde radikal bir dönüşüm yaşandığını, güçlendirilen sistemlerin ABD ve İsrail uçakları için ciddi risk oluşturduğunu vurguluyor.
YDH- Jeopolitika analisti Shaiel Ben-Ephraim, eski bir İsrail Hava Kuvvetleri komutanıyla gerçekleştirdiği görüşmeye dayandırdığı analizinde, İran’ın hava savunma stratejisindeki radikal değişimi ve ABD ile İsrail hava unsurları için artan riskleri kaleme aldı.
Savunma stratejisinde radikal dönüşüm
Eski bir İsrail Hava Kuvvetleri komutanıyla İran’ın ABD uçaklarını düşürebilme kabiliyeti üzerine uzun bir görüşme gerçekleştirdiğini ifade eden Ben-Ephraim, kaynağının 12 günlük savaşın ardından İran’ın savunma sistemini tamamen yeniden değerlendirdiğini belirttiğini aktardı.
Analist, bu yeni sistemin çok daha gelişmiş ve dayanıklı olduğunu vurgularken, İsrailli pilotların artık bölgedeki operasyonel zorlukların farkına vardığını dile getirdi.
Ben-Ephraim’in aktardığı analizde şu teknik detaylar öne çıktı:
• Merkeziyetçi Yapıdan Bağımsız Komutaya: İran’ın 31 bölgesinin her birinin artık merkezi komuta ile bağlantı kesildiğinde bağımsız hareket etme yetkisine sahip olduğunu belirten analist, yerel komutanların Tahran’dan emir beklemeden füze fırlatabildiğini ve bu durumun geçmişteki büyük bir sorunu çözdüğünü kaydetti.
• "Füze Şehirleri" ve Yeraltı Tünelleri: Sabit tesislerin kolay imha edildiğini fark eden İran’ın, sistemlerini "füze şehirleri" olarak bilinen derin yeraltı tünellerine ve engebeli kıyı arazilerine taşıdığını ifade eden Ben-Ephraim, bu bölgelerin mobil lançerler için doğal bir koruma sağladığının altını çizdi.
• Görünmez Takip Sistemleri: Geleneksel radarların yerini pasif kızılötesi sensörlerin ve sinyal yaymadan jetleri takip edebilen yeni algoritmaların aldığını belirten analist, bu sayede savunma sistemlerinin ifşa olmasının engellendiğini savundu.
• Vur-Kaç Taktikleri: İran’ın mobil ve orta menzilli füze sistemlerine olan bağımlılığını artırdığına dikkat çeken Ben-Ephraim, bu hareket kabiliyetinin "vur-kaç" taktiklerine imkân tanıdığını ve önceden planlanmış saldırıları zorlaştırdığını belirtti.
Yerli teknoloji ve Çin desteği
Analist, İran’ın Rus yapımı füzelere bağımlılığı azaltarak S-300 ve hatta S-400’den daha üstün olduğu değerlendirilen yerli Bavar-373 sistemine yöneldiğini bildirdi.
Son yükseltmelerle bu sistemlerin merkezi komuta yok edilse dahi çalışmaya devam edebilecek bir özerklik kazandığını ifade eden Ben-Ephraim, radar sinyali yaymadığı için tespit edilmesi oldukça güç olan Majid Hava Savunma Sistemi’nin kullanımına da dikkat çekti.
Görüşmenin en çarpıcı noktasını ise Çin teknolojisi oluşturdu.
Ben-Ephraim, İran’ın Çin menşeli HQ-9B sistemini kullandığının doğrulandığını belirterek, hem aktif radar hem de pasif kızılötesi arayıcı başlık içeren bu sistemin, uçakların elektronik karşı tedbirlerini etkisiz kıldığını ve beklentilerin üzerinde bir performans sergilediğini aktardı.
"Çocuk oyuncağı olduğu günler sona erdi"
Analizin sonunda kaynağının, “İran üzerinde uçmanın çocuk oyuncağı olduğu günler sona erdi” şeklindeki sözlerine yer veren Ben-Ephraim, Rus teknolojisinden İran ve Çin teknolojisine geçişin hava sahasını ciddi bir çatışma alanına dönüştürdüğünü vurguladı.
Bölgede hava üstünlüğünün artık ortadan kalktığını savunan analist, İsrail ve ABD Hava Kuvvetleri’nin bu yeni gerçekliğe uyum sağlamak zorunda olduğunu, aksi takdirde daha fazla hava aracı kaybının kaçınılmaz olacağı uyarısıyla değerlendirmesini tamamladı.