Batı Şeria’da Filistinli aileleri evlerinde kuşatan İsrailli yerleşimciler su ve elektriği kesip yardım girişimlerini engellerken, İsrail askerlerinin saldırıları durdurmak yerine yerleşimcilerin yanında kalması tepki çekiyor.
YDH- İşgal altındaki Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları ve zorla yerinden etme girişimleri sürerken, Kusra köyünde Filistinli aileler günlerce evlerinde kuşatma altında tutuldu.
Yerleşimciler bölgeye gelerek yolları kapattı, su ve elektriği kesti, evlere taş attı. İsrail ordusunun ise müdahale etmek yerine yerleşimcilerin saldırılarına göz yumduğu göründü.
Washington Post’un haberine göre, yerleşimcilerin Filistinlileri evlerinden çıkarmak amacıyla kuşattığı bölgede yaşayan Kusay Ebu Reyda ve diğer Filistinliler, İsrail ordusunun kendilerini koruyacağını umdu. Ancak bölgeye gelen bazı İsrail askerlerinin yerleşimcilerle kahve içip birlikte dua ettiği görüldü.
İsrail ordusunun işgal altındaki Batı Şeria’daki Merkez Komutanlığı Başkanı Tümgeneral Avi Bluth’un çarşamba günü bölgeyi ziyaret ederek Filistinlileri koruyacağına dair güvence vermesine rağmen, askerler bazı Filistinlileri evlerinden çıkardı ve bölgeyi askeri operasyon alanı ilan etti.
Askerler bazı yerleşimcileri bölgeden uzaklaştırırken, diğerlerinin Filistinli aileleri kuşatmaya devam etmesine izin verdi.
İsrail ordusu yerleşimcilerin kuşatmasına göz yumdu
Batı Şeria’da yerleşimci saldırılarının günlük hale geldiği bir dönemde Kusra’daki olay, Filistinlilerin gıda, su ve elektriğe erişiminin kesilmesi nedeniyle dikkat çekti.
Yaklaşık 20 ila 30 İsrailli erkek ve genç, pazar günü Kusra’ya geldi. Ardından üç Filistinli aileden dokuz kişi, evlerini terk etmeleri halinde mülklerini kaybetmekten korkarak günlerce evlerinden çıkamadı.
Yerleşimciler bölgeye çadır kurdu, büyük kayalarla barikat oluşturdu, evlerin su ve elektrik bağlantılarını kesti ve Filistinlilerin evlerine taş attı.
Yerleşimciler su ve elektriği keserek Filistinlileri yıldırmaya çalıştı
Kuşatma altındaki Filistinlilerden Kusay Ebu Reyda, ABD vatandaşı olan kardeşine ait evde mahsur kaldı.
Ebu Reyda, İsrail ordusunun bölgedeki yerleşimcileri uzaklaştırmak istemesi halinde bunu kısa sürede yapabileceğini belirterek, ordunun müdahale etmemesini eleştirdi.
Ebu Reyda, “Farklı cephelerde savaşan bir ordunun 10 genç üzerinde düzeni sağlayamaması inanılmaz. Bu sahnelenmiş bir oyun.” ifadelerini kullandı.
İsrail ordusu ise perşembe günü yaptığı açıklamada, Kusra yakınlarında iki “yasadışı yerleşim noktasının” kaldırıldığını ve bir İsraillinin gözaltına alındığını bildirdi. Ancak açıklamada, yerleşimcilerin köyde dolaşmaya devam etmesine neden izin verildiğine ilişkin bilgi verilmedi.
Kuşatmanın altıncı gününde, cuma günü yerleşimcilerin bölgeden ayrıldığı bildirildi. Ancak ne zaman geri dönecekleri bilinmiyor.
Yerleşimci saldırıları Batı Şeria’da sistematikleşiyor
Kusra’daki olay, geçen ay komşu Calud köyünde yaşanan saldırının ardından geldi.
İsrailli aşırı sağcıların saldırısı sırasında Mahmud Tubasi’nin ailesi iki evinden çıkarılmıştı. Aile, su ve elektrik olmadan 10 gün boyunca evlerinde kalmaya çalıştıktan sonra 22 Temmuz’da bölgeyi terk etti.
Tubasi’nin evleri daha sonra İsrailli yerleşimciler ve askerler tarafından ele geçirildi.
Tubasi, Kusra’daki görüntüleri gördüğünde ailesinin yaşadığı saldırının aynısını hatırladığını söyledi.
İsrailli yerleşimcilerin Kusra’daki saldırıda kullandığı yöntemlerin Calud’daki saldırıyla benzerlik taşıdığını belirten Tubasi, yıllarca biriktirdiği para ve birikimleriyle geleceği için inşa ettiği evin başkaları tarafından ele geçirilmesini izlemenin kolay olmadığını ifade etti.
İsrail merkezli Peace Now kuruluşuna göre, 2023’ten bu yana Batı Şeria’da 300 kilometrekareden fazla alan İsrailli yerleşimciler tarafından ele geçirildi veya İsrail hükümeti tarafından “devlet arazisi” olarak yeniden sınıflandırıldı.
Kusra Belediye Başkanı Abdülazim Vadi ve bölge sakinleri, köyü kuşatan bazı kişileri Calud’daki saldırıdan tanıdıklarını belirtti.
Bölge sakinlerine göre, İsrailli yerleşimciler temmuz ayında Kusra’da araçları ve bir camiyi ateşe verdi. Mart ayında ise 28 yaşındaki Kusalı bir Filistinli yerleşimciler tarafından öldürüldü. Olayla ilgili herhangi bir kişinin yargılanmadığı belirtildi.
Tubasi, bölgede hukuk ve düzenin kalmadığını belirterek, “Burada yerleşimcilerin yönettiği bir devlet var. Ne olacağına onlar karar veriyor, ordu da onları koruyor.” dedi.
Kusra’daki olayın dikkat çekmesinde, kuşatılan evlerden birinin ABD vatandaşı bir Filistinliye ait olmasının da etkili olduğu belirtildi.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, perşembe günü İsrail ordusu ve polisinden “İsrailli teröristleri” bölgeden çıkarmalarını istedi.
Huckabee, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, Filistinli ailenin evine yönelik eylemlerin “suç teşkil ettiğini” belirterek saldırıyı gerçekleştirenlerin amacının aileyi korkutmak ve taciz etmek olduğunu söyledi.
İsrail ordusu yerleşimcileri durdurmakta “isteksiz”
İsrail ordusunun Merkez Komutanlığı Başkanı Avi Bluth da çarşamba sabahı aileleri ziyaret ederek yerleşimcilerin bölgeden çıkarılacağı ve olaya katılan askerler hakkında işlem yapılacağı sözünü verdi.
Ancak Bluth’un bölgeden ayrılmasının ardından bazı yerleşimciler, İsrail askerlerinin gözetimi altında Filistinlilere ait mülklerde kalmaya devam etti.
Bu durum İsrail içinde de yerleşimcilerin bölgede hangi makamların talimatıyla hareket ettiği konusunda tartışmalara yol açtı.
Emekli İsrailli güvenlik yetkililerinden oluşan “İsrail Güvenliği İçin Komutanlar” adlı grup, yerleşimci grupların ordu üzerinde etkili olabilmesine tepki gösterdi.
Emekli Tümgeneral Jacob Or, ordunun bu tür eylemlere göz yummasının veya zaman zaman bunlara dahil olmasının, siyasi yönetimin ise yerleşimci grupları desteklemesinin İsrail açısından ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi.
Eski İsrail ordusu operasyonlar başkanı Tümgeneral İsrail Ziv ise ordunun yerleşimcileri koruduğu iddiasına karşı çıktı. Ziv, sorunun Başbakan Benyamin Netanyahu hükümetindeki aşırı sağcı siyasetçilerin tutumundan kaynaklandığını savundu.
Ziv, Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir ve Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in tutumlarının yerleşimcilerin tutuklanmasını zorlaştırdığını belirterek, “Bu tamamen siyasi. Yahudi teröristler süreci yönetiyor.” dedi.
Ziv, ordunun hükümet politikaları nedeniyle yerleşimcileri kontrol etmekte zorlandığını ve bunun “kaosun başlangıcı” olduğunu söyledi.
İsrail hükümeti yerleşimcilerin önünü açıyor
Batı Şeria’daki Merkez Komutanlığı Başkanı Bluth, İsrail ordusu içinde yerleşimcilere yakın tutumuyla bilinen komutanlardan biri olarak tanımlanıyor. Ancak son dönemde hükümetteki daha radikal sağcı çevrelerin de hedefi haline geldi.
Bluth, haziran ayında Batı Şeria’da bir Filistinliyi soyup cinsel organlarından bağlayarak köyünde dolaştıran İsraillinin gözaltı süresinin uzatılmasını önermişti.
Bunun ardından İsrailli yerleşimci gruplar işgal altındaki Kudüs’te protestolar düzenledi. İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, Bluth’un görevden alınmasını isterken Ben-Gvir de benzer çağrıda bulundu.
Ziv ise Bluth’un kişisel görüşleriyle görevini yürütme biçimi arasında fark bulunduğunu belirterek, komutanın siyasi baskı altında olduğunu savundu.
İsrail Savunma Bakanı Katz cuma günü yaptığı açıklamada, Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinin güvenliğine ilişkin yetkinin Bluth’un komutasındaki ordudan alınarak Ben-Gvir’in kontrolündeki İsrail polisine devredileceğini açıkladı.
Filistinliler topraklarından sürülme tehdidi altında
Bu gelişmelere rağmen kuşatma altındaki Filistinli ailelerin büyük bölümü evlerinde kalmaya devam etti.
Filistinli Rukeyya Hasan ile iki kızı, kızlarından birinin yüksek ateş ve kusma şikayetleri yaşaması üzerine ambulansla bölgeden çıkarıldı.
Diğer Filistinlilere ise aktivistler tarafından gıda, ilaç ve su sistemlerini onarmaları için gerekli malzemeler ulaştırıldı.
Cuma sabahı İsrail askerleri gazetecilerin ve aktivistlerin bölgeye girişini engellerken, daha fazla yerleşimci araçlarla bölgeye geldi. Bazı yerleşimci gençlerin Filistinlilere ait arazide futbol oynadığı ve oturduğu, İsrail askerlerinin ise bu kişilerin yanında beklediği bildirildi.
Kusra’daki olay, Batı Şeria’da İsrailli yerleşimcilerin Filistinlileri topraklarından uzaklaştırmaya yönelik eylemlerinin yanı sıra, İsrail ordusunun bu saldırılar karşısındaki tutumuna ilişkin tartışmaları da yeniden gündeme getirdi.