Hizbullah Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati, Lübnan’ın iç güvenliğinden bölgesel jeopolitik dengelere kadar pek çok konuda kritik açıklamalarda bulundu.
YDH- Lübnan İç Savaşı’nın başlangıcının yıldönümünde, RIA Novosti bu ayın 13’ünde Hizbullah Siyasi Büro Başkan Yardımcısı Mahmud Kamati ile geniş kapsamlı bir röportaj gerçekleştirdi.
Ajansın muhabiri Mihail Alaeddin; mülakat kapsamında yalnızca Lübnan’ın iç dinamiklerini değil, aynı zamanda Rusya’nın Ortadoğu’daki çözüm rolünü ve Ukrayna’nın İsrail ile bölge ülkelerine İran menşeli İHA ve füzelere karşı yardım etme niyetine dair açıklamalarını da gündeme taşıdı.
Müzakere masasındaki yeni denklem: 'Garantör İran’dır'
Lübnan ve İsrail arasındaki doğrudan müzakereler ile Hizbullah’ın bu süreçten beklentileri hakkındaki soruya yanıt veren Kamati, İsrail’in Lübnan devletini temelden tanımadığını ve Lübnan Cumhurbaşkanı’nın daha önceki müzakere tekliflerini reddettiğini hatırlattı.
Bugün İsrail’in müzakereyi kabul etmesini, İran ve İslam Cumhuriyeti’nin ABD ile İsrail’e karşı kazandığı stratejik başarıya bağlayan Kamati; bu durumun ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’yu Lübnan’a yönelik yaklaşımlarını yeniden gözden geçirmeye zorladığını savundu.
Kamati, ateşkesin İran’ın çabalarının bir sonucu gibi görünmemesi için farklı bir yaklaşım geliştirilmeye çalışıldığını, ancak bugün sahada ateşkesi garanti eden asıl gücün İran olduğunu vurguladı.
Müzakerelerden Lübnan lehine olumlu bir sonuç beklemediklerini belirten yetkili, İsrail düşmanıyla yapılacak her türlü doğrudan müzakereyi kesinlikle reddettiklerini ifade etti.
Washington ve Tel Aviv’e "ikiyüzlülük" saptaması
Amerikan medyasında yer alan, İsrail’in Trump’ın talebi üzerine Lübnan’daki bombardımanları azaltacağına dair haberlerin güvenilirliği konusunda Kamati sert eleştirilerde bulundu.
İsrail ve ABD’nin "yalan, aldatmaca ve ikiyüzlülüklerine" alışkın olduklarını dile getiren Kamati, bu güçlerin müzakere ettikleri tarafları —ister İran, ister Hizbullah, isterse Hamas olsun— yanıltmak için her türlü yöntemi kullandığını söyledi.
Geçmişte bunun sayısız örneği olduğunu belirten Kamati, eğer Lübnan üzerindeki baskı hafifleyecekse bunun karşı tarafın dürüstlüğüyle değil, yine İran’ın ağırlığı sayesinde gerçekleşeceğini öne sürdü.
Hükümet ile ilişkiler ve sabrın sınırı
Lübnan yetkilileri ile Hizbullah arasındaki ilişkinin niteliğine değinen Kamati, hükümetin bir parçası olmaya ve asgari düzeyde istikrarı korumak adına çalışmalara katılmaya devam ettiklerini açıkladı.
Ancak Kamati, mevcut hükümetin giderek Amerikan diktelerine ve İsrail çıkarlarına boyun eğdiğini, özgürlük ve egemenlik mücadelesi veren direnişe karşı kararlar almaya başladığını ilan etti.
Bu politikaları kesinlikle reddettiklerini ve hükümetin hatalarını görmezden gelmeye çalıştıklarını belirten Kamati; ancak bu yaklaşımın sürmesi halinde ülkenin kaosa, iç bölünmeye ve vahim sonuçlara sürükleneceği uyarısında bulundu.
Protesto dalgası ve patlama riski
Hükümetin tutumuna karşı devam eden gösterilerin daha geniş çaplı bir harekete dönüşüp dönüşmeyeceği sorusuna Kamati, "Her ihtimal açık, çünkü aşırı baskı patlamaya yol açar," yanıtını verdi.
Hükümetin, Lübnan’ı özgürlüğe taşımak için 15 aydır saldırılara göğüs geren direnişin sabrını ve fedakarlığını takdir etmek yerine, onu silahsızlandırmaya ve zayıflatmaya çalıştığını savundu.
Kamati, bugün tanık olunan kendiliğinden gelişen protestoların halkın öfkesini yansıttığını ve hükümetin bu politikalarla kendisini tehlikeli bir çıkmaza sokarak halk baskısı altında düşmesini beklediklerini ifade etti.
"İç savaş dahil tüm seçenekler masada"
Bir iç savaştan korkulup korkulmaması gerektiği ve bunu kimin kışkırtabileceği konusundaki soru üzerine Kamati, "Açıkçası, tüm seçenekler masada," dedi.
Şu aşamada yabancı güçlere hizmet eden politikalara karşı sabırlı davrandıklarını belirten Kamati, nihayetinde hükümete katılmak ya da hükümetten çekilmek dahil tüm ihtimallerin zamanı geldiğinde değerlendirileceğini vurguladı.
Ordunun tutumu ve silahsızlandırma tartışmaları
Lübnan ordusunun direnişi silahsızlandırma sürecine dahil edilmesi olasılığını değerlendiren Kamati, ordunun hükümetten daha sağduyulu ve bilgece bir tavır sergilediğini belirtti.
Ordu komutanının bir kabine toplantısında, direnişi silahsızlandırma kararlarının uygulanamaz olduğu konusunda hükümeti ikna etmeye çalıştığını dile getiren Kamati; dünyadaki hiçbir gücün Hizbullah’ı silahsızlandıramayacağını, bunun imkansız bir görev olduğunu ve ordunun böyle bir sürece asla dahil olmayacağını savundu.
Suriye cephesi ve 'şeytani baskılar'
Suriye’nin doğusunda yeni bir cephe açılması endişeleriyle ilgili olarak Kamati, ABD’nin Suriye'deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejimine Lübnan’a müdahale etmesi için baskı yaptığını ancak Şam yönetiminin bunu kendi çıkarına görmediğini ifade etti.
Suriye liderliğinin iyi komşuluk ilişkilerini sürdürme ve çatışmadan uzak durma arzusunu takdir ettiklerini belirten Kamati, direniş güçleri olarak Suriye’nin iç işlerine müdahale etmeyeceklerini net bir şekilde ifade etti.
Kamati, Suriye üzerindeki "şeytani" Amerikan ve İsrail baskısının sonuçlarını kestirmenin güç olduğunu, ancak Lübnan halkının ve ordusunun Suriye’nin toprak bütünlüğünü desteklerken aynı zamanda kimsenin ülkenin güvenliğini tehlikeye atmasına izin vermeyeceğini söyleyerek sözlerini tamamladı.