ABD'li emekli Albay Lawrence Wilkerson, Trump yönetiminin bölgedeki çatışmaları bir zafer anlatısına dönüştürmeye çalıştığını ancak sahadaki gerçekliğin küresel bir ekonomik krizi tetikleyebilecek kadar tehlikeli olduğunu belirtti.
YDH - Yargıç Andrew Napolitano’nun sunduğu "Judging Freedom" programına katılan eski ABD Dışişleri Bakanı Colin Powell’ın özel kalem müdürü ve emekli Albay Lawrence Wilkerson, Ortadoğu’daki savaşın gidişatı ve ABD’nin bölgedeki rolüne ilişkin kapsamlı açıklamalarda bulundu.
Mülakatta Wilkerson, İsrail’in Lübnan’a yönelik saldırılarının tarihsel bir yıkım stratejisinin parçası olduğunu ifade ederken, Trump yönetiminin "zafer" arayışının dünyayı ekonomik bir felakete sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
Programın açılışında Yargıç Napolitano, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail ile Lübnan arasında bir ateşkes ilan ettiğini hatırlatarak, bu durumun İsrail ile Hizbullah arasındaki asıl meseleyi ve toprak ilhakı tartışmalarını gölgeleyip gölgelemediğini sordu.
Wilkerson, Lübnan Cumhurbaşkanı’nın ABD diplomasisi tarafından bir kez daha köşeye sıkıştırıldığını belirterek, İsrail’in Lübnan politikasını şu sözlerle özetledi:
"İsrail, kapasitesinin ötesinde büyüme kararı aldığından beri Doğu Akdeniz'in Paris'i olan Lübnan'ı yok etmeye çalışıyor. 40 freaking yıldır Lübnan'ı tamamen yok etmeye çalışıyorlar. Bu yüzden periyodik olarak orayı bombalıyorlar. Bombalarını düşman birliklerine değil, Lübnan'ın ekonomik altyapısına bırakıyorlar. Son 50 yıldır her 10 yılda bir Lübnan'ı harabeye çevirmek için bunu yaptılar. Mevcut durumun da bir farkı yok; ancak bence Netanyahu artık tüm ülkeyi ele geçirme fikrine kapılmış durumda."
"Netanyahu bizi yok etmek için elinden geleni yapacak"
Wilkerson, mevcut müzakerelerin ve ateşkes ilanlarının bir "maskaralık" olduğunu belirterek, İran’ın bu süreci şeffaf bir şekilde okuduğunu dile getirdi.
Beyrut’ta gerçek bir barışın olmadığını vurgulayan emekli Albay, "Benyamin Netanyahu geniş kapsamlı ajandasını sürdürdüğü sürece barış gelmeyecek. Donald Trump ise bu görüşmeleri bir başarı gibi göstermeye çalışıyor" ifadelerini kullandı.
İslamabad görüşmelerinin İran’ın talepleri nedeniyle sonuçsuz kaldığını belirten Wilkerson, Lübnan hükümetinin İsrail’in stratejilerini yakından tanıdığını kaydetti.
Emekli Albay, Lübnan tarafının perspektifini aktarırken, "BB Netanyahu bizi yok etmek için elinden geleni yapacak, bunu biliyorum. Onun taktiklerini ve stratejisini defalarca gördüm. İsrail'in ne istediğini biliyoruz; hepsimizi istiyorlar" değerlendirmesinde bulundu.
ABD ile İran arasındaki müzakerelerin de samimi bir zemine oturmadığını belirten Wilkerson, her iki tarafın da şu an birbirini tarttığını ancak İran’ın stratejik olarak daha hazırlıklı olduğunu ifade etti.
"Gösterişli bir zafer ufukta görünmüyor ve bence mümkün de değil"
Wilkerson, çatışma ortamında tarafların askeri güç gösterilerine de değindi. ABD'nin uçak gemisi varlığını artırmasının bir noktadan sonra yetersiz kalacağını, çünkü gemi sayısının tükenmeye başladığını hatırlattı. İsrail ve ABD yönetiminin acil bir zafer ihtiyacı içinde olduğunu belirten Wilkerson, Haaretz gazetesinde çıkan bir analize atıfta bulunarak şunları söyledi:
"İran'ın bu çatışmayı kazanması için kaybetmemesi yeterli. Ancak BB Netanyahu ve Donald Trump'ın 'muazzam' bir zafere ihtiyacı var. Ufukta böyle bir zafer görünmüyor ve ben şahsen bunun mümkün olduğunu da düşünmüyorum."
Yargıç Napolitano’nun İsraillilerin bir ateşkese sadık kalıp kalmadığı yönündeki sorusuna ise Wilkerson, "Asla. İbranice'deki kelimenin İngilizce ile aynı anlama geldiğini sanmıyorum" yanıtını verdi.
Batı Şeria, Gazze ve Doğu Kudüs'te yaşananları birer katliam olarak nitelendiren Wilkerson, Netanyahu'nun Lübnan ve İran üzerindeki gerilimi kullanarak yerleşimcilerin konumunu konsolide etmeye çalıştığını bildirdi.
"Haziran'da küresel resesyon, Ağustos'ta küresel depresyon"
Haberin ekonomik ve küresel etkilerine dair uyarılarda bulunan Wilkerson, İran’ın elinde bulundurduğu askeri kozların dünya ekonomisini sarsabilecek kapasitede olduğunu vurguladı.
İran’ın "ikinci kademe" hedeflerinin yıkıcı olacağını belirten Wilkerson, şu teknik analizi paylaştı:
"İran, ikinci kademe hedeflerini vurmaya hazır ve bu hedefler yıkıcı olacak. İlk kademe hedeflerinde olduğu gibi yüzde 100 başarı sağlarlarsa, ekonomistlerin bana aktardığına göre Haziran ayında küresel bir resesyona, Ağustos ayında ise muhtemelen küresel bir depresyona girmiş oluruz. Bu, İran'ın dünyaya yaşatabileceği muazzam bir acı. Özellikle Babülmendep, Süveyş Kanalı ve Hürmüz Boğazı'ndan akacak ürünlere bağımlı olan dünya bu durumdan derinden etkilenecektir."
Wilkerson ayrıca Çin’in bölgedeki hamlelerine dikkat çekerek, Pekin’in Filipinler gibi ABD müttefiklerine "Petrolünüz bitecek, biz sizinle ilgileniriz" diyerek yaklaştığını ve müttefikleri ABD’den koparmaya başladığını belirtti.
İran’ın ilk tier hedeflerindeki hassasiyetin arkasında Çin’in sağladığı gelişmiş uydu verileri olabileceğini ifade eden Wilkerson, durumun bir "vekalet savaşına" dönüştüğünü ifade etti.
"Pete Hegseth'in söyledikleri bir dizi yalandan ibaret"
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth’in açıklamalarını ve yönetim içindeki tutumunu "manyaklık" olarak nitelendiren Wilkerson, Hegseth’in Pentagon’da düzenlediği dini içerikli toplantıları ve basına yönelik açıklamalarını kınadı.
Wilkerson, Hegseth için şu ifadeleri kullandı:
"Pete Hegseth'in son duasında Kitab-ı Mukaddes'ten olduğunu iddia ederek okuduğu sözler aslında Quentin Tarantino'nun bir filmindendi. Bu korkunç bir durum. Onun söyledikleri, gerçekliğin üzerini örtmeye çalışan bir dizi yalandan ibaret. Savaş Bakanı'ndan gelmemesi gereken açıklamalar bunlar. Pete, bu savaş başladığından beri yaptığın her şey, bu 'tercihli savaş', bir savaş suçudur. Neden Amerikan halkı bunu alkışlasın ki?"
Wilkerson, sahadaki askeri kayıpların bildirilenin 10-12 katı daha yüksek olduğunu duyduğunu belirterek, yönetimin "toz pembe bir tablo" çizmeye çalıştığını ancak Amerikan halkının bu durumu görecek kadar zeki olduğunu vurguladı.
Mülakatın sonunda, İsrail’in ABD iç siyaseti ve Donald Trump üzerindeki nüfuzu tartışıldı. Yargıç Napolitano’nun İsrail etkisine dair sorusu üzerine Wilkerson, Ray McGovern’ın "İsrail'in elinde Trump hakkında şantaj dosyası olduğu" yönündeki kanaatine katıldığını belirtti.
Wilkerson, "Başka türlü açıklayamıyorum. Epstein'ın elinde ya da şu an Netanyahu'nun elinde hem Melania hem de Donald Trump hakkında gerçek dosyalar olmalı" dedi.
Askeri planlama hatalarına da değinen Wilkerson, Hürmüz Boğazı'nın kapanması veya İsrail'in "96 saatte hükümeti devirme" planlarının başarısızlığına dair sorumluluğun siyasi irade ve yetersiz kadrolarda olduğunu dile getirdi.
Powell dönemindeki nitelikli genel kurmay kadrolarının aksine, mevcut yapının bu tür hataları engelleyemediğini belirterek sözlerini noktaladı.