Arap ülkelerinin petrol gelirlerinde keskin düşüş

img
Arap ülkelerinin petrol gelirlerinde keskin düşüş YDH

ABD ve İsrail'in İran'a yönelik faaliyetleri ile Hürmüz Boğazı'ndaki kesintiler Körfez ülkelerinin petrol gelirlerinde %65 ila %85 oranında tarihi düşüşlere yol açtı.




YDH- Financial Times, Amerika ve Siyonist rejimin İran’a karşı yürüttüğü savaş ile Hürmüz Boğazı’nda yaşanan kesintilerin, Körfez İşbirliği Konseyi ülkelerinin petrol gelirlerinde eşi benzeri görülmemiş bir düşüşe yol açtığını bildirdi.

Habere göre, bölgedeki Arap hükümetleri savaş öncesi seviyelerle karşılaştırıldığında haftalık petrol gelirlerinde %65 ila %85 arasında değişen tarihi bir gerilemeyle karşı karşıya bulunuyor.

Bu ülkeler arasında Katar, %85’lik düşüşle en fazla zarar gören ülke olarak öne çıkarken, Kuveyt %80, Bahreyn %70 ve Birleşik Arap Emirlikleri ise %20 oranında gelir kaybı yaşadı.

Buna karşılık bazı ülkelerde ise ters yönde bir tablo ortaya çıktı. Umman petrol gelirlerinde %65 oranında büyüme kaydederken, Suudi Arabistan da %10’luk artış yaşadı.

Söz konusu veriler, son dönemde artan bölgesel gerilimlerin ardından Körfez coğrafyasında ciddi ekonomik dalgalanmaların yaşandığını ortaya koyuyor.

Savaş, küresel ekonomiyi sarsan devasa faturaları da beraberinde getiriyor. Wall Street Journal’ın haberine göre Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), savaşın yarattığı tahribatı gerekçe göstererek ABD’den finansal garanti talebinde bulundu. Washington’ın bölgesel müttefiklerine danışmadan başlattığı bu savaşın mali yükü, Körfez ülkeleri ile Beyaz Saray arasında yeni bir diplomatik krizi tetikliyor.

Savaşın günlük maliyeti bir milyar dolara yaklaştı

Savaşın ekonomik bilançosu her geçen gün ağırlaşıyor. ABD, operasyonun başladığı günden bu yana günlük 890 milyon ile 1 milyar dolar arasında harcama yapıyor. İsrail’in toplam maliyeti 11,2 milyar dolara ulaşırken, bu miktarın 6,2 milyar dolarlık kısmı sadece ilk 20 günde harcandı. Savaş sonrası imar maliyetlerinin ise özellikle Suudi Arabistan gibi Körfez ülkelerindeki sivil ve enerji altyapısını onarmak için 60 milyar doları aşacağı öngörülüyor. Danışmanlık firması Rystad, petrol ve gaz tesislerinin eski haline getirilmesi için sadece 50 milyar dolara ihtiyaç duyulduğunu belirtiyor.

Körfez'in en ağır yaralısı: Birleşik Arap Emirlikleri

Bölgedeki çatışmalardan en büyük zararı BAE gördü. Dubai’deki Fairmont The Palm oteli gibi sivil yapılar ile günde bir milyon varil ham petrol ihraç eden Füceyre terminali gibi enerji tesisleri füze ve İHA saldırılarıyla ağır hasar aldı. Ayrıca Amazon’a ait iki veri merkezinin vurulması, bölge genelindeki bankacılık bulut hizmetlerini ve bilişim altyapısını felç etti. Barış görüşmelerinde ilerleme sağlanamaması üzerine BAE Merkez Bankası Başkanı Halid Muhammed Balama, ABD Merkez Bankası (Fed) ile bir döviz takası (swap) anlaşması imzalanması için görüşmelere başladı.

Washington’ın ödeme planı tersine döndü

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, 30 Mart’ta yaptığı açıklamada Başkan Donald Trump’ın savaşın finansmanı için Körfez ülkelerinden ödeme talep etmeye "oldukça ilgi duyduğunu" ifade etmişti. 1991 Körfez Savaşı’nda Suudi Arabistan ve Kuveyt’in toplam 32,8 milyar dolar ödediği emsal gösterilse de BAE’nin son hamlesi bu senaryoyu tamamen tersine çeviriyor. Abu Dabi yönetimi, ABD’nin tek taraflı başlattığı bir savaşın bedelini Washington’ın ödemesi gerektiğini savunuyor. Bu durum, Katar’ın LNG kapasitesinin yüzde 17’sini kaybeden ve petrol rafinerilerini kapatmak zorunda kalan diğer Körfez ülkelerinin de benzer taleplerle sıraya girmesi riskini doğuruyor.

Doların hakimiyeti ve Çin faktörü

Bu mali gerilim, doların küresel rezerv para birimi statüsünü de tehdit ediyor. BAE, petrol ve gaz işlemlerinde Çin yuanına geçebileceğinin sinyallerini verirken, Çin Merkez Bankası’nın ülkede ikinci bir yuan takas bankası açması Trump yönetimini endişelendiriyor. Bölgedeki enerji merkezleriyle finansal bağlarını güçlendiren Pekin, doların hakimiyetine alternatif bir ödeme sistemi inşa ediyor.

İran’ın 270 milyar dolarlık tazminat talebi

Öte yandan Tahran yönetimi, komşularından devasa bir tazminat talep ediyor. Aralarında BAE, Suudi Arabistan ve Ürdün’ün de bulunduğu ülkeleri "uluslararası yükümlülükleri ihlal etmekle" suçlayan İran, 270 milyar dolarlık onarım bedeli istedi. Buna ek olarak Hürmüz Boğazı üzerindeki otoritesinin tanınmasını talep eden Tahran, buradan geçecek gemilerden "geçiş ücreti" almayı planlıyor. Ham petrol tankerlerinden gemi başına alınacak 1,5 milyon dolarlık bir ücretin, İran kasasına ayda 4,5 milyar dolar ek gelir sağlayabileceği hesaplanıyor.

Belirsiz barış ve ekonomik karamsarlık

Suudi Arabistan Maliye Bakanı Muhammed el-Cedan, Körfez’deki enerji üretiminin savaş öncesi seviyelere dönmesinin aylar alabileceğini vurguladı. ABD ve İran arasındaki iki haftalık kırılgan ateşkes 22 Nisan’da sona eriyor. Pakistan’daki ilk tur görüşmelerin başarısız olmasının ardından gözler bu hafta yapılacak ikinci tura çevrildi. Ancak el-Cedan, deniz sigorta şirketlerini ve nakliye firmalarını ikna edecek "inandırıcı" bir barış sağlanmadığı sürece ekonomik toparlanmanın beklenenden çok daha uzun süreceği uyarısında bulundu.



Makaleler

Güncel