ABD'nin ayakkabı sektörü Trump'ın gümrük vergilerinden şikayetçi

img
ABD'nin ayakkabı sektörü Trump'ın gümrük vergilerinden şikayetçi YDH

Waco Group Başkanı Thomas Florsheim Jr., son bir yılda uygulanan tarifelerin şirket faaliyetleri ve ABD ekonomisi üzerindeki yıkıcı etkilerini değerlendirdi.




YDH - Waco Group Başkanı Thomas Florsheim Jr., The Bulwark platformunda ekonomi editörü Katherine Rampel ile gerçekleştirdiği mülakatta, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren "Kurtuluş Günü" (Liberation Day) tarifelerinin ayakkabı sektörü ve şirketi üzerindeki ekonomik sonuçlarını değerlendirdi.

Florsheim, mevcut durumu "İş dünyası için planlama yapmak, fiyat belirlemek ve yatırım kararları almak oldukça güçleşti" sözleriyle tanımlayarak, tarifelerin yalnızca federal hükümete ödenen tutarlar üzerinden değil, kaybedilen satışlar ve sürekli değişen piyasa koşulları nedeniyle oluşan "görünmez maliyetler" üzerinden de ekonomiyi sarstığını belirtti.

"Ürünlerin sadece yüzde biri ABD'de üretiliyor"

Şirketin üretim modeli ve sektörün yapısal durumu hakkında bilgi veren Florsheim Jr., "Waco Group olarak uzun süredir faaliyet gösteriyoruz. Bünyemizde Floorshine da dahil olmak üzere dört farklı marka bulunuyor. Ürünlerimizi Çin, Kamboçya, Vietnam, Dominik Cumhuriyeti ve Hindistan’da üretiyoruz. Tarihsel olarak tamamen ABD merkezli bir üretimimiz olsa da ayakkabı sektörü 1960’lardan itibaren offshore bir yapıya büründü. Bugün ABD'de satılan ayakkabıların yüzde birinden azı ülke içinde üretiliyor" ifadelerini kullandı.

Florsheim, ABD'de ayakkabı üretmenin ekonomik olarak neden mümkün olmadığına dair ise, "Sektör oldukça yoğun bir iş gücü gerektiriyor ve vasıflı olmayan iş gücü kullanımı yüksek. Hindistan gibi ülkeler işçilik maliyetleri açısından karşılaştırmalı bir avantaja sahip. ABD'deki yüksek işçilik ve girdi maliyetleri nedeniyle, Floorshine markamızdaki 150 dolar civarında olan ürünleri ABD'de üretseydik, minimum fiyatları 300 doların üzerinde olurdu. Ayrıca ABD'de artık bir bileşen sektörü bile kalmadı; ayakkabı kutusu dahi satın almanız zor" açıklamasında bulundu.

"Tarifeler başlangıç maliyetini ikiye katladı"

Nisan ayında duyurulan "Kurtuluş Günü" tarifelerinin sektörde yarattığı şoku anlatan Florsheim, "Kampanya sürecindeki retorikten tarifelerin geleceğini biliyorduk, ancak oranlar açıklandığında şaşkınlığa uğradık. Çin'den yapılan ithalatta tarifeler zaten yüzde 16 seviyesindeydi; artımlı tarifelerle bu oran yüzde 145’e kadar yükseldi. Bu, 50 dolara mal olan bir ayakkabı için yaklaşık 75 dolar vergi ödemeniz anlamına geliyordu. Yani maliyetler iki katından fazla arttı" şeklinde konuştu.

Sözleşmeli satışların yapıldığı uzun vadeli planlama sürecinde bu durumun şirketleri zor durumda bıraktığını vurgulayan Florsheim, "Büyük müşterilerimiz olan departmanlı mağazalar ve aile ayakkabıcıları ile fiyatlarımızı aylar öncesinden belirlemiştik. Bu maliyetleri değiştiremedik ve çoğunu kendimiz absorbe etmek zorunda kaldık" dedi.

"Belirsizlik bir zaman yönetimi tuzağına dönüştü"

Tarife politikalarının yarattığı operasyonel yüke dikkat çeken Florsheim, "Tarifeler sürekli değiştiği için bir köstebek vurma (whack-a-mole) oyunu oynuyoruz. Çin'deki durum sürdürülemez hale geldiğinde üretimi Hindistan'a kaydırdık, ancak kısa süre sonra ABD yönetimi ile Hindistan arasında bir ticaret krizi çıktı ve tarifeler önce yüzde 25, ardından yüzde 50 oldu. Bu durum, stratejik kararlar alması gereken CEO'ların vaktini, üretim hatlarını ve lojistiği sürekli değiştirmekle harcamasına neden oluyor. Bu büyük bir fırsat maliyeti yaratıyor" değerlendirmesini yaptı.

Şirketinin federal hükümete karşı dava açma sürecine değinen Florsheim Jr., "Gümrük yetkilileri, Kurtuluş Günü'nden önce Mart ayında sevk edilen ayakkabılar için dahi geçmişe dönük vergi taleplerinde bulundu. 10 sevkiyat için 1,5 milyon dolarlık ek fatura çıkarıldı. Başka bir seçeneğimiz kalmadığı için dava açtık. Wisconsin ve ABD genelinde 300’den fazla iyi maaşlı iş imkanı sunuyoruz. İş dünyasına bu şekilde davranılmamalı" ifadelerini kullandı.

Florsheim, sürecin devam ettiğini belirterek, "Gümrük sisteminde ilk aşamada 18,6 milyon dolarlık bir geri ödeme başvurumuz vardı ve bugün hesabımıza 1,5 milyon dolarlık küçük bir kısmın yatırıldığına dair iyi bir haber aldık. Ancak sürecin tamamlanması için daha 530'dan fazla sevkiyat girişinin incelenmesi gerekiyor ve bu süreç giderek yavaşlıyor" bilgisini verdi.

Florsheim Jr., ticaret politikasına dair genel görüşünü şu sözlerle paylaştı:

"Tarifelere felsefi olarak karşı değilim. Adil olmayan ticari uygulamalar için belirli sektörlerin korunması gerekebilir. Ancak bu, stratejik ve hedeflenmiş bir şekilde yapılmalıdır. Mevcut uygulama, penguenlerin yaşadığı adaları dahi kapsayan, dünya üzerindeki her ülkeye yönelik geniş bir fırça darbesiydi. ABD'de var olmayan bir endüstriyi korumaya çalışmanın mantığı yok. Eğer başkan ile konuşma fırsatım olsaydı, politikaların iş dünyasını ve nihai tüketiciyi koruyacak şekilde, duruma özel olarak tasarlanması gerektiğini söylerdim."

Mülakatın sonunda son altı-yedi yılın işletmeler için "çok çalkantılı sularda yelken açmak" gibi olduğunu belirten Florsheim, "Kovid-19 ile başlayan, ardından tedarik zinciri krizi ve son olarak tarife belirsizlikleriyle devam eden bir süreç yaşadık. İş dünyası ve ekonomi için gereken en önemli şey; insanların yatırım yapabilmesi ve geleceği görebilmesi adına bir nebze sükunettir" ifadeleriyle sözlerini noktaladı.



Makaleler

Güncel