kitap

İsrail istihbaratının ABD’deki kredisi sorgulanıyor

img
İsrail istihbaratının ABD’deki kredisi sorgulanıyor YDH

İsrail istihbaratının güvenilirliğine ilişkin tartışmalar büyürken, işgal başbakanı Netanyahu’nun Washington’a sunduğu brifinglerin etkisi ve gelecekte ABD’li karar vericilerin İsrail istihbaratına duyacağı güven sorgulanıyor.




YDH ― İsrailli eski istihbaratçı Barak Ravid'in aktardığı bilgilere göre, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, Jared Kushner ile gerçekleştirdiği son görüşmeye Şin Bet Başkanı David Zini ve Askeri İstihbarat Başkanı Shlomi Binder'ı da getirdi.

Konuya hakim bir kaynağın paylaştığı detaylarda, Netanyahu ve beraberindeki istihbarat şeflerinin Kushner'e Hamas'ın Gazze'de gerçekleştirdiği ihlaller hakkında detaylı bilgiler sunduğu ortaya çıktı.

Netanyahu'nun yürüttüğü bu istihbarat diplomasisinin mevcut etkisi ise uzmanlar tarafından ciddi bir mercek altına alınıyor.

Eski ABD Dışişleri Bakanlığı Ortadoğu müzakerecisi ve Carnegie kıdemli araştırmacısı Aaron David Miller, Netanyahu'nun sunduğu istihbarat brifinglerinin inandırıcılığını kaybettiğini savundu. 

Miller, "Netanyahu’nun istihbarat brifingleri, Trump’ın İran’la savaşın hızlı bir zaferle sonuçlanacağına inanmasına yol açan 11 Şubat’taki Netanyahu ve Barnea İran brifinginin ardından muhtemelen çok daha az etkili hale geldi" ifadelerini kullandı.

İsrail'in sunduğu verilerin yarattığı hasar üzerine bir diğer kapsamlı değerlendirme de İsrail Askeri İstihbaratının eski İran Masası Direktörü Danny Citrinowicz'ten geldi.

Citrinowicz, İsrail açısından en endişe verici ve kasıtlı olmayan sonuçlardan birinin, İran’daki operasyonların etkinliğine ilişkin kanıtlanmamış iddiaların Washington’da ve ötesinde İsrail istihbaratının güvenilirliğini zedelemesi olabileceğine dikkat çekti.

Üstelik bu sorunun, İran’la yaşanan mevcut çatışmanın çok daha ötesine uzandığını belirtti.

İsrail’in İran’ın nükleer programına ilişkin değerlendirmelerinin veya kamuoyuna yaptığı açıklamaların ileride abartılı, seçici biçimde sunulmuş ya da yeterli kanıtla desteklenmemiş olarak görülmesi durumunda yaşanacaklara işaret etti.

Citrinowicz, yabancı liderlerin bir sonraki sefer İsrail İran, Suriye, Hizbullah veya bölgedeki herhangi bir başka tehdide ilişkin istihbarat sunduğunda konuya çok daha kuşkucu yaklaşabileceğini anlattı.

Bu gelişmenin son derece kritik olduğunu ifade eden Citrinowicz, İsrail’in en önemli stratejik varlıklarından birinin yalnızca askeri gücü olmadığını hatırlattı.

Aynı zamanda istihbarat servislerinin sahip olduğu olağanüstü itibarın ve ABD’li politika yapıcılar arasında İsrail’in Ortadoğu’daki gelişmelere ilişkin çoğu zaman benzersiz, zamanında ve eyleme dönüştürülebilir bilgilere sahip olduğuna yönelik duyulan güvenin hayati bir noktada durduğunu ekledi.

İsrail için bu güveni inşa etmenin oldukça zor, ancak aşındırmanın şaşırtıcı derecede kolay olduğunu dile getiren Citrinowicz, temeldeki istihbarat belirsizliğini korurken kesinlik görüntüsü yaratmaya yönelik herhangi bir girişimin kısa vadede siyasi bir avantaj sağlayabileceğini söyledi. Fakat uzun vadede bunun stratejik maliyetinin son derece ağır olabileceği uyarısında bulundu.

Bu nedenle İsrail açısından istihbarat değerlendirmelerinin güvenilirliğini korumanın, başlı başına bir ulusal güvenlik hedefi olarak görülmesi gerektiğini vurguladı.

Mevcut tabloda en büyük tehlikenin, İsrail’in İran hakkındaki belirli bir iddiasının sonunda yanlış çıkması olmadığını belirten Citrinowicz, asıl tehlikenin gelecekteki kriz anlarında gizlendiğini aktardı.

Citrinowicz, İsrail bir sonraki sefer gerçekten acil ve kritik bir istihbaratla Washington’a geldiğinde yaşanabilecek senaryoyu şu sözlerle özetledi: 

“Asıl tehlike, Amerikalı karar vericilerin İsrail’in duymasını hiç istemeyeceği şu soruyu sormasıdır: Bu kez size neden inanalım?”