İsrail medyası: Tel Aviv, Ankara ve Şam’la uzlaşı arıyor
İsrail, Suriye’de Türkiye’nin askeri varlığını engellemeye yönelik sert politikasından geri adım atarak ABD arabuluculuğunda Şam ve Ankara ile gerilimi düşürmeyi hedefleyen yeni bir diplomatik uzlaşı arayışına girdi.
YDH ― İbranice yayın yapan Maariv'in haberine göre, İsrail, Suriye'de Türkiye'nin askeri varlığını engellemeye yönelik sert ve saldırgan politikasından geri adım atarak, ABD'nin arabuluculuğunda hem Suriye hem de dolaylı olarak Türkiye ile gerilimi düşürecek diplomatik bir uzlaşma arayışına girdi.

İsrail, 18 Ağustos'ta Suriye'nin kuzeyindeki Ebu Zuhur hava üssüne bir bombalı saldırı düzenlemiş ve bu üssün Türk kuvvetlerini ağırlayacak şekilde donatıldığını öne sürmüştü.
İsrailli siyasi bir kaynağın Al-Monitor'un kıdemli yorumcusu Ben Caspit’e verdiği bilgiye göre, yaşanan bu olayın ardından Tel Aviv rejimi, “hem Türkiye hem de Suriye ile tırmanan gerilimi düşürmek için kolları sıvadı”.
Maariv’e göre, bu zorlu diplomasi trafiğini yönetme görevi bizzat Mossad Başkanı Roman Goffman'a verildi.
İsrailli kaynağa göre, Tel Aviv'in sert tavrındaki bu belirgin yumuşamanın ardında iki temel neden yatıyor olabilir:
1- İsrail ile Suriye arasında bir anlaşma sağlanması için baskı yapan ABD Başkanı Donald Trump'ı memnun etmek,
2- İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun yeniden seçilme kampanyasına Trump'ın desteğini güvence altına almak.
Ne var ki sahadaki bu gözle görülür eksen kayması, henüz resmi söylemlere yansımış değil.
Nitekim İsrail Savaş Bakanı Israel Katz, Salı günü yaptığı açıklamada son derece net konuştu.
Katz, İsrail'in “cihatçı tehditlerle” karşı karşıya kaldığı sürece, “ordunun Esed rejiminin çöküşünün ardından ele geçirdiği Hermon Dağı'ndan (Şeyh) veya diğer stratejik mevzilerden asla geri çekilmeyeceğini” vurguladı.
Suriye'nin güneyinde konuşlanan İsrail birliklerini ziyareti sırasında da tavrını koruyan Katz, ordunun hamlelerine açıklık getirdi.
İşgal bakanı, “Türkiye'nin Suriye'de kalıcı bir dayanak noktası kurma girişiminin İsrail'in güvenlik çıkarlarını tehlikeye attığını; ordunun tam da bu yüzden harekete geçerek tavrını net bir şekilde ortaya koyduğunu ve gelecekte de bu duruşundan taviz vermeyeceğini” ifade etti.
Goffman ve Şeybani görüşmesi
Maariv’e göre, Savaş Bakanı Katz'ın Şam'a yönelik bu şahin tutumuna rağmen, kapalı kapılar ardında farklı bir trafik işliyor.
Suriye devlet haber ajansı SANA'nın aktardığına göre Mossad Başkanı Goffman, Pazar günü Ürdün'de, ABD'nin arabuluculuğunda Suriye’deki Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) rejiminin sözde ‘dışişleri bakanı’ Esad el-Şeybani ile bir araya geldi.
İsrailli siyasi kaynak, ikilinin son haftalarda temas halinde olduğunu doğrularken görüşmelerin içeriğine dair herhangi bir detay vermekten kaçındı.
Hatırlanacağı üzere Reuters, 19 Ağustos'ta geçtiği haberde Mossad şefi ve HTŞ bakanının söz konusu İsrail hava saldırısından yalnızca dört gün önce, yani 14 Ağustos'ta bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurmuştu.
Yine aynı habere göre, bu telefon diplomasisinin ana gündem maddesi Türk askerinin Suriye topraklarında konuşlanma ihtimaliydi.
Pazar günü Ürdün'de gerçekleşen yüz yüze görüşmenin masasında çok önemli bir başlık daha vardı: İsrail ve Suriye arasında sınır boyu güvenlik düzenlemelerini kapsayan tarihi müzakereleri yeniden başlatmak.
Söz konusu müzakereler geçtiğimiz yıl başlamış ancak İsrail'in 28 Şubat'ta İran'a düzenlediği saldırının ardından askıya alınmıştı.
SANA'nın haberine göre, bu üst düzey buluşmada masaya yatırılan bir diğer kritik konu ise Suriye'nin kuzey ve güney komşuları olan Türkiye ile İsrail arasındaki gerilimdi.
Yetkililer, bu iki ülke arasındaki anlaşmazlıkları gidermenin ve krizin Suriye topraklarına sıçramasını engellemenin ne denli hayati olduğunu da istişare ettiler.
İsminin açıklanmasını istemeyen üst düzey İsrailli bir güvenlik yetkilisi, bu diplomatik temasların büyük bir kırılmaya işaret ettiğini belirtti.
Yetkiliye göre bu görüşmeler, “İsrail'in geçmişte Suriye-Türkiye ittifakını baltalamaya ve bölgedeki Türk nüfuzunu kırmaya odaklanan agresif politikasından çark ettiği” anlamına geliyor.
Politika ve strateji alanında çalışmalar yürüten düşünce kuruluşu Mind Israel Enstitüsü'nün kıdemli araştırmacılarından Udi Evental da süreci yakından takip eden isimlerden.
Evental, 2018 yılında emekliye ayrılmadan önce İsrail güvenlik teşkilatlarında tam 25 yıl boyunca üst düzey istihbarat ve stratejik planlama subayı olarak görev yapmış, hatta bu süre zarfında Netanyahu’nun istihbarat asistanlığını bile yürütmüş tecrübeli bir profil.
https://x.com/UEvental/status/2091825339353776217
Evental, Pazartesi günü X platformunda kaleme aldığı bir değerlendirmede Türkiye'nin İsrail'in düşmanı olmadığının altını çizdi.
Tecrübeli isme göre, İsrail'de şu sıralar estirilen Türkiye karşıtı rüzgâr tamamen iç siyasete yönelik bir hamle.
Bu kampanyanın temel amacı, 27 Ekim'deki seçimler öncesinde hükümetin tavizsiz duruşunu vitrine koymak ve sağcı seçmenin nabzına şerbet vermek.
Evental, yazısında bu ayrımı net bir şekilde yaparak Türkiye'nin İsrail için bir rakip olabileceğini ancak asla bir düşman olmadığını yineledi.
Ankara'nın bölgesel nüfuzunu artırma ve hegemonya kurma arzusu taşıyabileceğini, hatta zaman zaman çıkarlarının İsrail ile ters düşebileceğini kabul eden Evental; yine de tüm bunlara rağmen Türkiye'yi bir düşman safına itmenin siyasi bir basiretsizlik olacağını savundu.
Suriye ile geçici bir anlaşma mümkün mü?
İsrailli bir savunma yetkilisi, Suriye meselesinde İsrail savunma teşkilatının ikiye bölündüğünü ve kurum içinde farklı görüşlerin çatıştığını belirtti.
Yetkilinin açıklamalarına göre askeri kanat, Türkiye'nin de o tesiste bulunduğuna dair istihbarata dayanarak Suriye'deki üsse saldırı düzenlenmesini tavsiye etmişti.
Ancak eski istihbaratçı Evental’ın savunduğu fikirler, üst düzey İsrailli savunma yetkilileri arasında giderek zemin kazanan farklı bir eğilimi yansıtıyor: Suriye ile masaya oturmanın İsrail'in çıkarlarına hizmet edeceği düşüncesi.
Bununla birlikte yetkili, Şam ile ilişkileri geliştirip yol almayı savunanların dahi, şu aşamada Suriye ile kapsamlı bir barış anlaşmasının imkânsız olduğuna inandıklarını vurguladı.
Ne HTŞ lideri Colani’nin İsrail'in 50 yılı aşkın süre önce ilhak ettiği Golan Tepeleri'ndeki hak iddiasından geri adım atması ne de herhangi bir İsrail hükümetinin bu bölgeden vazgeçmesi olası görünüyor.
"Bunun yerine," diyor yetkili, "İsrail'in güvenliğini pekiştirecek, Amerikan ve uluslararası garantilerle desteklenen geçici bir anlaşmaya odaklanmalıyız. Bu sayede, şu an ciddi bir asker ve kaynak yığınağı gerektiren cephelerden en azından birini kapatabiliriz."
Bu tür bir masada her iki tarafın da kaybedeceği hiçbir şeyin olmadığını belirten yetkili, aksine sadece kazanımların olacağının altını çiziyor.
Yetkiliye göre böyle bir uzlaşma, İsrail'in ağır bedeller ödemesini ya da acı tavizler vermesini gerektirmiyor.
Esad rejiminin Aralık 2024'te devrilmesinin ardından İsrail'in sınır bölgesinde ele geçirdiği mevzilerden geri çekilmesi de bu uzlaşmanın bir parçası.
İsrailli kaynak durumu şu sözlerle özetliyor:
“Suriye tarafında kontrol altına aldığımız o beş noktaya ya da Hermon Dağı'nın zirvesine gerçekten ihtiyacımız yok. Geçmişte buralar olmadan da gayet iyi idare ediyorduk.”
İsrail'in Lübnan sınırında İran destekli Hizbullah milislerinden kaynaklanan tehdidin aksine, Suriye sınırındaki yerleşim yerlerini savunmak için Suriye topraklarının içlerine girip yeni mevziler kurmaya ihtiyacı olmadığını da sözlerine ekledi.
Üst düzey yetkili, “Cumhurbaşkanı Şara, Şam ile İsrail sınırı arasındaki bölgeyi ağır silahlardan arındırmaya sıcak bakıyor. Haliyle böyle geçici bir anlaşmanın İsrail'e sağlayacağı faydalar yadsınamaz,” diye ekledi ve şu çarpıcı değerlendirmeyi yaptı:
“Üstelik böyle bir adım sadece iki ülkeyle sınırlı kalmaz; tüm Ortadoğu'yu, Türklerle olan ilişkilerimizi ve bölgedeki genel iklimi derinden etkiler. Bu yola girmemek için hiçbir neden göremiyorum.”
Barak konusunda fikir değişikliği
Öte yandan İsrail, ABD'nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barak'a karşı geçtiğimiz hafta takındığı düşmanca tavrı da yeniden gözden geçirebilir.

Bilindiği üzere İsrailli yetkililer, Barak'ı “Türkiye yanlısı” olmakla suçlamıştı.
Geçtiğimiz Cuma günü Mario Nawfal'ın podcast yayınına katılan Barak, İsrail'i Suriye'ye düzenlediği askeri saldırılardan önce ne Washington'ı ne de Şam'ı bilgilendirmemekle itham etmişti.
Oysa İsrailli yetkililer, saldırı öncesi gerekli uyarıları yaptıklarını ısrarla savunuyordu. Amerikalı elçi, İsrail'in bu saldırısını "gereksiz bir tırmandırma" olarak nitelendirerek tepki çekmişti.
Bu sözler üzerine İsrail Savaş Bakanı Israel Katz, Cumartesi günü X platformu üzerinden sert bir yanıt verdi.
Barak'ın açıklamalarının “dezenformasyonla dolu” olduğunu öne süren Katz, elçinin Golan Tepeleri konusundaki yaklaşımının bizzat Trump'ın politikalarıyla çeliştiğini iddia etti.
Ancak İsrailli üst düzey bir diplomat, isminin gizli kalması kaydıyla duruma daha pragmatik bir perspektiften yaklaştı:
“Barak bizim için ideal isim olmayabilir ama günün sonunda o, Trump'ın adamı ve aralarında çok köklü bir geçmiş var. Onun yerini bir başkasıyla dolduramayız. Bu gerçekle savaşmak yerine, durumu kendi lehimize çevirmenin yollarını aramalıyız. Barak bir sorun kaynağı değil, çözümün bir parçası olmalı.”
Aynı diplomatik kaynak, Barak'ın aslında İsrail ile Suriye arasında bir uzlaşmaya aracılık etmeye çalıştığının da altını çizdi.
Kaynağa göre, hem Suriye'yi hem de Türkiye'yi kapsayan bu tür mutabakatlar aracılığıyla bir anlaşmaya varma ihtimali, bir riskten ziyade değerlendirilmesi gereken büyük bir fırsat sunuyor.
Kazan-kazan senaryosu
Söz konusu kaynak, İsrail'in vakit kaybetmeden Suriye ile bir saldırmazlık anlaşması imzalamak için kolları sıvaması gerektiğini savundu.
Böylesi bir anlaşma, İsrail-Suriye sınır hattının silahsızlandırılması gibi kritik güvenlik düzenlemelerini ve Amerikan garantörlüğünü kapsayabilir.
Üstelik kaynağın öngörülerine göre, bu süreç Türkiye ile yapılacak çeşitli diplomatik mutabakatları da beraberinde getirebilir.
Al-Monitor'a konuşan yetkili, durumu şu sözlerle özetledi:
“Türkiye'nin bir NATO üyesi olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. Türkiye ile bir savaşa girme ihtimalimiz sıfır. İsrail'in artık günübirlik taktiklere odaklanmayı bırakıp, daha geniş bir stratejik perspektiften bakması gerekiyor. Böylesi bir anlaşmanın bölgesel istikrara ne denli katkı sağlayacağını, sınır boylarında devasa bir askeri gücü elde tutma zorunluluğunu nasıl ortadan kaldıracağını ve İsrail'in uluslararası arenadaki konumunu nasıl güçlendireceğini idrak etmeliyiz.”
Ne var ki, böylesine köklü bir paradigma değişimi, sorumluluk alabilen cesur bir siyasi liderlik vizyonu gerektiriyor.
İsminin saklı tutulması kaydıyla konuşan, Netanyahu’nun yakın kurmaylarından biri tablonun siyasi zorluklarına dikkat çekti:
“7 Ekim'in ardından kamuoyu hızla sağa kaymışken ve ufukta İsrail seçimleri görünmüşken, Netanyahu'nun en ufak bir taviz vermesi dahi düşünülemez.”
Aynı yetkili, Netanyahu'nun bir yandan da Trump'ın desteğine bel bağladığını ancak bu ihtimalin her geçen gün daha da belirsizleştiğini sözlerine ekledi.
Söz konusu kaynağın sunduğu çözüm reçetesi ise oldukça net:
“Eğer Netanyahu Suriye dosyasını ciddiyetle ele alır, eş-Şara ile bir anlaşma zemininde buluşmaya gayret eder ve dünyadaki imajını 'savaş kışkırtıcısı' bir liderden çıkarıp 'istikrar sağlayan, sakinleştirici bir aktör'e dönüştürebilirse, işte o zaman Trump'ı da etkilemeyi başarabilir.”
Yetkili son olarak, İsrail'in tutumundaki böyle bir eksen kaymasının, Barak'ı Netanyahu için sırtta taşınan bir yük olmaktan çıkarıp son derece değerli bir diplomatik koza dönüştürebileceğine de vurgu yaptı.
İlgili Haberler
ABD’den Colani ve HTŞ’ye “terör” sicili temizliği
25 Ağustos 2026 08:38
AFP: Suriye ve İsrail ortak merkez ihtimalini görüştü
24 Ağustos 2026 01:44
Axios: Şeybani, Mossad Başkanı ile görüştü
24 Ağustos 2026 00:04
İsrail ile Türkiye arasında Suriye için gizli temas iddiası
23 Ağustos 2026 11:30
İsrail medyası: Şam, İsrail saldırılarını kendi lehine çevirmeye çalış…
20 Ağustos 2026 18:43
Şeybani: İsrail'in saldırısı haksız; üste bir Türk varlığı kurmak gibi…
20 Ağustos 2026 08:58
Reuters: HTŞ bakanı saldırıdan günler önce MOSSAD ile görüştü
19 Ağustos 2026 20:33
Jerusalem Post: İsrail Suriye’de askeri kazanımlarını siyasete de yans…
11 Ağustos 2026 16:02
