Uzmanlar: İran, ABD’nin gücünün sınırlarını ortaya çıkardı
Profesör Muhammed Marandi ve eski Pentagon analisti Michael Maloof, İran’ın ABD’nin askeri ve ekonomik baskısına rağmen direnmeye devam ettiğini, savaşın ise Washington’ın gücünün sınırlarını ve bölgedeki dengelerin değiştiğini ortaya koyduğunu belirtti.
YDH- Profesör Muhammed Marandi, devam eden altı aylık savaşta İran’ın nihayetinde ABD’den daha uzun süre dayanacağını söyledi. Marandi, Tahran’a uygulanan yaptırımların insanlık tarihinde “eşi benzeri görülmemiş” olduğunu belirtti.
Eski Pentagon kıdemli güvenlik politikası analisti Michael Maloof ise çatışmayı, hatalı İsrail istihbaratının şekillendirdiği uzun süredir devam eden ABD politikasının yol açtığı “en yıkıcı sonuç “olarak nitelendirdi.
Marandi, el-Meyadin’in “Büyük Hesaplaşma: İran ve Dünya” programında yaptığı açıklamada, “ABD, 12 Gün Savaşı’ndan bu yana veya biraz öncesinden itibaren bir yılı aşkın süredir bir tür savaş yürütüyor.” dedi ve “özellikle bu savaşın, Ramazan Savaşı’nın altı aydır devam ettiğini” belirtti.
Marandi, savaşın mevcut aşamasının bir “kuşatma savaşı” olduğunu ve bunun bir savaş suçu olduğunu vurguladı. “Minab’daki okulda 168 küçük kızın, Lamerd’deki spor kompleksinde ise voleybol antrenmanı yapan çok sayıda genç kızın öldürülmesinin ardından, şimdi de kuşatma savaşıyla ülke genelindeki ergenleri ve ilkokul çocuklarını hedef alıyorlar” dedi.
“İran yine daha uzun dayanacak”
Marandi, mevcut yaptırımların ağırlığı bakımından “eşi benzeri görülmemiş” olduğunu söyledi. “Bugünkü yaptırımlar, insanlık tarihinde daha önce hiç var olmayan yaptırımlar” diyen Marandi, “İranlılar kararlılığını korumaya devam ediyor ve saldırgana bedel ödetecekler.” ifadelerini kullandı.
İran’ın savaşın önceki aşamalarında ABD’den sürekli daha uzun süre dayandığını vurgulayan Marandi; 40 günlük savaş, kuşatma savaşı dönemi ve ABD’nin bir mutabakat zaptını geçersiz kılmasının ardından yaşanan 13 günlük çatışmaya işaret etti.
“Her aşama, taraflardan birinin diğerini alt etmeye ve diğerinden daha uzun süre dayanmaya çalışmasıydı” diyen Marandi, “Şimdiye kadar 40 günlük süreçte, kuşatma savaşında ve 13 günlük çatışmada ABD’den daha uzun dayanan tarafın İranlılar olduğunu gördük.” dedi.
Marandi, mevcut kuşatma savaşının İranlılara zarar vereceğini ve hayatı zorlaştıracağını kabul etmekle birlikte İran’ın galip geleceğini belirtti. “İranlılar bunun bir hayatta kalma savaşı olduğunu biliyor” diyen Marandi, İran’ın direniş eksenindeki ortakları ve müttefikleriyle birlikte, açık konuşmak gerekirse, günümüz dünyasında eşine az rastlanır bir dayanıklılığa sahip olduğunu söyledi.
“Yeni savaş ihtimali yüksek”
Yeni bir askeri savaş ihtimaline ilişkin Marandi, bunun “önemli ve yüksek” olduğunu söyledi. İran’ın ABD’yi, ekonomisini çökertmeye çalışması ve bölge hükümetlerinin buna işbirliğiyle karşılık vermesi halinde İran’ın “hızlı ve kararlı” bir karşılık vereceği konusunda uyardığını belirten Marandi, bu karşılığın İran’ın askeri kapasitesinin kullanılmasını da kapsayacağını ifade etti.
ABD’nin İran’a yeniden saldırabileceğini ve yeni bir savaşın seçimlerin ardından yaşanabileceğini belirten Marandi, “Ancak şu anda böyle bir durumun içindeyiz” dedi.
Marandi ayrıca, Ukrayna savaşı ile Batı Asya’daki savaş arasındaki bağlantıya değinerek, Rusya ve İran’ın ABD ve Avrupa’ya karşı birbirlerinin direnişinden fayda sağladığını söyledi. “Ruslar, İran’ın ABD’yi yenilgiye uğratmasından büyük ölçüde faydalanıyor.” diyen Marandi, “İranlılar da Rusların ABD ve Avrupalıları ciddi biçimde zayıflatmasından büyük ölçüde faydalandı.” ifadelerini kullandı.
“ABD gücünün sınırları ortaya çıktı”
Eski Pentagon kıdemli güvenlik politikası analisti Michael Maloof ise ABD politikasına ilişkin daha geniş bir eleştiri getirerek savaşı, uzun süredir uygulandığını söylediği ABD’nin Batı Asya politikasının “bugüne kadarki en trajik ve istikrarsız sonucu” olarak nitelendirdi.
Maloof, “ABD, İsraillilerin istihbaratını her takip ettiğinde bunun yanlış olduğu ortaya çıktı.” dedi ve bunun sonucunda mevcut savaşın bu politikanın son örneği olduğunu, hatta “şimdiye kadarki en yıkıcı sonuç” olduğunu belirtti.
Savaşın ABD gücünün sınırlarını ortaya çıkardığını söyleyen Maloof, “İran gibi askeri açıdan çok daha az yetenekli bir ülkenin bir süper güce karşı koyabileceğini ve bunu başarıyla yaptığını, öyle ki durumun çıkmaza girdiğini gösterdi.” dedi. İran’ın ekonomik açıdan da yıllarca uygulanan yaptırımlara dayandığını vurguladı.
“İran yaptırımlarla yaşamayı öğrendi”
Maloof, İran’ın Rusya ve Çin gibi yaptırımlarla yaşamayı ve ABD dolarına bağımlılığını azaltmayı öğrendiğini vurguladı.
“Artık yalnızca ABD dolarına güvenmemeyi öğrendiler.” diyen Maloof, İran’ın dolar bağımlılığından ve doların bir silah olarak kullanılmasından kurtulmanın yollarını geliştirdiğini belirtti.
Bunun dünyaya, “İran gibi bir gücün bir süper güce karşı koyabileceğini” gösterdiğini söyleyen Maloof, bunun Ortadoğu genelinde, Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri de dahil olmak üzere, yeni güvenlik düzenlemelerine ilişkin yeni bir bakış açısı oluşturduğunu ifade etti.
Körfez ülkelerinin artık ABD üslerinin ülkelerinde kalmasını isteyip istemediklerini yeniden değerlendirmek zorunda olduğunu belirten Maloof, caydırıcılık amacı taşıyan bu üslerin, İran’a yönelik önleyici saldırıda kullanılmaları nedeniyle “özellikle ABD ve bu ülkeler açısından bir avantaja değil, dezavantaja dönüştüğünü” söyledi.
Maloof, “Eski Ortadoğu artık bir daha geri dönmeyecek.” dedi.
“ABD ordusu zayıflıyor”
Maloof, ABD Başkanı Donald Trump’ın liderliğini eleştirerek açıklamalarını “gürültülü ve içi boş söylemler” olarak nitelendirdi.
“Her şey dağılırken iyi bir tablo çizmeyi seviyor” diyen Maloof, Trump’a inanılmaması gerektiğini vurguladı ve “Yalan söylüyor. Amerikan halkına bile yalan söylüyor” dedi.
ABD ordusunun mevcut durumuna ilişkin Maloof, savaşa hazırlık seviyesinin giderek düştüğünü söyledi. “Her geçen gün azalıyor ve özellikle Ortadoğu’daki mevcut ortamda çok ciddi biçimde azalıyor.” diyen Maloof, ABD’nin yeniden silahlanma kapasitesinin kritik düzeyde yetersiz olduğunu ve deniz gücünü takviye edilmeden süresiz olarak bölgede tutamayacağını belirtti.
Maloof, askeri yöntemin başarılı olacağına inanmadığını söyledi. “Bir kez daha başarısız olduğu bilinirken askeri yaklaşımı sürdürmenin anlamlı olduğunu düşünmüyorum.” diyen Maloof, her alanda bir sınır bulunduğunu ifade etti.
Tek kutuplu düzene karşı mücadele
Maloof, savaşın daha geniş jeopolitik boyutuna da değinerek çatışmayı, ABD öncülüğündeki tek kutuplu dünya düzeni ile yükselen çok kutuplu düzen arasındaki daha büyük mücadelenin bir parçası olarak değerlendirdi.
“Trump bunun yükselişini görüyor” diyen Maloof, Çin de dahil olmak üzere herkesi dahil etmeye çalıştığı yaptırımların işe yaramayacağını, çünkü bu ülkelerin zaten ağır yaptırımlara maruz kaldığını söyledi.
Maloof, çok kutuplu dünya düzeninin artık kendi finansal sistemini geliştirdiğini ve Trump’ın bunu dolar ve genel olarak Batı finans sistemi için bir tehdit olarak gördüğünü belirtti.
“Gerçekte mücadele ettiği şey bu” diyen Maloof, Trump’ın nükleer silahları bir bahane olarak kullandığını, İran’ın ise bu mücadelenin araçlarından biri olduğunu vurguladı.
Maloof, Ukrayna ve İran savaşlarının giderek iç içe geçtiğini belirterek, “Bütün bunların yaptırımlar, hegemonya ve çok kutuplu dünya düzeninin yükselişine meydan okumak amacıyla nüfuz kurma çabasıyla ilgisi var.” dedi. Maloof, “Trump artık bunu durduramayacağını fark ediyor” ifadelerini kullandı.
İlgili Haberler
İran: ABD’nin Hürmüz iddiaları psikolojik savaş
30 Ağustos 2026 08:49
'İran, Lübnan'ı içermeyen bir uzlaşıyı kabul etmez'
29 Ağustos 2026 21:57
Arakçi: Trump “kaybettiği bir savaşın” içinde tutuluyor
29 Ağustos 2026 18:28
İran hükümeti: Devrim Lideri’nin direktiflerini uygulayacağız
29 Ağustos 2026 17:59
