İran savaşı Trump'ı her cepheden sıkıştırıyor
Tahran’ın geri adım atmaması Washington’ın kısa savaş hesaplarını boşa çıkarırken, yükselen enerji maliyetleri ve kamuoyundaki hoşnutsuzluk ara seçimler öncesinde Beyaz Saray üzerindeki baskıyı büyütüyor.
YDH- National Security Journal yazarı Jack Buckby, İran'la savaşın yedinci ayına yaklaşmasına rağmen Washington'ın belirlediği hedeflerin hiçbirine kesin biçimde ulaşamamasının ABD Başkanı Donald Trump üzerindeki siyasi ve ekonomik baskıyı giderek artırdığını yazdı.
Buckby, Trump'ın kendi tabanında büyüyen hoşnutsuzluk, kasım ayındaki ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçilerin gerilemesi ve eski üst düzey Pentagon yetkililerinden gelen eleştirilerin Beyaz Saray'ı aynı anda birden fazla cephede sıkıştırdığına dikkat çekti.
Analize göre Trump rejiminin karşı karşıya olduğu temel sorun, savaşın nasıl sona ereceğine ilişkin hâlâ net bir yol haritasının bulunmaması.
Beyaz Saray içinden gelen açıklamalar ile yönetimde yaşanan görevden almalar ve istifalar, Washington'ın İran üzerindeki kontrolünün kamuoyuna yansıtılmak istendiği kadar güçlü olmadığına işaret ediyor.
Tahran'ın geri adım atacağına ilişkin de herhangi bir belirti bulunmuyor.
“İran'ın çökeceği beklentisi yanlıştı”
Trump üzerindeki baskı, eski ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Frank Kendall'ın, şubat ayında İran'a yönelik saldırılar başlatılmadan önce başkana hangi istihbaratın ve tavsiyelerin sunulduğunu sorgulamasıyla daha da arttı.
Kendall, savaşın bugüne kadarki seyrinin büyük ölçüde öngörülebilir olduğunu ve ABD ile İsrail'in ilk saldırılarının İran yönetimini kısa sürede çökerteceği yönündeki beklentinin yanlış çıktığını söyledi.
Kendall, “İran savaşı konusunda açıkçası anlamadığım şey, başkana bu çatışmayı başlatmasına yol açacak hangi tavsiyelerin verildiği.” dedi.
Eski bakan, İran yönetiminin bir anda çökeceği ve savaşın çok kısa süreceği düşüncesini bir “yanılsama” olarak nitelendirdi.
Buckby de Trump'ın İran'ın Batı'nın taleplerine boyun eğeceği beklentisiyle savaşı başlattığını, ancak yedi aya yaklaşan çatışmaların bu hesabı boşa çıkardığını belirtti.
Washington'dan nükleer anlaşma itirafı
Trump rejiminin savaş sonrasında İran'la bir nükleer anlaşmaya ulaşabileceği yönündeki beklentisi de giderek zayıflıyor.
ABD Enerji Bakanı Chris Wright, pazar günü yaptığı açıklamada, Washington ile Tahran arasında “bir nükleer anlaşma olmayabileceğini” kabul etti.
Wright, bu durumda ABD'nin İran'ın nükleer kapasitesini belirli aralıklarla askeri saldırılarla imha etmeye devam etmek zorunda kalabileceğini söyledi.
Buckby'ye göre bu yaklaşım, Trump'ın başlangıçta haftalar içinde sonuçlanmasını beklediği savaşın, müzakere edilmiş bir anlaşmayla sona ermek yerine ucu açık bir askeri çatışmaya dönüşmesi ihtimalini güçlendiriyor.
Analizde bu senaryo, İran'ın yeniden inşa ettiği nükleer altyapının belirli aralıklarla vurulduğu uzun vadeli bir “çimleri biçme” stratejisine benzetildi.
Ancak İran'ın nükleer tesislerini daha derine taşıması gibi önlemlerin böyle bir stratejiyi giderek daha zor ve maliyetli hale getirebileceği belirtildi.
Savaş Trump'ın desteğini eritiyor
Savaşın uzaması Trump açısından iç politikada da giderek daha ağır bir maliyete dönüşüyor.
National Security Journal'ın aktardığı NBC News Decision Desk anketine göre Amerikalıların “yüzde 69'u” Trump'ın İran savaşını yönetme biçimini onaylamıyor.
Trump'ın savaş politikasını destekleyenlerin oranı yüzde 31'de kalırken, genel başkanlık performansını onaylayanların oranı “yüzde 36'ya” geriledi.
Savaşın ekonomik etkileri de Amerikan kamuoyunda giderek daha fazla hissediliyor.
Enerji fiyatları rekor seviyelere yaklaşırken, ABD'de benzinin galon fiyatı İşçi Bayramı hafta sonunda ortalama 4,14 dolara yükseldi.
Buckby, Trump rejiminin ne ticari aktörlere ne de diğer ülkelere savaşın ne zaman sona ereceğine ilişkin güvence verebildiğine dikkat çekti.
İran savaşı böylece yalnızca askeri ve diplomatik değil, Trump açısından giderek büyüyen bir ekonomik soruna da dönüşmüş durumda.
Ara seçimler öncesi İran çıkmazı
Analize göre savaşın uzaması, kasım ayında yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçilerin karşı karşıya olduğu siyasi riski daha da büyütüyor.
Trump'ın savaştan önce de ara seçimlerin Cumhuriyetçiler açısından zor geçeceğinin farkında olduğunu belirten Buckby, İran savaşının ve beraberinde getirdiği ekonomik sonuçların partinin şansını daha da azalttığını değerlendirdi.
Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğunu kaybetmesi halinde Trump'ın görev süresinin son iki yılında siyasi hareket alanının ciddi biçimde daralabileceğine dikkat çekildi.
Buckby, Trump'ın birkaç hafta içinde sonuçlanmasını beklediği İran savaşının yedinci aya yaklaşırken hâlâ sona erme belirtisi göstermediğini ve ekonomik sonuçlarının yıllarca hissedilebileceğini belirtti.
Analize göre Beyaz Saray'ın önündeki temel çıkmaz da burada yatıyor: İran geri adım atmıyor, Washington'ın öngördüğü nükleer anlaşma giderek uzaklaşıyor, savaşın maliyeti yükseliyor ve Amerikan kamuoyunun Trump'ın savaş politikasına verdiği destek hızla eriyor.




