Hizbullah, 'Vaat ve Taahhüt' programını başlattı
Hizbullah, “Vaat ve Taahhüt” adıyla 2026 yılı konut programını duyurarak evleri yıkılan veya ağır hasar gören ailelere kira ve eşya yardımı sağlayacağını açıkladı.
YDH ― Hizbullah, evleri yıkılan veya ağır hasar gördüğü için yaşanamaz hale gelen konutlarda yaşayan ailelere yönelik 2026 yılı konut yardım programını “Vaat ve Taahhüt” adıyla başlattı.
Hizbullah Yürütme Kurulu Başkanı Şeyh Ali Damuş, program kapsamında yerinden edilen ailelere ev kiralamaları ve mobilya satın almaları için mali destek sağlayacaklarını açıkladı.
Damuş, halkın yanında durma ve yaşadığı acıları hafifletme taahhütlerini yineleyerek yeniden yapılanma ve yerinden edilenlerin barınmasının Lübnan devletinin sorumluluğunda olduğunu vurguladı.
Hizbullah, konut programını güney banliyölerindeki Gubeyri Belediye Merkezi'nde düzenlediği basın toplantısıyla duyurdu.
Toplantıda konuşan Hizbullah Yürütme Kurulu Başkanı Şeyh Ali Damuş, işgal, saldırganlık ve Siyonist emeller karşısında direniş seçeneğinin terk edilemeyecek ulusal bir zorunluluk olduğunu söyledi.
Direnişin sergilediği performans ve yaptığı fedakârlıklarla düşmanın güneyi işgal etmesini engelleyen kahramanca örnekler ortaya koyduğunu belirten Damuş, direnişin vatanın varlığını savunmanın en görkemli örneklerini sergilediğini ifade etti.
Damuş, şöyle konuştu:
“Düşman bazı köyleri işgal etmeyi, yıkmayı ve buldozerlerle yerle bir etmeyi başarmış olsa da bu, topraklarımıza yerleşebileceği anlamına gelmiyor. Direnişin görevi, düzenli orduların görevinden farklıdır. Ülkemizden kovulana kadar işgali yıpratmak için çalışır. Belirli güç dengelerinin belirlediği saha koşullarında yaşanan gelişmeler, teslimiyet ve boyun eğme anlayışını kabul ettiğimiz anlamına gelmiyor. Bu dengeler değişebilir. Lübnan daha önce de benzer durumlarla karşılaştı ve halkımızın iradesi sayesinde bu dengeler değişti.”
“Vaat ve Taahhüt” programının kapsamı açıklandı
Damuş, Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım'ın fedakârlık yapan halka mali yardım sağlama taahhüdünü yinelediğini hatırlatarak yeni konut programını duyurdu. Program, yerinden edilenlerin yanı sıra evleri yıkılan veya ağır hasar gördüğü için artık yaşanamaz durumda olan aileleri kapsıyor.
Programın doğrudan insanları hedef aldığını belirten Damuş, özellikle evleri yıkılan veya hasar gören ve başka bir barınma imkânı bulunmayan ailelere destek sağlanacağını söyledi. Yardımın, ailelere ev kiralama ve mobilya satın alma imkânı sunacağını belirten Damuş, programın 2004 yılındaki İsrail saldırısının ardından uygulanan konut yardımına benzer şekilde hazırlandığını ifade etti.
Programın hükümlerinin ve uygulama koşullarının mevcut kaynaklara göre belirlendiğini kaydeden Damuş, bütün halkın daha fazla desteği hak ettiğini ve kendilerine sunulabilecek hiçbir yardımın fedakârlıklarının karşılığını tam olarak veremeyeceğini söyledi.
İlk aşamada dört grup yardım alacak
Damuş, programın ilk aşamasında konut ve mobilya desteğinden yararlanacak dört grubu açıkladı.
İlk grupta, tamamen veya kısmen yıkılmış binalardaki konut birimleri tamamen yok olan ev sahipleri yer alıyor.
İkinci grubu, uzman teknik inceleme komitelerinin değerlendirmelerine göre tamamen veya kısmen yıkılması planlanan binalardaki konut birimleri yok olan ev sahipleri oluşturuyor.
Üçüncü grup, konutlarının yıkılıp yıkılmadığına veya hasar görüp görmediğine bakılmaksızın, işgal altındaki ya da işgal altındaki bölgelere bitişik sınır köylerinden zorla çıkarılan yerinden edilmiş kişileri kapsıyor. Bu kapsamda, işgalin getirdiği kısıtlamalar veya yarattığı tehlikeler nedeniyle sakinlerinin yaşayamadığı, işgal altındaki ya da işgal bölgelerine bitişik bütün köyler, kasabalar ve şehirler bulunuyor.
Dördüncü grupta ise yapısal hasar veya ciddi düzeyde yapısal olmayan hasar nedeniyle yaşanamaz hale gelen konut birimlerinin sahipleri bulunuyor.
Konut yardımı 14 bin dolara kadar çıkacak
Damuş, konut yardımı alacak ailelerin ilgili konut birimlerini yazlık ya da ikinci ev olarak değil, birincil ve sürekli ikametgâh olarak kullanmış olması gerektiğini belirtti. Göç nedeniyle evlerinden ayrılan aileler de bu kapsamda değerlendirilecek. Ancak yardım alabilmeleri için birincil ikametgâhlarının yerine kullanabilecekleri başka bir evlerinin bulunmaması gerekiyor.
Açıklanan programa göre, Beyrut ve güney banliyölerindeki konutlar için sağlanacak azami yardım tutarı 14 bin dolar, Beyrut ve banliyöleri dışındaki konutlar için ise 12 bin dolar olacak.
Bu tutar, bütün bölgelerde sabit 8 bin dolarlık mobilya yardımı ile kira yardımı olarak ikiye ayrılıyor. Kira yardımı Beyrut ve güney banliyölerinde 6 bin dolar, diğer bölgelerde ise 4 bin dolar olarak belirlendi.
Damuş, bu miktarların Eylül 2014 savaşında konut yardımı için uygulanan tutarlarla aynı olduğunu söyledi. Her hak sahibine yapılacak ödeme, bir yıl içinde üçer aylık dönemlerle dört taksit halinde gerçekleştirilecek.
İlk taksit Beyrut ve güney banliyölerinde 3 bin 500 dolar, diğer bölgelerde ise 3 bin dolar olacak. Damuş, programın Eylül 2024 saldırısı ile Mart 2026 saldırısından etkilenen ve yardım alma hakkı bulunan herkesi kapsayacağını belirtti.
Yardımlar mezhep ve siyasi aidiyete göre ayrılmayacak
Damuş, konut yardımlarının saldırılardan etkilenen bütün Lübnan bölgelerine ulaştırılacağını vurguladı. Yardım dağıtımında mezhep veya siyasi aidiyet ayrımı yapılmayacağını belirten Damuş, desteğin insanlık ve ortak ulusal kimlik temelinde sağlanacağını söyledi.
Herkesi aynı ülkenin ve aynı halkın parçası olarak gördüklerini ifade eden Damuş, Siyonist saldırı nedeniyle zarar gören herkese, siyasi görüşü ne olursa olsun, yardım etmeyi sürdüreceklerini kaydetti. Hizbullah'ın, insanların ihtiyaçlarıyla ilgili insani krizlerde daha önce olduğu gibi kararlılıkla hareket edeceğini de sözlerine ekledi.
Konutların tespiti için saha çalışmaları yürütüldü
Damuş, Hizbullah'ın uzman birimleri ile örgütün farklı bölgelerdeki teşkilatlarının, güneydeki köy ve kasabalar, Beyrut'un güney banliyöleri ve diğer bölgelerde yerinden edilen kişilere yönelik kapsamlı bir araştırma yürüttüğünü söyledi. Çalışmaların yüksek bir profesyonellikle tamamlandığını belirten Damuş, konut yardımına hak kazanacak birimlerin tespiti için uzman komiteler kurduklarını ifade etti.
Damuş, “Konut yardımı almaya uygun birimlerin sayım ve inceleme çalışmalarını hâlâ sürdüren uzman komiteler oluşturduk. Artık bu birimlerin sayısı ve ihtiyaç duyulan finansman konusunda net bir tabloya sahibiz” dedi.
Yardımların dağıtımı için mekanizma oluşturuldu
Damuş, yardım alacak kişilerin listelerinin hazırlanması ve ödemelerin dağıtılması için esnek bir mekanizma benimsediklerini belirterek sürecin işleyişini anlattı.
Buna göre Beyrut, Güney ve Bekaa'daki etkilenen bölgelerde görev yapan konut sayım komiteleri, Maamar Şirketi tarafından hazırlanan standart sayım formunu kullanarak uygun konut birimlerini tespit edecek. Hazırlanan formlar şirketin yönetimine sunulacak. Yönetim, yardım almaya uygun kişilerin isim listelerini oluşturacak ve ödeme taahhütleriyle birlikte ilgili bölgelere gönderecek.
Bölgelerdeki yetkililer, yardımların incelenmesi ve dağıtılması için onaylanan merkezleri belirleyecek. Ayrıca taahhüt belgelerinin teslim tarihlerini açıklayacak ve hak sahiplerini belgelerini nasıl alacakları konusunda bilgilendirecek. Tahsis edilen tutarların alınabilmesi için gerekli imzalar tamamlandıktan sonra ödeme taahhütleri belirlenen tarihlere göre sırayla dağıtılacak.
Damuş'tan toplumsal dayanışma çağrısı
Damuş, Lübnan hükümetinin bugüne kadar halka doğrudan yardım sağlayacak bir program sunmadığını söyledi. Enkaz kaldırma çalışmalarının ve bazı altyapı projelerinin uygulanmasına yönelik girişimlerin, saldırılardan doğrudan etkilenen insanlara ulaşan bir yardım niteliği taşımadığını belirtti.
Yerinden edilme krizinin çözülmesi ve yeniden yapılanma sürecinin yürütülmesinde iç ve dış dayanışma ile halk desteğinin belirleyici olduğunu ifade eden Damuş, geçmişte bunun pek çok örneğinin görüldüğünü söyledi. Projenin kapsamının geniş olduğunu ve sahada, uygulamada herkesin ortak çabasını gerektirdiğini belirten Damuş, mevcut dönemde ve gelecek aşamalarda daha fazla dayanışmaya ihtiyaç duyulacağını kaydetti.
Şeyh Damuş, saldırıların etkilerini hafifletmek amacıyla barınma imkânı sağlayan, destek veren, yardım eden ve katkıda bulunan herkese teşekkür ederek bu kişilerin vatansever tutumlarını takdir ettiğini dile getirdi.
Kiraların ve ev eşyalarının fiyatlarının artırılmasına tepki
Damuş, özellikle direniş topluluğunun yaşadığı bölgelerdeki insanlara seslenerek yerinden edilen ailelerle dayanışmanın önemini vurguladı. Fedakârlık, kararlılık, iş birliği ve karşılıklı desteğin ortak sorumlulukları olduğunu belirten Damuş, evlerinden edilen insanlara en üst düzeyde dayanışma gösterilmesi çağrısında bulundu.
Hizbullah'ın konut masraflarını karşılayacağı gerekçesiyle kiraların veya ev eşyalarının fiyatlarının artırılmasını kabul edilemez bulduğunu söyleyen Damuş, bu tür artışların yerinden edilen ailelerin yükünü daha da ağırlaştıracağını ifade etti. Özellikle yardımın tek seferde değil, taksitler halinde ödeneceğine dikkat çekti.
Damuş, halka seslenerek şöyle dedi:
“Sevgili halkımıza, onurlu, gururlu ve sadık insanlarımıza sesleniyorum: Bu proje başladı ve Allah'ın yardımıyla onu tamamlayacağız. Sizin iş birliğiniz sayesinde, Allah'ın izniyle, çalışmaları mümkün olan en kısa sürede bitirebileceğiz.”
Program, verilen sözleri yerine getirme taahhüdüyle başlatıldı
Damuş, projenin “Vaat ve Taahhüt” adıyla başlatılmasının özel bir anlam taşıdığını belirtti. Programın, evleri yıkılan veya hasar gören halka verilen sözlerin yerine getirileceğini göstermek amacıyla hazırlandığını söyledi.
Damuş, ümmetin şehitlerinin efendisi olarak andığı Seyyid Hasan Nasrallah'ın sözünün, şehit ve yoldaşları Seyyid Haşim Safieddin'in planlarının ve Hizbullah Genel Sekreteri Şeyh Naim Kasım'ın taahhüdünün Allah'ın izniyle yerine getirileceğini ifade etti.
“Fedakârlıklarının karşılığını veremeyiz”
Damuş, halka karşı ahlaki, hukuki ve ulusal sorumlulukları temelinde çalışmalara başladıklarını belirterek şöyle konuştu:
“Allah'ın lütfuyla, halkımıza karşı ahlaki, hukuki ve ulusal görevimizi yerine getirmek için çalışmalara başladık. Onlara ne sunarsak sunalım, fedakârlıklarının ve cesaretlerinin karşılığını veremeyiz. Çünkü onlar, onurları ve haysiyetleri için her türlü çabayı hak eden bir halktır.
Allah'a güvenerek ve O'na karşı samimiyetimizi koruyarak bu yeni zorluğun üstesinden gelebileceğimize inanıyoruz. Bunda bütün komitelerin ve çalışma ekiplerinin yoğun çabalarının yanı sıra sabır gösteren, direnen ve çalışmaların yürütüldüğü koşulları anlayışla karşılayan saygıdeğer halkımızla kurduğumuz iş birliğinin de payı var.”
Lübnan yönetimine egemenlik eleştirisi
Damuş, Lübnanlı yetkililerin 27 Kasım 2024'ten bu yana, kasıtlı veya kasıtsız biçimde, ulusal egemenliği korumakta başarısız olduğunu savundu.
Yetkililerin bu nedenle halkın insani, ahlaki ve hukuki hakkını kullanmasını engelleyemeyeceğini belirtti.
Damuş, yetkililere anayasaya ve Ulusal Mutabakat Belgesi'ne aykırı gereksiz tavizleri ve ihlalleri durdurma çağrısı yaptı. Lübnan'ın temellerini sarsmayı, ülkeyi özgürlüğünden, egemenliğinden ve istikrarından yoksun bırakmayı amaçlayan dış seçeneklere bel bağlamak yerine halka yeniden yönelmeleri gerektiğini söyledi.
Lübnan halkına da ülkedeki mevcut durumun ciddiyetini kavrama ve ulusal çıkarlarını mezhepsel ya da partizan çıkarların önüne koyma çağrısında bulundu.
Damuş, Lübnan toplumundaki bölünmeleri ve yabancılaşmayı derinleştiren kışkırtıcı ve nefret söylemi içeren açıklamalar yerine diyalog ve uzlaşma dilinin benimsenmesini istedi.
Ne yaşanırsa yaşansın Lübnan'ın bütün vatandaşların ülkesi olarak kalacağını vurguladı.
Hizbullah: Yeniden yapılanma devletin sorumluluğunda
Damuş, Hizbullah'ın Ulusal Mutabakat Belgesi'nde öngörüldüğü gibi ulusal ortaklığa dayanan güçlü ve adil bir devlet kurma taahhüdünü yineledi.
Bu devletin bütün vatandaşlarına güvence vermesi, halka karşı sorumluluklarını eksiksiz üstlenmesi ve söz konusu belgede vurgulandığı üzere kurtuluş seçeneğini her yolla desteklemesi gerektiğini söyledi.
Yeniden yapılanmanın ve yerinden edilenlerin barınmasının Lübnan devletinin sorumluluğunda olduğunu belirten Damuş, bu ulusal ve insani meselenin siyasi hesaplardan ayrı tutulması gerektiğini kaydetti. Hükümetin konuya siyasi hesaplarla yaklaşmasının devlet ile halk arasındaki uçurumu daha da büyüteceği uyarısında bulundu.
Damuş, hükümetin bugüne kadar bu konuda gerekli resmi süreci tamamlamadığını söyledi.
Fon arayışı, bütçede ihtiyaç duyulan kaynakların ayrılması, hasarların değerlendirilmesi ve tazminatların hesaplanması için bir mekanizmanın onaylanması gibi konularda ilerleme kaydedilmediğini belirtti.
Konuya ilişkin hazırlanan taslağın hükümetin dosyalarında kaldığını ve henüz yayımlanmadığını ifade etti.
“Halkımıza karşı hukuki ve ahlaki sorumluluğumuzu yerine getiriyoruz”
Damuş, Hizbullah'ın halka hizmet etmeyi ve halkın onurunu korumak için elinden gelen her şeyi yapmayı sürdüreceğini belirterek şöyle konuştu:
“Biz Hizbullah olarak hukuki ve ahlaki sorumluluğumuz gereği halkımıza hizmet etmeye ve onların onuru için elimizden gelen bütün çabayı göstermeye devam ediyoruz. Ne yaparsak yapalım, ne sunarsak sunalım, bazı fedakârlıkların karşısında kendimizi çaresiz hissediyoruz. Evladının fotoğrafını kaldıran, onun fedakârlıklarıyla gurur duyan ve daha fazla fedakârlığa hazır olan bir şehit annesinin; babasının izinden gideceğine söz veren bir çocuğun; sahip olduğu her şeyi kaybetmesine rağmen inancını, kararlılığını ve iradesini yitirmeyen, işgalciye karşı direniş hakkından vazgeçmeyi reddeden yerinden edilmiş bir ailenin karşısında ne yaparsak yapalım yetersiz kalıyoruz.”
Yaptıkları yardımın devletin sorumluluklarının yerini almadığını ve herhangi bir siyasi ya da toplumsal kazanç elde etme amacı taşımadığını vurgulayan Damuş, bunun halka verilen bir söz ve hukuki-ahlaki bir yükümlülük olduğunu söyledi.
Bu sorumluluğu yerine getirmek için yoğun çaba harcadıklarını belirten Damuş, halkın da bu çabaların farkında olduğunu ve çalışmaları sabırla, güvenle takip ettiğini ifade etti.
Damuş, bu çerçevede planlanan ödemelerin her birinin toplam tutarını tartışmayı amaçlamadıklarını da kaydetti.
Damuş'tan halka: ‘İradenizi yenemediler’
Konuşmasında halka seslenen Damuş, Hizbullah'ın halkın fedakârlıklarını ve direncini takdir ettiğini belirterek şöyle dedi:
“Burada bulunan bütün halkımıza sesleniyorum. Sizler, milletin şehitlerinin efendisinin sizi tanımladığı gibi, gerçekten de en onurlu, en sevgili ve en cömert insanlarsınız. Büyük fedakârlıklarınızla dünyayı hayrete düşürdünüz ve ülkemizin düşmanlarını iradenizi yenebilecekleri düşüncesinden umutsuzluğa sürüklediniz. Sabrettiniz, İsrail saldırganlığına ve iç karışıklıklara katlandınız. Ülkeniz, iç barışı ve birlikte yaşamı için her zaman en fazla kaygı duyanlar siz oldunuz. Hiç kimse sizi inandığınız seçenekten, yani birleşik bir Lübnan'da onur ve haysiyet içinde yaşama hedefinden uzaklaştıramadı.”
Damuş, hayallere ve iyimser beklentilere dayanan başarısız tercihler yapanlara, halkın zayıflığına ve haklarından geri adım atmasına bel bağlayanlara da seslendi.
Direnişin düşmanla ve saldırganlığın sonuçlarıyla başa çıkamayacağını öne sürerek nefret söylemi yayanları ve kışkırtıcılık yapanları yanlış hesaplarını yeniden değerlendirmeye çağırdı.
Halkın moralini yerinden edilmenin acısını kullanarak bozmaya yönelik girişimleri “sefil ve ahlaksız” olarak nitelendiren Damuş, bunların başarısızlığa mahkûm olduğunu söyledi.
ABD kuşatmasına ve yardımın engellenmesine tepki
Damuş, “haksız Amerikan kuşatmasına” bel bağlayanlara ve bu politikayı destekleyenlere de seslendi. Yaptırımların ve medyada oluşturulan abartılı söylemlerin direnişin ihtiyaç duyduğu imkânları sağlamalarını engelleyebileceğini düşünenlerin yanıldığını belirtti.
Bazı resmi kurumların da dış tarafların kararları doğrultusunda hareket ederek yardımların ihtiyaç sahiplerine ulaşmasını engellemek için kuşatmayı uygulamaya çalıştığını öne süren Damuş, bütün bu girişimlerin halkın iradesi karşısında başarısız olduğunu söyledi. Bu girişimlerin, halkın acısını hafifletecek yardımları sağlama sorumluluklarını yerine getirmelerine engel olamayacağını vurguladı.
Damuş, Hizbullah'ın sorumluluklarından kaçmayan bir direniş olduğunu ve bu sorumlulukları yerine getirme konusunda yüksek bir standart belirlediğini ifade etti. Halkın onurlu ve gururlu yaşamını sürdürebilmesi için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarını belirterek bunun Allah'ın izniyle gerçekleşeceğini söyledi.
“Hizbullah'ın halkına verdiği sözün arkasında durduğunu göstereceğiz”
Şeyh Damuş, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Bugün, Yüce Allah'a, vatanımıza ve Lübnan halkına karşı samimiyetimiz ve yoğun çalışmalarımızla yıkım karşısında yeniden yapılanmanın, barbarlık karşısında ise insanlığın zaferini ortaya koyuyoruz.
Hizbullah'ın halkın yaralarını saramayacağına ve onları koruyamayacağına bel bağlayan herkese şunu söylüyoruz: Bu, kaybedilmiş bir bahistir.
İşte Hizbullah, samimi şehitlerinin kanı ve fedakârlıkları sayesinde, verdiği sözün arkasında durduğunu bir kez daha göstermek için harekete geçiyor. Her zorlukta olduğu gibi bugün de direnişi hiçbir zaman terk etmeyen halkının yanında yer alıyor. Direniş de halkını asla terk etmeyecek ve onların onuru ile haysiyetini korumak için her zaman bütün gücüyle çalışacak.”




