Trump ile Netanyahu’nun siyasi kaderi aynı sandığa bağlandı
İsrail’deki siyasi çıkmaz, İran ve Gazze savaşlarının gölgesinde ABD ara seçimlerine taşınırken Trump ile Netanyahu’nun siyasi geleceği de birbirine bağlandı.
YDH- El-Ahbar yazarı Hüseyin İbrahim, İsrail seçimlerinin sonuçsuz tablosunun, ülkenin üç yıldır sürdürdüğü savaşlarda içine düştüğü çıkmazı yansıttığını yazdı. İbrahim’e göre Yahudi ve Arap seçmenlerin oyları, İsrail toplumundaki kaygıyı açıkça ortaya koyarken bu çıkışsızlığa verilecek yanıt bu kez İsrail’den değil, birkaç gün içinde yapılacak ABD seçimlerinden gelecek.
İbrahim, İran savaşının ve öncesindeki Gazze savaşının ABD’deki seçim kampanyalarının merkezine yerleştiğini belirtti. İsrail seçimleriyle ABD’deki anketlerin, ikinci başkanlık döneminin sonunda Amerikan siyasetini yeni bir döneme taşıyan hareketin manevi lideri olarak anılmayı uman Donald Trump’ın siyasi gerileyişine işaret ettiğini savundu.
Trump’ın kaderi Netanyahu’ya bağlandı
Trump, müttefiki Benyamin Netanyahu’yu İsrail seçimlerinde doğrudan destekleyip seçmenleri ona oy vermeye çağırdı. Bu destek Netanyahu’yu daha ağır bir yenilgiden korusa da iktidarını güvenceye almadı. Trump, İsrail’de ulusal birlik hükümeti kurulması için baskı yapıp yapmayacağı sorusuna da net yanıt vermedi; böyle bir sonucu istese bile sağlayamayabileceğinin farkındaydı.
ABD Başkanı şimdi ara seçimlerde Kongre’yi kaybetme ihtimaliyle karşı karşıya. İsrail’deki seçim sonuçları da bu süreci etkiliyor; Trump ile Netanyahu’nun siyasi kaderleri birbirine öylesine bağlandı ki artık bu bağı koparmak Trump için geç olabilir. ABD’deki sandıklar, İran savaşının ve daha önce Gazze’de yürütülen savaşın Amerikan toplumunda yarattığı değişimi gösterecek.
ABD’de oy kullanma hakkına sahip Arap seçmenler de Filistinli İsrail vatandaşları gibi değişim arayışında. Trump, son başkanlık seçimlerinde Gazze savaşını sona erdirmek istediği izlenimini vererek bu seçmenleri yanılttı; ardından Netanyahu’yla birlikte İran’a karşı daha büyük ve tehlikeli bir savaşın önünü açtı. Bu kez seçmenleri aynı şekilde kandıramayacak. Arap adayların listesi İlhan Ömar ve Reşide Tlaib’le sınırlı kalmayacak; Michigan’daki Abdusseyyid ve New York Belediye Başkanı Zahran Mamdani gibi isimler de öne çıkacak.
Trump, ülkeyi uzun süreli dış savaşlara sürüklememe yönündeki temel seçim vaadini de çiğnedi. İran’a karşı savaşı başlatarak bunun tam tersini yaptı. İbrahim, bu savaşın Netanyahu ve Trump’ın çocuklarına mali anlaşmalar sağlayan bazı sert siyonist çevrelerin çıkarları uğruna yürütüldüğünü savundu.
Obama’nın eleştirileri ve İsrail’e desteğin bölünmesi
Eski ABD Başkanı Barack Obama’nın günler önce Michigan’daki seçim mitinginde Trump’la alay etmesi, siyasi rüzgârın yön değiştirdiğini gösterdi. Trump, Demokratların Temsilciler Meclisi’ni en azından ele geçirme ihtimaline hazırlanırken bunun başkanlığı üzerindeki etkisini küçümsemeye çalışıyor.
Trump, sosyal medya paylaşımlarında ve konuşmalarında Obama’yı “Barack Hüseyin Obama” diye anarak küçümsemeye çalışmıştı. Obama ise Trump yükselen bir siyasi dalgayı temsil ettiği için uzun süre sessiz kaldı. İran savaşındaki başarısızlık ve Cumhuriyetçi Parti içinden de Trump’a yönelen eleştiriler sonrasında Obama, Trump’ın Beyaz Saray’dan daha büyük bir balo salonu yaptırma ve başkanlık konutunu yaldızlarla kaplama girişimleriyle alay etti; onu Saddam Hüseyin’e benzetti. Trump’ı şüpheli anlaşmalarla çocuklarını zenginleştirmeye, makamını kişisel çıkarları için kullanmaya ve İran’la gereksiz bir savaşa girerek ülkeyi yanlış bir yola sürüklemeye çalışmakla suçladı. Bu savaşın İran’ı öncesinden daha güçlü hâle getirdiğini söyledi.
ABD’de sağ siyasetin kendisi de İsrail yanlıları ve İsrail’e desteğe karşı çıkanlar arasında bölünüyor. Bu bölünmenin ara seçimlerde, Cumhuriyetçi Parti’den İsrail karşıtı isimlerin de Kongre’ye girmesiyle sonuçlanması bekleniyor. Her iki mecliste de İsrail’e daha az bağlı bir çoğunluk oluşursa, partilerin sandalye sayısından bağımsız olarak Trump’ın başkanlığının kalan dönemi zorlaşacak ve siyasi projesi ağır bir darbe alabilecek.
Netanyahu’ya yönelik tepki İsrail’in ötesine geçti
Netanyahu’nun sorunu, İsrail’deki sandalye dağılımının gösterdiğinden daha derin. Ona yönelik tepki İsrail dışında, özellikle ABD’de, ülke içindekinden çok daha güçlü. Dünya genelindeki ekonomik kriz ve hayat pahalılığının sorumluluğu da Netanyahu’ya yükleniyor.
Batı dünyasında, özellikle Avrupa ve Fransa’da mevcut düzenin değiştirilmesini isteyen protestolar artıyor. Bu itiraz, geleneksel sağ ve solun ayrıştığı sınırlı sosyal politika başlıklarının ötesine geçiyor; dünyanın siyonist çevrelerin iradesine boyun eğmesine dayanan siyasi yapıyı sorguluyor.
Trump’ın ticaret savaşları da müttefikle rakip arasında ayrım gözetmedi; herkesi karşısına aldı. Avrupa’da, ABD’nin ticaret ve askerî politikalarının yarattığı sonuçlara tepki büyürken, dünyanın farklı bölgelerindeki halklar da savaşlardan ve ekonomik baskıdan yoruldu.




