İngiliz The Times gazetesi, ABD Başkanı Donald Trump'ın Venezuela lideri Nicolas Maduro'yu hedef alan operasyonunun "Önce Amerika" sloganıyla ne kadar örtüştüğünü analiz etti.
YDH - İngiliz The Times gazetesi yayımladığı analizde, ABD Başkanı Donald Trump'ın "Önce Amerika" (America First) sloganının, Venezuela'daki haydutluk eyleminin ardından nasıl bir dönüşüm geçirdiğini ele aldı.
Analize göre Trump, "Önce Amerika" hareketinden (MAGA) gelen uyarılara rağmen Venezuela'da rejim değişikliği sinyalleri veriyor.
Maduro'nun kaçırılması haberinin duyulmasının ardından Trump muhalifleri, ABD İstihbarat Direktörü Tulsi Gabbard'ın 2019 yılında paylaştığı bir mesajı yeniden dolaşıma soktu.
Gabbard o dönemki paylaşımında, "ABD, Venezuela'dan uzak durmalı. Bırakın Venezuela halkı kendi kaderini tayin etsin" ifadelerini kullanmıştı.
The Times, Trump'ın Nicolas Maduro'yu yakalatma kararının, seleflerini benzer operasyonlardaki "safiyane" tutumları nedeniyle eleştiren geçmişiyle çeliştiğine dikkat çekiyor.
Trump, eylemden bir gün önce ABD'nin "tamamen hazır" olduğunu belirterek, "Mollalar protestoları bastırmaya çalışırsa İran'a karşı harekete geçmeye hazırız" demişti. Gazete, "Önce Amerika sloganları nereye gitti?" sorusunu sordu.
Bannon 'rejim değişikliğinden' endişe ediyor
Trump destekçileri "uyuşturucu çetelerine yönelik operasyonları" genel olarak desteklese de ABD'nin uzun süreli bir çatışmaya girme riski farklı bir tepkiyle karşılaşıyor.
Trump'ın eski danışmanı Steve Bannon, The Times'a yaptığı açıklamada, "Bir rejim değişikliğinden korkuyorum" dedi.
Analize göre MAGA tabanının bir kısmı izolasyonist bir tutum sergilerken, Trump tek taraflı hareket etme eğilimi gösteriyor.
Trump, Amerika kıtasını, orada yaşananların ABD'yi doğrudan etkilemesi nedeniyle istediği gibi hareket edebileceği bir nüfuz alanı olarak görüyor.
'Önce Amerika' sloganı 'Önce Amerikalar'a dönüştü
Trump, Venezuela ve genel olarak Amerika kıtasını her zaman "özel bir durum" olarak değerlendirdi.
İlk görev döneminde yakın çevresine "Batı Yarımküre'ye dönüş" planından bahseden Trump; Grönland ve Kuzey Kutbu'ndan Panama Kanalı'na, oradan da Latin Amerika ve Pasifik'e kadar bölgesel bir odağa yoğunlaşılması gerektiğini savunmuştu.
The Times'a göre bu yaklaşım, "Önce Amerika" sloganını "Önce Amerikalar" (The Americas First) doktrinine dönüştürdü.
Gazete, Trump'ın kontrol alanını Atlantik ile Pasifik arasındaki bölge olarak tanımladığını belirtiyor. Trump; güneydeki uyuşturucu trafiğini, göçü, organize suçları ve siyasi istikrarsızlığı "dış politika" sorunu olarak değil, "dış boyutu olan iç sorunlar" olarak görüyor.
Beyaz Saray'ın son Ulusal Güvenlik Stratejisi'nde de bu yaklaşım, "Monroe Doktrini'nin Trump versiyonunun onaylanması ve uygulanması" olarak nitelendiriliyor.
MAGA seçmeni ulus inşasından ve uzun savaşlardan bıktı
Analizde, Venezuela operasyonunun "insani müdahale" veya "demokrasiyi canlandırma" gibi kavramlarla değil, "yasa dışı faaliyetlerle mücadele" diliyle paketlendiği vurgulanıyor.
Maduro'nun "devrilmediği", aksine "tutuklandığı" belirtilirken, şu an New York'ta uyuşturucu kaçakçılığı, terör ve kokain ithalatı komplosu suçlamalarıyla yargılandığı hatırlatılıyor.
Trump, operasyonu Oval Ofis'ten ulusa seslenerek değil, bir emniyet müdürü edasıyla sosyal medyadan duyurmayı tercih etti.
Haberde, eski başkanlardan George W. Bush'un Afganistan veya Barack Obama'nın Libya için kullandığı "halkın daha iyi bir hayatı hak ettiği" yönündeki söylemlerin bu eylemde yer almadığına dikkat çekiliyor.
The Times, MAGA seçmeninin ucu açık savaşlardan, sığınmacı akınlarından ve trilyonlarca dolarlık harcamalardan bıktığını savunuyor.
Analiz şu ifadelerle son buluyor:
"Bu seçmen grubu; yabancı ordular yerine uyuşturucu kaçakçılarının hedef alındığı, kısa, kararlı ve cezalandırıcı eylemlere çok daha az direnç gösteriyor. Trump, bu hamlesiyle Venezuela için ABD'nin daha iyi bir konumda olacağı yeni bir sayfa açmayı umuyor ancak bu yaklaşımın hukuki ve stratejik açıdan ne kadar sürdürülebilir olduğu henüz belirsizliğini koruyor."