ABD ve İsrail'den Lübnan'a 'İran şartı'

img
ABD ve İsrail'den Lübnan'a 'İran şartı' YDH

Lübnan Cumhurbaşkanı Aun, bölgesel savaş riskinin azaldığına dair iyimser bir tablo çizse de ABD ve İsrail'in "şartlı tarafsızlık" baskısı sürüyor.



YDH - İsrail'in bölgede gerilimi tırmandırma ve askeri operasyonları genişletme tehditlerine rağmen, Lübnan Cumhurbaşkanı Jozef Aun'un açıklamaları "temkinli iyimserlik" sinyalleri veriyor.

Geçtiğimiz çarşamba günü kendisini ziyaret eden heyetlerle görüşen Aun, "Savaşın hayaleti uzaklaştı; ancak bu ihtimalin tamamen masadan kalktığı anlamına gelmiyor" ifadelerini kullandı.

Aun, mevcut atmosferin tüm alanlarda olumlu bir seyre işaret ettiğini belirterek, Lübnan'ı olası bir savaştan tamamen uzak tutmak adına dost ve kardeş ülkelerle çalışmaların sürdüğünü kaydetti.

Diğer yandan İsrail basınında yer alan haberlere göre, ABD yönetimi Lübnan'a yönelik askeri seçeneği dışlamasa da İsrail'e "nihai kararı vermeden önce Lübnan hükümetiyle diyalog yollarını denemesi" çağrısında bulundu.

Trump ve Netanyahu'nun Florida mutabakatı

Lübnan'ın bölgesel çatışmalardan, özellikle de İran'a yönelik muhtemel bir saldırıdan "ayrıştırılması" (neutralization) teklifi, İsrail'in Beyrut üzerindeki siyasi ve diplomatik baskılarının bir parçası olarak değerlendiriliyor.

Üst düzey resmi bir kaynak el-Ahbar gazetesine yaptığı açıklamada, Lübnan yönetiminin Batılı büyükelçilikler ve uluslararası mercilerden kritik bilgiler aldığını belirtti.

Bu bilgilere göre, ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu, 29 Aralık'ta Florida'da gerçekleştirdikleri görüşmede stratejik bir plan üzerinde uzlaştı.

Taraflar, ABD'nin şartlarını kabul etmemesi durumunda İran'a yönelik operasyon düzenlenmesi ve Lübnan'ın bu aşamada çatışmanın dışında tutulması konusunda mutabık kaldı.

Fakat bu güvencenin Hizbullah'ın sessiz kalması şartına bağlı olduğu, direniş örgütünün müdahil olması durumunda İsrail'in Dahiyye ve Bekaa başta olmak üzere Lübnan genelinde kapsamlı bir saldırı başlatacağı vurgulandı.

Bölgesel denklemde Suudi Arabistan'ın rolü

Kaynaklar, Riyad yönetiminin Tahran'ı uzlaşmaya zorlamak için yoğun çaba sarf ettiğini bildiriyor. Suudi Arabistan'ın İran'a yönelik herhangi bir savaştan ciddi endişe duyduğu belirtilirken, bu ülkede yaşanacak bir istikrarsızlığın Körfez ülkelerine sıçrama riskine dikkat çekiliyor.

Riyad, Tahran'daki mevcut düzenin sarsılmasının bölgeyi belirsizliğe sürükleyebileceğinden endişe ediyor.

ABD tarafı ise İran'ın nükleer programı tamamen durdurma ve Lübnan, Irak ile Yemen'deki müttefiklerine desteği kesme şartlarını kabul etmesinin Lübnan dosyasında da bir çözümü beraberinde getireceğine inanıyor.

İran'a yönelik bir operasyonun gerçekleşmesi durumunda ise Hizbullah'ın stratejik derinliğinin kırılacağı ve manevra alanının daralacağı öngörülüyor.

Yıpratma stratejisi: Hizbullah'ın 'stratejik derinliği' hedefte

ABD'nin stratejik planına göre, İran'ın bölgesel etkisi zayıflatıldığında Hizbullah'ı "tasfiye etme" süreci hızlanacak.

Bu süreçte sadece askeri yöntemler değil; finansal engeller, imar çalışmalarının durdurulması ve siyasi baskılarla örgütün toplumsal meşruiyetinin zayıflatılması hedefleniyor.

Sınır kontrollerinin artırılarak silah akışının kesilmesi ve altyapı tesislerine yönelik cerrahi operasyonların sürdürülmesi bu stratejinin temel bileşenlerini oluşturuyor.

Bu senaryoda İsrail, belirli sınırlar dahilinde saldırılarına devam ederek Hizbullah'ı sürekli baskı altında tutma rolünü üstlenirken, Lübnan içindeki bazı siyasi dinamiklerin de dış baskıları tamamlayıcı bir unsur olarak devreye girmesi bekleniyor.

Sonuç olarak "savaş hayaletinin uzaklaştığı" yönündeki söylemlerin kesin bir barışa değil; düşük yoğunluklu, uzun süreli bir yıpratma savaşına işaret ettiği belirtiliyor.