İran’da artan terör ve 'dijital savaş' faaliyetleri

img
İran’da artan terör ve 'dijital savaş' faaliyetleri YDH

İran’da terör ve "dijital savaş" faaliyetleriyle tırmandığı belirtilen olaylarda, bir güvenlik görevlisinin “diri diri yakıldığı”, üç yaşındaki bir kız çocuğunun ise “babasının kollarındayken vurularak öldürüldüğü” bildirildi.



 

YDH- İran’da on üç gündür süren olaylar kapsamında, cuma günü hem sivilleri hem de güvenlik personelini hedef alan bir dizi şiddet olayı meydana geldi.

Yetkililerin “IŞİD tarzı saldırılar” olarak nitelendirdiği bu olaylar arasında, bir güvenlik görevlisinin “diri diri yakılması” ve “babasının kucağındayken vurularak öldürülen üç yaşındaki bir kız çocuğu” da yer aldı.

El-Meyadin’in Tahran muhabiri, başkentin doğu kesiminde gerçekleşen önemli bir saldırıyı aktararak, “isyanlar, vandalizm eylemleri ve kundaklama” olaylarını bildirdi. Muhabir, bölgede “silah seslerinin ve gerçek mermilerle yaşanan çatışmaların” net biçimde duyulduğunu, yetkililerin “çete benzeri” olarak tanımlanan gruplarla karşı karşıya geldiğini ifade etti.

Dış müdahale açıklamaları

Bu arada İranlı yetkililer, şiddetin kendiliğinden ya da münferit olmadığını vurguluyor. Yetkililer, özellikle Mossad başta olmak üzere yabancı istihbarat servislerini, İsrail adına ve ABD ile koordinasyon içinde hareket ederek kaos, istikrarsızlık ve toplumsal çözülme yaratmayı hedefleyen şiddeti organize ettiğini belirtti.

Yetkililere göre, Washington ve İsrail, güvenlik, siyasi, ekonomik ve psikolojik baskı araçlarını kullandıklarını artık gizlemiyor; koşulların daha da kötüleşmesini bekleyerek, geçen hazirandaki saldırılarına benzer bir “askeri saldırı için bahane” oluşturmayı amaçlıyor.

İran devlet televizyonu, perşembe günü Kum kentinde iki güvenlik görevlisinin yağmacılar tarafından öldürüldüğünü bildirdi. Ayrı bir gelişmede, Loristan eyaletinde silahlı bir grubun yakalanmasına ilişkin görüntüler yayımlandı.

İran polisinin açıklamasına göre, İlam eyaletine bağlı Holeylan ilçesinin emniyet müdürü hayatını kaybetti.

Devlet yayıncıları, Fars eyaletinin Mervdeşt kentinde bir güvenlik görevlisinin “diri diri yakıldığını” bildirerek, olayı yerel toplumu sarsan “açık bir terör eylemi” olarak niteledi.

Siviller ve güvenlik güçleri hedef alındı

Batı İran’daki Kirmanşah’ta yaşanan bir başka olayda, yağmacıların ateş açması sonucu bir “bebek kız çocuğu” hayatını kaybetti. Çocuğun babası, kızının hasta bir aile üyesi için ilaç temin etmeye çalıştığı sırada vurulduğunu söyledi.

Hemedan’da ise devlet medyası, gece boyunca süren isyanlarda altı kişinin öldüğünü, kamuya ve özel mülklere ait çok sayıda yapının zarar gördüğünü aktardı.

Kuzey Horasan eyaletinde İsferayen savcısı ile bazı güvenlik personelinin isyanlar sırasında öldürüldüğü bildirildi. Ayrıca Huzistan eyaletinin Dezful kentinde bulunan İmamzade Sebzekaba türbesinin ateşe verildiği kaydedildi.

İran devlet televizyonu, olaylara karışanların “patlayıcılar, ateşli silahlar ve kesici aletler” kullandığını, hem siviller hem de güvenlik güçleri arasında çok sayıda kayıp yaşandığını duyurdu.

Kaynaklara dayandırılan haberlerde, İran devlet medyası “dağınık isyanlar arasında faaliyet gösteren silahlı terör hücrelerinin, açıkça öldürme eylemleri gerçekleştirmeyi ve halk arasında korku yaymayı amaçladığını” vurguladı. Güvenlik yetkilileri ailelere çocuklarını izlemeleri çağrısında bulunarak, şüpheli ya da silahlı kişilerin yetkililere bildirilmesini istedi.

Mossad ve ‘dijital savaş’ faaliyetleri

Bu arada İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu, aralarında Mossad ajanlarının da bulunduğu, birçok bölgede kaos çıkarmakla suçlanan bazı kişilerin gözaltına alındığını açıkladı. Yetkililer, ekonomik protestoların “örgütlü ve yıkıcı unsurlar” tarafından istismar edilmesini önlemeyi amaçlayan güvenlik önlemlerinin artırıldığını belirtti.

Tahran’daki güvenlik yetkilileri, pazartesi günü, göstericiler arasında gizlice faaliyet yürüten bir Mossad mensubunun yakalandığını bildirdi. Yetkililere göre şüpheli, Almanya merkezli yöneticilerden Instagram ve Telegram gibi sosyal medya platformları üzerinden “taktik talimatlar” alan üst düzey bir irtibat görevlisi olarak hareket ettiğini itiraf etti. İranlı yetkililer, şüphelinin görevinin gençleri sokak şiddetine yönlendirmek ve “uydurma olayları” yabancı medya organlarında yaymak üzere belgelemek olduğunu aktardı.

Yetkililer ayrıca, isyan algısını büyütmek amacıyla dezenformasyonun dolaşıma sokulduğu “eşgüdümlü bir dijital savaş” yürütüldüğünü açıkladı. Tahran’da, protestolara ilişkin “sahte görüntü ve videolar” üretip paylaşmak için yapay zekâ araçları kullandığı belirtilen 40 kişinin gözaltına alındığı bildirildi. Bu içeriklerin, önceki yıllara ait görüntülerin yeniden kullanılmasıyla “yaygın bir kaos izlenimi” yaratmayı amaçladığı ifade edildi. Söz konusu kişiler teknik ve istihbarat operasyonlarıyla tespit edilirken, yanıltıcı içeriklerin yargı makamlarıyla koordinasyon içinde kaldırıldığı belirtildi.

Ekonomik arka plan

Protestolar ilk olarak Tahran’ın büyük çarşılarında patlak verdi. Esnaf, özellikle “ABD’nin boğucu yaptırımları” nedeniyle alım gücünü ve geçim kaynaklarını aşındıran yüksek enflasyona karşı artan öfkesini dile getirdi. Durum, merkez bankasının bazı ithalatçılara “ayrıcalıklı kurdan dolar erişimi” sağlayan politikayı sonlandırmasının ardından daha da tırmandı; bu karar, keskin fiyat artışlarına, yaygın kepenk kapatmalara ve artan maliyetleri karşılayamayan küçük işletme sahiplerinin tepkisine yol açtı.

İranlı yetkililer, vatandaşların karşı karşıya olduğu ekonomik sıkıntıların ciddiyetini kamuoyu önünde kabul ederek, protestoların görmezden gelinmediğini ve ekonomiyi “mümkün olan en kısa sürede” istikrara kavuşturmak için adımlar atıldığını vurguladı.

Protestolar sırasında Merkez Bankası Başkanı Muhammed Rıza Ferzin’in istifası, krizin ciddiyetini ortaya koyarken, hükümetin artan toplumsal hoşnutsuzluğa yanıt olarak ekonomik yönetimini yeniden düzenleme yönünde adım attığı şeklinde yorumlandı.

Dışişleri Bakanlığı ve siyasi açıklamalar

İlgili bir gelişmede, İran Dışişleri Bakanlığı çarşamba günü, vatandaşların “barışçıl protesto hakkının” tanındığını yineleyerek, hükümetin “hukuk çerçevesinde meşru talepleri karşılamak için hiçbir çabadan kaçınmayacağını” vurguladı.

Bakanlık, İran’daki ekonomik sıkıntıların büyük bölümünün ABD’nin “yasadışı yaptırımlar yoluyla yürüttüğü kapsamlı ekonomik savaşın” sonucu olduğunu açıkladı. Washington’un aynı zamanda yanlış bilgi, asılsız haberler, askeri müdahale tehditleri ve şiddet ile terörü teşvik eden paralel bir “psikolojik ve medya kampanyası” yürüttüğünü ekledi.

Dışişleri Bakanlığı, sonuç bölümünde, zorluklarla dolu bir tarih boyunca “direnç gösterdiğini” belirttiği İran halkının, İran ve İslami mirasına bağlı kalarak yabancı müdahaleler karşısında ulusal bütünlüğü güçlendirmeyi sürdüreceğini ve İran’ın “bağımsızlığını, onurunu ve egemenliğini” zedeleyen ABD politikalarını reddedeceğini ifade etti.

“ABD ve İsrail İran’daki şiddeti yönlendiriyor”

Bu çerçevede, başlangıçta “gerçek ekonomik taleplerle” başlayan sürecin, İsrail ve ABD tarafından uzun süredir devam eden bir “rejim değişikliği gündemini” ilerletmek amacıyla istismar edildiği belirtildi.

Yetkililer bu durumun, Başkan Donald Trump’ın tehditlerine açıkça karşı çıkan ve bunu yapmaya cesaret eden az sayıdaki ülkeden biri olan İran’a karşı toplumsal taleplerin “jeopolitik bir çatışma aracına” dönüştürülmesi anlamına geldiğini vurguladı.

İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, cuma günü ABD ve İsrail’i protesto hareketini körüklemekle suçladı. Lübnan ziyareti sırasında konuşan Arakçi, “Amerikalılar ve İsrailliler, İran’daki protestolara doğrudan müdahale ettiklerini kendileri söylüyor.” dedi. Arakçi, “Barışçıl protestoları bölücü ve şiddet içeren eylemlere dönüştürmeye çalışıyorlar.” ifadesini kullanarak, daha önceki askeri girişimlerin başarısız olduğunu hatırlattı.

Mevcut durumun, ABD-İsrail baskısının yeniden arttığı bir döneme denk geldiği kaydedildi.

İsrailli siyasi figürler ve ABD’li yetkililer, kamuoyu önünde protesto faaliyetlerini teşvik eden açıklamalar yaptı. İsrail muhalefet lideri Naftali Bennett, İranlılara “daha iyi bir Ortadoğu yaratmaları” çağrısında bulunan bir video yayımladı. ABD Senatörü Lindsey Graham ve bazı İsrailli bakanlar da kamuoyu açıklamaları ve sosyal medya paylaşımlarıyla “destek” mesajları verdi.

İranlı yetkililer, yurt dışından yönlendirildiği belirtilen bir Mossad ajanının yakalandığını bildirerek, “İsrail istihbaratının müdahil olma düzeyine” dikkat çekti. İsrail Dışişleri Bakanı Eli Cohen ve eski ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo dahil olmak üzere bazı isimlerin açıklamalarının da protestolara destek sinyali verdiği aktarıldı.

Mossad’ın kendisinin ise 30 Aralık’ta yaptığı bir açıklamada operasyonel müdahil olduğu bildirildi. Açıklamada şu ifadeler yer aldı: “Haydi birlikte sokaklara çıkalım. Zaman geldi. Sizinleyiz. Sadece uzaktan ve sözle değil. Sahada da sizinleyiz.”

Mevcut krizin, 2022’deki protestolar sırasında gözlemlenen şiddet ve öldürme olaylarını anımsattığı belirtilirken, daha geniş jeopolitik bağlamın, yaşananların artık yalnızca iç protestolardan ibaret olmadığını, giderek “İsrail ve ABD çıkarlarını içeren daha geniş bir bölgesel strateji” tarafından şekillendirildiğini ortaya koyduğu ifade edildi.