İran savunma doktrininde radikal dönüşüm

img
İran savunma doktrininde radikal dönüşüm YDH

İsrail-ABD ortak operasyonlarının ardından Pekin, Tahran üzerindeki diplomatik korumasını somut bir askeri-teknolojik ittifaka dönüştürdü.




YDH- Çin, Rusya ile birlikte İran’ın resmi veri tabanlarını koruma altına alacak bir istihbarat kalkanı inşa etmeye başladı.

Bu iş birliği; sivil kayıt sistemlerinden pasaport verilerine kadar uzanan geniş bir alandaki teknik boşlukları kapatarak İsrail’in sızma kabiliyetini siber düzeyde engellemeyi hedefliyor.

İran’ın savunma doktrinindeki en radikal kırılma ise Batı merkezli GPS sistemlerinin tamamen terk edilerek Çin’in BeiDou navigasyon sistemine geçilmesiyle yaşanıyor.

Chang Guang gibi teknoloji devlerinin sağladığı gelişmiş gözetleme uydularıyla desteklenen bu süreç, İran’a İsrail’in askeri hareketliliğini anlık ve yüksek hassasiyetle takip etme imkânı sunarak stratejik bir körlüğü ortadan kaldırıyor.

Bu teknolojik dönüşüm, sahada "petrol karşılığı silah" mekanizmasıyla somutlaşırken; Rusya’nın S-400 sevkiyatındaki gecikmeler üzerine Çin yapımı HQ-9 uzun menzilli hava savunma sistemleri envantere dahil ediliyor.

Aktif radar güdümlü bu sistemler, özellikle Batılı güçlerin kullandığı hayalet uçaklara karşı Tahran’ın caydırıcılığını kritik bir seviyeye taşıyor.

Bu stratejik ortaklık, 1-2 Şubat tarihlerinde Arap Denizi’nde gerçekleştirilecek olan İran, Rusya ve Çin ortak deniz tatbikatıyla sahadaki en üst düzey gövde gösterisine dönüşüyor.

Washington ve Tahran arasındaki gerilimin zirve noktasında icra edilen bu faaliyet, sadece askeri bir eğitim değil, aynı zamanda Batı’nın yaptırım ve izolasyon politikalarına karşı inşa edilen "sızılması zor" yeni bir siber-askeri ekosistemin ilanı niteliği taşıyor.

Nihayetinde bu ittifak, İran’ın savunma mimarisini Batı teknolojisinden arındırarak bölgedeki emperyal müdahale araçlarının zorlayıcı gücünü sistematik bir şekilde zayıflatıyor.