Seyyid Haşim el-Haydari cihat fetvası çıkardı

img
Seyyid Haşim el-Haydari cihat fetvası çıkardı YDH

Seyyid Haşim el-Haydari, yayımladığı mesajda ABD-İsrail’in saldırganlığına karşı İslam dünyasına “tarihi ve şer’i sorumluluk” çağrısı yaparak, yaşanan sürecin mezhepsel ya da milli değil doğrudan “din ve akide meselesi” olduğunu vurguladı.




YDH- İslam dünyasının tanınmış simalarından Seyyid Haşim el-Haydari, yayınladığı son mesajla tüm Müslümanlara ve Şii dünyasına kritik bir çağrıda bulundu.

Amerika ve İsrail'in saldırgan tutumlarına karşı sessiz kalınamayacağını vurgulayan el-Haydari, yaşanan süreci dini ve insani bir sorumluluk olarak niteleyerek adeta bir cihat ve direniş çağrısı yaptı.

El-Haydari, konuşmasında sadece İran sınırları içindekilerin değil; Arap dünyası, İslam coğrafyası ve dünyanın dört bir yanındaki tüm Müslümanların tarihi bir sorumlulukla karşı karşıya olduğunu belirtti.

Batılı devletlerin desteğini alan Amerika ve İsrail’in, İslam dünyasının en önemli mercilerinden biri olan Veliyy-i Fakih ve İmam Mehdi’nin vekili kabul edilen makama yönelik saldırısının karşılıksız kalmaması gerektiğini ifade etti.

Seyyid Haşim el-Haydari'nin mesajının tam metni şu şekildedir:

''İslam dünyasına ve tüm Şii kardeşlerime sesleniyorum: İran dışındaki bizler; tüm Arap ve İslam coğrafyası ile dünyanın geri kalanındaki herkes, bu büyük tarihi ve şer’i sorumluluğu omuzlamak zorundayız.

Amerika ve İsrail, Batılı devletlerin de desteğiyle, İslam dünyasının en büyük mercilerinden birini; aynı zamanda Veliyy-i Fakih, İmam Mehdi’nin vekili ve Müslümanların emiri olan zatı, herkesin gözü önünde, zulüm ve saldırganlıkla katletmiştir. Bu durum karşısında sessiz kalınamaz. Çünkü bu sessizliğin hesabı çok ağır, çetin ve zorlu olacaktır.

Alınacak intikam ve yapılacak kısas, bizzat İslam’ın ve Allah’ın dininin intikamıdır. Bu, zamanımızda Allah’ın intikamıdır; şer’i, dini, akidevi, ahlaki ve insani açıdan hayati derecede önemli ve büyük bir meseledir.

Buradaki mesele sadece bir vatan, milliyet, dil, parti, mezhep veya aşiret meselesi değildir. Bu; bir arzu, duygu, bağnazlık, sevgi ya da nefret meselesi de değildir. Bu mesele, İslam meselesidir. Bu mesele, din ve akide meselesidir. Bu mesele, Allah Teala’nın hakkı meselesidir.

Bugün bu mücadeleler sürerken, Amerika ve İsrail’in İran İslam Cumhuriyeti’ne yönelik bu azgın saldırısı karşısında İslam devletlerinin tepkisiz kalması utanç verici ve yüz kızartıcıdır. Saldırıya, Sayın İmam Kaid’in ofisini hedef alıp onu şehit ederek başladılar. Müslüman ve Arap hükümetlerinin bu durumda tarafsız kalıp bir izleyici gibi kenarda durması kabul edilemez bir ayıptır.

Durumun en acı ve utanç verici yönlerinden biri de karşı tarafın sergilediği dayanışmadır. Amerika, İsrail ve İngiltere başta olmak üzere Batılı devletler, İslam Cumhuriyeti’ni darbelemek için –özellikle de bu savaşta– sürekli birbirlerine destek olup iş birliği yapıyorlar.''