ABD menşeli Wall Street Journal gazetesi, Donald Trump yönetiminin 28 Şubat’ta İran liderliğini hedef alan saldırıyla tetiklemeyi umduğu "rejim değişikliği" senaryosunun başarısızlığa uğradığını ortaya koydu.
YDH- Wall Street Journal’ın haberine göre, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, 28 Şubat’ta İran liderliğine yönelik gerçekleştirilen saldırının, ülkede bir rejim çöküşüne ya da Venezuela’dakine benzer bir iç bölünmeye yol açacağını hesaplamıştı.
Washington’ın stratejik beklentisi, bu sarsıcı hamleyle birlikte daha "pragmatik" isimlerin öne çıkarak ABD ile iş birliği yapması yönündeydi.
ABD’li yetkililerin teyit ettiği üzere, operasyon doğrudan İran liderliğini hedef almış ve İslam Devrimi’nin lideri Ayetullah Ali Hamenei'nin şehadetiyle sonuçlanmıştı. Ancak aradan geçen süre, Washington’ın umduğu senaryoların hiçbirinin gerçeğe dönüşmediğini gösterdi.
Ayetullah Ali Hamaney’in makamında görevini ifa ederken hain bir Amerikan-İsrail saldırısı sonucu şehit düşmesinin ardından, İran Uzmanlar Meclisi 8 Mart 2026 Pazar günü tarihi bir oturum gerçekleştirdi.
Meclis, şehit liderin yerine Ayetullah Mücteba Hamaney’i İran İslam Cumhuriyeti’nin ve devrimin üçüncü lideri olarak seçti. Görevi devralan Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei kararlı bir intikam yemini etmesi ve İran genelinde rejime meydan okuyacak herhangi bir iç huzursuzluğun yaşanmaması, emperyalist odakların toplumsal mühendislik planlarını boşa çıkardı.
Aksine, başkent Tahran başta olmak üzere birçok eyalette halk, Uzmanlar Meclisi’nin kararını desteklemek ve yeni liderlerine bağlılıklarını ilan etmek amacıyla kitlesel yürüyüşler düzenledi.
Gazete, sahadaki askeri gerçekliğe de dikkat çekerek, yoğun hava saldırılarına maruz kalmasına rağmen İran’ın balistik füze ve insansız hava araçları fırlatma kabiliyetini bütünüyle muhafaza ettiğini belirtti.
İran’ın karşı taarruz kapasitesinin; bölgedeki Amerikan askeri üslerini, işgalci Siyonist varlığı ve Washington ile müttefik olan Körfez ülkelerindeki stratejik merkezleri hedef almaya devam ettiği kaydedildi.
Raporda son olarak, dünya petrol ihracatının beşte birinin ve devasa miktarda sıvılaştırılmış doğal gazın geçiş güzergâhı olan Hürmüz Boğazı’nın kapatılma ihtimalinin, küresel enerji piyasalarında telafisi imkânsız ekonomik yıkımlara yol açabileceği uyarısında bulunuldu.