İran ile ABD arasındaki dolaylı müzakereler, Washington'ın İsrail ve iç kamuoyu baskısıyla taslak metinde değişiklik talep etmesi üzerine yeni bir krizle karşı karşıya kaldı.
YDH - İran ile ABD arasındaki diplomatik müzakereler, ABD Başkanı Donald Trump’ın iç muhalefet ve İsrail’den gelen yoğun baskıların ardından ön uzlaşı taslağındaki maddelerin zorlaştırılmasını talep etmesiyle yeni bir sınavla karşı karşıya kaldı.
Bu hamlenin, Tahran’ın tavizsiz tutumu sebebiyle süreci karmaşıklaştırması ve uzlaşı ihtimalini zayıflatması bekleniyor. ABD medyasında yer alan haberlere göre, Beyaz Saray, ön taslağı "İran'ın kazancı, ABD'nin kaybı" olarak gören Cumhuriyetçi kanadın ve İsrail'in baskısı altında zafer anlatısı kurmakta zorlanıyor. Bu durum, Trump'ın metinde bazı şartların sıkılaştırılmasını talep etmesine yol açtı.
New York Times gazetesinin konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, ABD Başkanı taslak metni inceledikten sonra bazı değişiklikler yapılmasını istedi.
Kaynaklar, bu değişikliklerin içeriğinin henüz tam olarak netleşmediğini ancak doğrudan İran'ın nükleer programı ve elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokuna yönelik kısıtlamaları sıkılaştırmayı hedeflediğini belirtti.
Axios sitesine konuşan ABD'li kaynaklar ise Washington'ın önerdiği yeni düzenlemelerin müzakere takvimini birkaç gün uzatabileceğini ve nihai karar sürecini geciktireceğini aktardı.
Geçici uzlaşı modeli ve 60 günlük süre askıda kalabilir
Yaklaşık bir hafta önce ABD, İran ve arabulucu rolü üstlenen Pakistanlı yetkililerin açıklamaları, tarafların aşamalı bir geçici model üzerinde mutabık kaldığına işaret ediyordu.
Bu ilk plana göre, tarafların uzlaşmasının ardından 60 günlük bir süre içinde Hürmüz Boğazı yeniden trafiğe açılacak ve İran üzerindeki deniz ablukası kaldırılacaktı.
Eş zamanlı olarak aynı süre zarfında nükleer program kısıtlamaları ve ABD yaptırımlarının hafifletilmesi gibi temel uyuşmazlık konuları müzakere masasına yatırılacaktı.
Mevcut taslak metin, İran'ın nükleer silah edinmeme taahhüdünü içerirken, teknik sınırlamaların detaylarını bu 60 günlük geçici sürece bırakıyordu.
ABD içindeki muhalif çevreler, bu formülün Tahran'ın üzerindeki baskıyı hafiflettiğini, dondurulmuş fonların bir kısmını serbest bıraktığını ve nükleer krizi çözmek yerine ileri bir tarihe ertelediğini savunarak yönetime tepki gösterdi.
İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu da ilk aşamada İran’ın elindeki zenginleştirilmiş uranyum stokunun akıbetini netleştirmeyen hiçbir anlaşmayı kabul etmeyeceklerini belirterek çekincelerini dile getirdi.
Uranyum stoku müzakerelerin merkezinde yer alıyor
Gelen baskılar üzerine Trump, sonraki aşamayı beklemeden doğrudan taslak metin içinde uranyum stoku konusunun çözüme kavuşturulmasını istiyor.
Söz konusu tartışma, İran'ın elinde bulunan ve yüzde 90 saflığa ulaştırılması halinde yaklaşık 10 nükleer bomba üretmeye yetecek miktarda olan, yüzde 60 oranında zenginleştirilmiş 400 kilogramı aşkın uranyum stoku üzerinde yoğunlaşıyor.
İran ise nükleer programının tamamen barışçıl olduğunu, son yıllardaki yüksek düzeyli zenginleştirme faaliyetlerinin ABD'nin nükleer anlaşmadan tek taraflı çekilmesine ve yaptırımları geri getirmesine bir yanıt olduğunu savunuyor.
Washington ve Tel Aviv, bu uranyum stokunun derhal İran dışına çıkarılmasını talep ederken, Tahran bu seçeneği kesin bir dille reddediyor.
İran yönetimi, uranyum zenginleştirme oranını ancak karşı tarafın atacağı adımlarla dengeli ve aşamalı olacak şekilde düşürebileceğini belirtiyor.
Tahran'daki genel kabul, ABD ve İsrail'in askeri gerilimle elde edemediği tavizleri müzakere masasında alamayacağı yönünde şekilleniyor.
Bu hassas denge, konunun her iki taraf için de bir egemenlik ve prestij meselesine dönüşmesiyle uzlaşı zeminini zorlaştırıyor.
Tahran cephesi spekülasyonlara karşı temkinli yaklaşıyor
İran cephesinden, ABD'nin taslakta değişiklik istediği yönündeki iddialara henüz resmi bir yanıt gelmedi. Ancak İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf, parlamento yeni yasama yılı açılışında yaptığı konuşmada, İran halkının hakları tam olarak güvence altına alınmadan hiçbir anlaşmaya onay vermeyeceklerini vurguladı.
Galibaf, "İran kimseye açık çek vermez ancak kendisini yıpratıcı ve sonu gelmez çatışma tuzaklarının içine de çekmez. Düşmanın vaatlerine güvenmiyoruz, bizim için tek ölçüt elde edilecek somut kazanımlardır" ifadelerini kullandı.
Tesnim haber ajansına konuşan İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ise Washington ile mesaj trafiğinin sürdüğünü doğrulayarak, net bir sonuç ortaya çıkmadan bağlayıcı bir değerlendirme yapmanın imkansız olduğunu kaydetti.
Arakçi, "Şu an konuşulan her şey spekülasyondan ibarettir ve bunlara itibar edilmemelidir" dedi.
Ajansın diplomatik kaynaklara dayandırdığı haberinde ise tarafların karşılıklı olarak metin üzerinde revizyonlar yaptığı, nihai bir mutabakata henüz varılmadığı ve mevcut sürecin her an çökebileceği uyarısı yapıldı.
Haberde ayrıca, Hürmüz Boğazı'nın kapalı kalmasının ABD ve müttefikleri üzerinde ciddi bir ekonomik baskı oluşturduğu ve bunun İran'ın elindeki en güçlü kozlardan biri olduğu vurgulandı.
Hükümete yakın çizgideki Horasan gazetesi ise analizinde, ABD-İran müzakerelerinden kalıcı ve kapsamlı bir sonuç çıkmasının zayıf bir ihtimal olduğunu yazdı.
Gazete, geçici ve sınırlı bir uzlaşının formüle edilmesinin mümkün olduğunu ancak bunun tarafların ortak bir vizyonda buluşmasından ziyade yalnızca mevcut gerilimi yönetme ihtiyacından kaynaklanacağını belirterek, askeri gerilimin sürmesinin daha muhtemel olduğunu kaydetti.