İran’ın ABD ile yaşanan savaş sürecini stratejik kazanıma dönüştürmeye çalıştığı ve Washington’ın bölgedeki askeri varlığının hem sahada hem diplomatik düzeyde baskı altında kaldığı belirtildi.
YDH- İngiltere merkezli The i Paper tarafından yayımlanan analizde, İran’ın ABD ile yürüttüğü savaş sürecini kendi lehine stratejik bir dönüşüm olarak sunduğu ifade edildi.
Analizde, İran Devrim Lideri Mücteba Hamenei’nin Hac mesajında, savaşta “tarihi bir kazanım” elde edildiğini söylediği belirtildi.
Mücteba Hamenei’nin, “Bölgedeki uluslar ve topraklar artık Amerikan üsleri için bir kalkan olmayacak” ve “ABD artık bölgede ne güvenli bir dayanak noktasına ne de askeri varlığa sahip olacak” dediği aktarıldı.
İran’ın hedefi: ABD’nin bölgeden çıkarılması
Analizde, İran yönetiminin onlarca yıldır ABD güçlerini Ortadoğu’dan çıkarmayı temel hedef olarak gördüğü ifade edildi. Tahran’ın, mevcut savaşın bu hedefi gerçeğe daha da yaklaştırdığı inancında olduğu belirtildi.
Haberde, özellikle İran’a yakın bölgelerdeki ABD üslerinin füze ve insansız hava araçlarıyla hedef alındığı, buna karşılık Körfez ülkelerinin ise kendi topraklarındaki Amerikan varlığını “yük” olarak görmeye başladığı kaydedildi.
Uzmanlar: İran fırsat görüyor
Bloomberg Economics Ortadoğu uzmanı Dina Esfandiary’nin, İran yönetiminin “yüzde 100 bir fırsat gördüğü” ve ABD’yi bölgeden çıkarma “nihai hedefini” ilerletmeye çalıştığı yönündeki değerlendirmesine yer verildi.
King’s College London’dan güvenlik uzmanı Andreas Krieg ise hem ABD’deki izolasyonist eğilimlerin hem de Körfez ülkelerindeki rahatsızlığın İran’ın stratejik çıkarlarıyla kesişebileceğini belirterek, “Neden Amerikan varlığı için ödeme yapıyoruz?” şeklindeki soruların arttığını ifade etti.
ABD üsleri hedefte, kayıplar artıyor
Analizde, Washington’ın 1991 Körfez Savaşı’ndan bu yana bölgede onlarca üs kurduğu, ancak savaş sırasında bu üslerin yoğun saldırılara maruz kaldığı belirtildi. Yaklaşık 40.000 askerin bölgede konuşlu olduğu ifade edildi.
ABD üslerine yönelik saldırıların ardından bazı tesislerin “neredeyse kullanılamaz hale geldiği” ve hasarın 40–50 milyar dolar seviyesine ulaşabileceği yönündeki tahminlere yer verildi.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth’in, üslerin yeniden inşasına ilişkin henüz karar verilmediğini söylediği aktarıldı. Hegseth’in, “bazı birliklerin azaltılması ve üslerin İran’a daha uzak noktalara taşınması” ihtimalinden bahsettiği kaydedildi.
“ABD geri çekilmesi İran için stratejik kazanım olur”
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden (CSIS) emekli albay ve askeri analist Mark Cancian’ın, bazı üslerin yeniden inşa edilmeyebileceğini değerlendirdiği belirtildi.
Bahreyn’deki ABD Beşinci Filo karargâhının da yeniden yapılandırılmasının “büyük olasılıkla yapılmayacağı” ifade edildi.
Rice Institute’tan Kristian Ulrichsen ise savaşın ABD’nin bölgesel askeri varlığını yeniden değerlendirmesine yol açacağını belirterek, daha “hafif ve hava savunmasına dayalı” bir modele geçilebileceğini söyledi.
“The i Paper”a konuşan eski ABD Savunma yetkilisi Michael Mulroy ise, ABD’nin bölgeden çekilmesinin “İran için bir zafer görüntüsü” oluşturacağını ve caydırıcılığı zayıflatacağını ifade etti.
Körfez’de rahatsızlık ve yeni dengeler
Haberde, İran saldırılarının Körfez’deki enerji altyapısı ve sivil tesisleri de etkilediği, bunun bölge ülkelerinde güvenlik endişelerini artırdığı belirtildi.
Birleşik Arap Emirlikleri’nden yorumcu Abdulhalik Abdulla’nın, “Amerikan üslerinin kapatılması gerektiği, çünkü artık stratejik bir varlık değil yük oldukları” yönündeki değerlendirmesi aktarıldı.
İran’ın stratejik mesajı
Washington merkezli düşünce kuruluşu Uluslararası Politika Merkezi'nden Sina Toossi’nin değerlendirmesine yer verilen analizde, İran açısından en önemli hedefin ABD ile Körfez ülkeleri arasındaki bağları zayıflatmak olduğu belirtildi.
Toossi, “ABD askeri üstünlüğünün bölgesel ortakları istikrarsızlıktan tamamen koruyamayacağı yönündeki İran anlatısı güçlendi” ifadelerini kullandı.
Analiz, İran açısından asıl stratejik kazanımın ABD’nin tamamen çekilmesi değil, “kademeli olarak bölgedeki askeri varlığını azaltması” olacağını ve bunun Tahran tarafından “büyük stratejik başarı” olarak görüleceğini aktardı.