Son Dakika
İnşa

Filistinli çocukların İsrail toplama kamplarındaki dramı büyüyor

28 Ağustos 2026 11:27 Bu sayfayı yazdır

İsrail’in işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’te çocukları sistematik biçimde gözaltına aldığı, Gazze’den tutulan çocukların akıbetinin ise büyük ölçüde belirsizliğini koruduğu bildirildi.

Filistinli çocukların İsrail toplama kamplarındaki dramı büyüyor
Filistinli çocukların İsrail toplama kamplarındaki dramı büyüyor YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH- Filistinli Mahpusları Savunma Merkezi’nin hazırladığı özel rapora göre, Filistinli çocukların İsrail toplama kamplarında tutulması istisnai vakalar olmaktan çıkarak işgal altındaki Batı Şeria ve Kudüs’teki gözaltı operasyonlarının düzenli bir parçası haline geldi.

Rapora göre, Ağustos 2026’nın başı itibarıyla İsrail toplama kamplarında yaklaşık 370 Filistinli çocuk tutuluyor. Çocukların büyük bölümü Megiddo ve Ofer toplama kamplarında bulunurken, İsrail toplama kamplarındaki toplam Filistinli tutsak sayısının 9 bin 400’ü aştığı belirtiliyor.

Konuyla Filistinli örgütlerin verilerine göre, yalnızca 2026’nın ilk yarısında Batı Şeria ve Kudüs’te 276 çocuk gözaltına alındı. Soykırım savaşının başlamasından bu yana Batı Şeria ve Kudüs’te gerçekleştirilen toplam gözaltı sayısının ise çocuklar, kadınlar ve toplumun farklı kesimlerinden kişiler dahil 25 bini geçtiği aktarılıyor.

Çocuklar için gözaltı süreci ev baskınıyla başlıyor

Filistinli çocukların önemli bir bölümü, İsrail güçlerinin gece veya sabaha karşı ailelerinin evlerine düzenlediği baskınlarla gözaltına alınıyor. Çocukların anne ve babalarının yanı sıra kardeşlerinin önünde kelepçelenerek ve gözleri bağlanarak askeri araçlara veya sorgu merkezlerine götürüldüğü belirtiliyor.

Raporda yer alan tanıklıklara göre, çocuklar gözaltı ve nakil sırasında darp, hakaret ve tehditlere maruz kalıyor; saatlerce kelepçeli tutuluyor ve sorgudan önce yiyecek, su veya tuvalet ihtiyaçlarından mahrum bırakılabiliyor.

13, 14 veya 15 yaşındaki bir çocuğun yatağından ve ailesinin yanından birkaç dakika içinde alınarak askeri bir araca bindirilmesi ve nereye götürüldüğünü bilmeden götürülmesi, sorgu ve hapis sürecinden önce dahi ciddi bir travma oluşturuyor.

Daha önce gözaltından çıkan çocukların tanıklıklarında uzun süren sorgular, psikolojik baskı, tehdit, tecrit ve uykusuz bırakma gibi uygulamalardan söz edildiği belirtiliyor. Sorgucuların çocukların ailelerine yönelik korkularını baskı unsuru olarak kullandığı ve yaşlarının getirdiği savunmasızlıktan yararlanarak bilgi veya itiraf almaya çalıştığı aktarılıyor.

Serbest bırakılan bazı çocuklar, sorgu sırasında kendilerini herhangi bir etkili korumadan yoksun hissettiklerini ve başlarına ne geleceğini ya da ailelerine ne zaman dönebileceklerini bilmeden sürekli korku içinde yaşadıklarını anlatıyor.

Toplama kamplarında yetişkinlerle benzer koşullar

Rapora göre, çocuklar toplama kamplarına gönderildiklerinde yaşlarına ve özel ihtiyaçlarına uygun koşullarla karşılaşmıyor. Bunun yerine İsrail toplama kamplarındaki genel koşullara maruz bırakılıyor; aşırı kalabalık, yetersiz beslenme, kıyafet ve hijyen malzemesi eksikliği, hareket ve aile ziyaretlerine yönelik kısıtlamalar bunların başında geliyor.

Hasta veya yaralı çocukların durumunun ise daha ağır olduğu belirtiliyor. Tıbbi müdahalenin geciktirilmesi, ilaçların verilmemesi veya yetersiz beslenme, çocukların sağlık durumunun kısa sürede kötüleşmesine yol açabiliyor. Çocukların fiziksel gelişimlerinin devam etmesi nedeniyle yetişkinlerden farklı beslenme ve tıbbi bakıma ihtiyaç duyduğu vurgulanıyor.

Aşırı kalabalık, su yetersizliği ve hijyen malzemelerindeki eksikliklerin de cilt hastalıkları ve bulaşıcı hastalıkların yayılması için uygun ortam oluşturduğu belirtiliyor. Filistinli tutsakların son aylarda verdikleri tanıklıklarda bu sorunların tekrar tekrar gündeme geldiği aktarılıyor.

Gazze’deki tutsak çocukların akıbeti belirsiz

Gazze Şeridi’nden tutsak alınan çocukların ise en az belgelenen gruplardan biri olduğu ifade ediliyor.

Rapora göre, savaş sırasında Gazze’den gözaltına alınan tüm çocukların isimlerini, sayılarını ve tutuldukları yerleri ortaya koyan eksiksiz ve bağımsız biçimde belgelenmiş listeler bulunmuyor. Özellikle İsrail’in askeri kamplarında tutulan çocukların sayısının belirlenmesi ve her bir çocuğun akıbetinin ve nerede olduğunun tespit edilmesi bu nedenle son derece güç.

Çocuk serbest kalıyor, ancak hapis sona ermiyor

Raporda, bir çocuğun serbest bırakılmasının “gözaltı deneyiminin” sonuçlarının sona erdiği anlamına gelmediği vurgulanıyor.

Takip çalışmaları ve daha önceki tanıklıklara göre bazı çocuklar evlerine döndüklerinde sürekli korku, uyku bozuklukları ve kabuslar, yoğun kaygı, sosyal içe kapanma ve güvenlik duygusunun kaybı gibi sorunlarla karşı karşıya kalıyor.

Bazı çocukların yaşadıklarını anlatmakta zorlandığı, aileleriyle, arkadaşlarıyla ve okullarıyla ilişkilerinin değişebildiği ve eski yaşam düzenlerine dönmelerinin uzun zaman alabildiği belirtiliyor.

“Gözaltı süreci” çocukların eğitim hakkını da doğrudan etkiliyor. Haftalarca veya aylarca okuldan uzak kalan çocuklar önemli bir eğitim açığıyla karşı karşıya kalırken, gözaltının yol açtığı psikolojik etkiler konsantrasyon ve öğrenme güçlüklerini artırabiliyor.

Bazı çocuklar eve döndüklerinde sınıf arkadaşlarının ve müfredatın kendilerinden ileride olduğunu görüyor. Böylece hem akademik kayıplarını telafi etmeye hem de psikolojik ve sosyal olarak toparlanmaya çalışıyor. Bunun sonucunda eğitim performansında düşüş, motivasyon kaybı ve bazı durumlarda okulun tamamen bırakılması gibi sonuçların ortaya çıkabildiği ifade ediliyor.

Rapora göre, serbest bırakılan çocuklara yönelik psikolojik, eğitimsel ve sosyal rehabilitasyon programları mevcut ihtiyacın oldukça gerisinde kalıyor. Çocukluk döneminin gelişim açısından kritik bir aşama olduğu dikkate alındığında, bu dönemde yaşanan “gözaltı deneyiminin” uzun yıllar devam eden sonuçlar bırakabileceği belirtiliyor.

Gözaltının yükünü aileler de taşıyor

Çocukların yaşadığı sorunların ailelerle sınırlı kalmadığı, ailelerin de gözaltı sürecinin başından itibaren uzun süreli korku ve belirsizlik yaşadığı ifade ediliyor.

Aileler, İsrail güçlerinin eve düzenlediği baskının ardından çocuklarının nerede tutulduğunu öğrenmeye, hukuki temsil sağlamaya, mahkeme süreçlerini ve ziyaret düzenlemelerini takip etmeye çalışıyor. Çocuğun serbest bırakılmasının ardından ise ortaya çıkabilecek psikolojik ve davranışsal değişimlerle baş etmek zorunda kalıyor.

Çocukların korunması serbest bırakılmayı beklememeli

Filistinli Mahpusları Savunma Merkezi, Filistinli çocukların gözaltına alınması meselesinin yalnızca çocukların sayısını belirlemek veya mahkeme süreçlerini takip etmekle sınırlı ele alınamayacağını belirtiyor.

Merkez, çocukların gözaltına alındığı andan serbest bırakıldıktan sonraki döneme kadar uzanan kapsamlı bir koruma mekanizması oluşturulması gerektiğini savunuyor.

Bu kapsamda çocukların gözaltı ve sorgu sırasında şiddet ve kötü muameleden korunması, çocuklara yönelik “idari tutukluluk” uygulamasına son verilmesi, hukuki korumaya erişimlerinin güvence altına alınması, yeterli sağlık hizmeti ve beslenme sağlanması, aile ziyaretlerine izin verilmesi ve eğitim hakkının korunması çağrısı yapılıyor.

Serbest bırakılan çocuklar için de psikolojik, sosyal ve eğitimsel rehabilitasyon programlarının oluşturulması gerektiği belirtiliyor. Merkez, çocukların ve ailelerinin, hiçbir çocuğun maruz kalmaması gereken bir deneyimin sonuçlarıyla tek başına mücadele etmek zorunda bırakılmaması gerektiğini vurguluyor.

Merkez ayrıca Birleşmiş Milletler, UNICEF, uluslararası kuruluşlar ve ilgili insan hakları kurumlarına çağrıda bulunarak, Filistinli çocukların gözaltına alınmasını acil bir çocuk koruma meselesi olarak ele almalarını, çocuklara yönelik ihlallerin sona erdirilmesi için İsrail’e baskı yapılmasını ve hasta ve yaralı çocukların durumlarının yakından izlenmesini istedi.

Gazze’den gözaltına alınan çocuklara erişim sağlanması, sayılarının belirlenmesi ve akıbetleri ile nerede tutulduklarının ortaya çıkarılması da çağrının başlıca unsurları arasında yer aldı.

İlgili Haberler