Gazze soykırımı ve İsrail’in mevcudiyet krizi

Gazze soykırımı ve İsrail’in mevcudiyet krizi

Siyonist rejimin savaş kabinesindeki açık belirtiler, bu icat edilmiş rejimin varlığının sona yaklaştığını kanıtlıyor. 

Siyonist rejimin Gazze’de Hamas’la; Suriye, Lübnan, Irak ve Yemen’de Direniş Ekseni ile savaşlarında ortaya çıkan bu belirtiler rejimin strateji uzmanları arasında derin ihtilaflar olduğunu gösterdi.

Güvenlik Konseyi'nin son kararı, Gazze'deki vahim insani durumu ele düzeltmeyi amaçlamasına ve Birleşmiş Milletlerden insani yardımların dağıtılmasının belirlenmesi ve koordine edilmesi talebiyle aynı zamanda yayınlanmasına rağmen, yetki eksikliği işlevsizliği nedeniyle eleştirildi. 

Bunu eleştirenlerden biri olan Rusya’nın BM temsilcisi, bu kararı ‘dişsiz’ diye niteledi.   Çünkü bu sadece uluslararası görüş farklılıklarını ve Gazze krizi konusunda fikir birliğine varmanın zorluklarını gösteriyor.

  Bu durum, gaspçı Siyonist rejimin liderliğinin, içeride ve uluslararası düzeyde geniş çaplı stratejik ve ahlaki sorunlar yaşadığını gösteriyor. Ayrıca bu işgalci yapının jeopolitik ve stratejik bunalımların gölgesi altında rejimin şu anki Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun siyasi kariyerinin sonunun geldiğini ortaya koyuyor.

İsrailli analistler şu gerçeğe odaklanmış bulunuyor: Bir sonraki hükümet, bu işgalci rejimin sonunun başlangıcı olabilecek çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalacak. Başbakan Benyamin Netanyahu’nun liderliği de birçok bunalımdan dolayı sert bir sınavla karşıyadır.

Gazze'de devam eden çatışmalar, büyük sivil kayıpları ve yıkımlar, Siyonist rejimin uluslararası ilişkilerinde gerginliğe yol açmakla kalmamış, aynı zamanda ülke içinde de eleştirilere yol açmıştır.

Bu çocuk katili gaspçı rejimin saldırılarının başlamasından bu yana, Gazze'nin altyapısının büyük ölçüde tahrip oldu. Bunun yanı sıra, 11 bini çocuk ve 8 bini kadın olmak üzere 30 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti. 

Bu suçlar, bu rejimin Gazze'deki Filistin halkına soykırım yaptığı suçlamasına yol açtı ve bu uluslararası dava, Netanyahu'nun içeride ve uluslararası alanda karşılaştığı sorunları arttırdı.

Bununla birlikte Hizbullah'ın kuzey cephesinde savaş açması ve Hamas'ın roket saldırılarını sürdürmesi, kuzeydeki ve güneydeki Siyonist yerleşimcilerin merkeze doğru kitlesel göçüne yol açtı. 

Bununla birlikte Hizbullah'ın kuzey cephesinde savaş açması ve Hamas'ın roket saldırılarını sürdürmesi, kuzeydeki ve güneydeki Siyonist yerleşimcilerin merkeze doğru kitlesel göçüne yol açtı. 

Bu durum, ise hükümetinin yetersizliklerini gözler önüne serdi. Bu bölgelerin güvenliğini sağlayamaması ve ciddi bir ekonomik krizle karşı karşıya bırakması Netanyahu ve hükümetini zor durumda bıraktı.

Bu katil rejimin Gazze savaşın devam etmesi nedeniyle bölgelerinin güvenliğini sağlayamayacağı açıkça görüldü.

Ayrıca Tel Aviv gibi bölgelerde bile ortak güvenliğin kaybedilmesi, sayıları 2 bin 500 ila 5 bin arasında olduğu tahmin edilen çifte pasaportlu Siyonistlerin kalıcı olarak göç etmesine sebep oldu.

Bu olaylar, Netanyahu ve Likud partisinin popülaritesinin daha da azalmasına yol açtı. Siyonist işgalcilerin liderlik krizinin, askeri başarısızlıkların ve siyasi karışıklıkların tırmandığı bir ortamda görünür olması, işgal altındaki topraklarda yaygın muhalefeti kışkırttı; bu, Yahudiler ile siyasi liderleri arasında ciddi bir güvensizlik krizinin olduğunu gösteriyor.

İşgal altındaki topraklarda siyasi çalkantıları daha da karmaşık hale getiren şeylerden biri de, Netanyahu'nun güvenilirliğini, siyasi geleceğini ve mirasını yok edecek olan yolsuzluk ve uzun vadeli hukuki davaların yol açtığı halk hoşnutsuzluğudur. 

Bu, Netanyahu'nun, başbakanlık görevinden alınmasını talep edecek kadar büyük protestolar şeklinde kendini gösterdi.

 Onun karşılaştığı siyasi ve hukuki zorlukların karmaşıklığı, özellikle de Gazze savaşındaki başarısızlıklarda onun kararlarının arka planındaki motivasyonlarla ilgili soruları gündeme getirdi.

Netanyahu’yu eleştirenler, onun Gazze'ye yönelik saldırgan tutumunun, kamuoyunun dikkatini iç sorunlardan başka yöne çekmeye yönelik olduğunu ve güçlü bir imaj oluşturarak tabanından destek sağlamaya çalıştığını söylüyor.

 İşgal altındaki topraklarda sürekli bir ‘ertesi gün’den bahsediyorlar. Bu da Gazze'deki savaşın sonu ve Hamas'ın çökmesi anlamına geliyor; ama dört aydır devam eden sonuçsuz savaşın ve Gazze'deki başarısızlığın ardından İsrail büyük ekonomik ve insani kayıplara uğradı.

‘Ertesi gün’ tartışmalarının İsrail'in tehlikeli geleceğine ve Netanyahu ile aşırılık yanlısı Ben Gvir, Simotriç ve diğer aşırılık yanlısı teröristlerden oluşan koalisyonun kaçınılmaz çöküşüne odaklanması gerekiyor. 

Bu potansiyel değişim, İsrail'in siyasi bir sistem olarak tamamen çöküşüne işaret eden tarihi bir dönüm noktasını temsil ediyor. 

Bir sonraki hükümet, çatışmalar nedeniyle yoğunlaşan toplumsal bölünmelerin mirasçısı olacak. 

Bu zorluklar ve bölünmeler sadece siyasi çatışmalarla sınırlı değil, Siyonist toplumun dokusuna nüfuz ederek onların birlik, bütünlük ve ulusal kimliklerini de tehdit ediyor.

Bu zorluklar ve bölünmeler sadece siyasi çatışmalarla sınırlı değil, Siyonist toplumun dokusuna nüfuz ederek onların birlik, bütünlük ve ulusal kimliklerini de tehdit ediyor.

   Bu zorluklara ve sosyal uçurumlara ek olarak, gaspçı rejimin Gazze'ye karşı yürüttüğü savaşın ekonomik sonuçları da söz konusu. Askeri harcamalar ve günlük hayatın aksaması nedeniyle yatırımcıların güveninin yitmesi, uluslararası ticareti çok ciddi şekilde olumsuz etkiliyor ve gaspçı rejimin ekonomisine ciddi zararlar verir.

 The National gazetesi, Siyonist rejimin yaşadığı ekonomik sıkıntıları konu alan bir çalışma yayımladı. 

Bu yazıda çalışma nüfusunun yüzde 8 gibi büyük bir kısmının, artan güvenlik endişeleri sebebiyle yedek asker olarak göreve çağrıldığı belirtildi.

Bu ise teknoloji ve turizm gibi sektörleri de önemli ölçüde etkiledi. Gazeteye göre bu hareketlilik ve bunun sonucunda ortaya çıkan belirsizlik, tüketimin ve özel yatırımların azalmasına yol açacaktır. 

Savaşın genişlemesi aynı zamanda altyapıya zarar verir ve daha fazla can kaybına neden olur. 

Ekonomistler, Siyonist rejimin ekonomisinin durgunlaşacağını ve gayri safi yurt içi hasılasının azalacağını bekliyor. 

Sonuç olarak gaspçı rejim tehlikeli bir durumda çünkü istikrarını ve geleceğini tamamen tehdit eden birçok askeri, siyasi ve ekonomik krizle karşı karşıya bulunuyor. 

İsrail rejiminin savaş kabinesindeki ihtilaflar, Netanyahu’ya desteğin azalması ve bir sonraki hükümetin önündeki sorunlar, İsrail rejiminin kaçınılmaz çöküşe doğru gittiğini gösteriyor.

 

 

Makalelerdeki düşünceler yazarına aittir ve YDH’nın politikasını yansıtmayabilir.