MAKALELER    Alptekin DURSUNOĞLU
ARAP DÜNYASI | SURİYE | FİLİSTİN | IRAK | İRAN | İSRAİL | LÜBNAN | ASYA | RUSYA | KÜRDİSTAN | ANALİZLER | KİMDİR? | RÖPORTAJ |
19/01/2012 - 19:46 tarihinde eklendi
Yanlış hesap Bağdat’tan döner
Alptekin DURSUNOĞLU
Ankara, krizlerde arabuluculuk rolü kapmak ve belirleyici olmaya çalışmakla sınırlı dış politika etkinliğini, “oyun kuruculuk” diye nitelendiriyor ve gözüken o ki Suriye konusunda denediği “oyun kuruculuk” tarzının bir benzerini Irak’ta da tekrar etmek istiyor.

 

Ankara’nın son dönemde Bağdat’a karşı kullandığı dil,  Irak Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi hakkında verilen tutuklama kararının, Irak’ın iç sorunu olmaktan çıkıp bölgesel ve uluslar arası bir krize dönüşeceği öngörüsüne sahip olduğunu düşündürüyor.  

Bundan olsa gerek ki, Türkiye’deki resmi ve gayri resmi çevreler, Haşimi hakkında verilen tutuklama kararının hukukiliğini sorguluyor, Irak Başbakanı Nuri el-Maliki’yi mezhebi gerekçelerle siyasi rakiplerini tasfiye etmekle suçluyor ve Maliki’nin bu cesareti İran’dan aldığını ima ediyor.

Ankara’nın Irak’taki bir iç meseleye, mezhep faktörü ve İran müdahalesi argümanlarıyla karışma tarzı, öyle gözüküyor ki Amerika’nın ve Bağdat’la sorunlu olan Arap ülkelerinin bunalıma müdahale edeceği ve bunun bir bölgesel ve uluslar arası krize dönüşeceği öngörüsünden kaynaklanıyor.

Ankara, krizlerde arabuluculuk rolü kapmak ve belirleyici olmaya çalışmakla sınırlı dış politika etkinliğini, “oyun kuruculuk” diye nitelendiriyor ve gözüken o ki Suriye konusunda denediği “oyun kuruculuk” tarzının bir benzerini Bağdat’la ilişkilerini bozma pahasına Irak’ta da tekrar etmek istiyor.

Ancak Irak üzerindeki etkisi herkesçe bilinen ülkelerden Amerika’nın yaşanan son bunalımla ilgili olarak Maliki ile koordineli olduğunu düşündüren tutumu, Arapların ilgisizliği ve İran’ın gizli memnuniyeti dikkate alındığında Ankara’ya umduğu rolün düşmeyeceği söylenebilir.

Ankara, Irak’taki son siyasi bunalımla ilgili tutumunu şu yanlış argümanlar üzerine kuruyor:

1- Irak Başbakanı Nuri el-Maliki, Amerikan askerlerinin çekilmesinden doğan boşluktan yararlanarak, İran’ın cesaretlendirmesiyle Tarık Haşimi ve Salih Mutlak’ı tasfiye etmek istemektedir.

Halbuki, Irak Yüksek Yargı Şurası Tarık Haşimi konusunda tutuklama kararı verdiğinde Başbakan Nuri el-Maliki Washington’da bulunuyordu ve Washington aradan bir aya yakın bir zaman geçmesine rağmen hala Maliki’yi bu “tasfiye operasyonundan” caydıracak bir açıklama dahi yapmadı.

2- Tarık Haşimi hakkında verilen tutuklama kararı hukuki değil, siyasidir.

Halbuki Tarık Haşimi hakkında verilen tutuklama kararı, Haşimi’nin kişisel korumalarının verdiği ifadelere dayandırılarak 10 üst düzey yargıçtan oluşan Irak Yüksek Yargı Şurası tarafından verilmiştir.

3- Maliki, mezhepçi davranarak Irak siyasetinden Sünnileri tasfiye etmektedir.

Halbuki Irak Yüksek Yargı Şurasını oluşturan 10 yargıcın 8’i Sünni 2’si Şii’dir. Öte yandan bunun gerçekten bir tasfiye operasyonu olduğu varsayılsa bile burada tasfiye edilenler Sünniler değil, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık Haşimi ve Başbakan Yardımcısı Salih Mutlak’ın şahsından ibarettir. Çünkü Irak hükümet sistemindeki ulusal uzlaşmaya dayalı siyasi yapı Kürt olan cumhurbaşkanının yardımcılarından birinin Şii, diğerinin de Sünni olmasını; yine aynı şekilde Şii başbakanın yardımcılarından birinin Kürt, diğerinin Sünni olmasını zorunlu kılmaktadır.

Dolayısıyla da Tarık Haşimi ve Salih Mutlak tasfiye edilmiş olsa da onların yerine yine birer Sünni politikacı atanacağı için bu, Sünnilerin tasfiyesi anlamına gelmemektedir.

4- Türkiye dışında Irak’la ilgili olarak herkes (nedense İngilizce olarak) sekteryan (taifeci) davranmaktadır ve bu da Irak’ın ulusal bütünlüğüne yönelik bir tehdittir.

Halbuki İran’ın Şiileri, Arap ülkelerinin Sünnileri desteklediği gibi Türkiye de Türkmenleri desteklemektedir. Türkmen Cephesi’nin Türkiye tarafından kurulduğu ve yönlendirildiği bilinmektedir ve Türkiye’nin özellikle Irak anayasasının 140. Maddesi çerçevesinde Kerkük’ün Kürdistan Bölgesine bağlanmaması için öne sürdüğü argümanların en önemlisini de Türkmen varlığı oluşturmaktadır. Öte yandan Türkiye’nin Irak hükümetinde Türkmenlere bakanlık verilmesi konusunda yaptığı girişimler de herkesin malumudur.

Dolayısıyla İran’ın 8 yıl savaştığı Irak’ta nüfusun yüzde 65’ini oluşturan Şiilerin, yine aynı şekilde Sünni Arap ülkelerinin nüfusun yüzde 17’sini oluşturan Sünni Arapların kazanımları için çaba göstermesi ne ölçüde taifecilikten kaynaklanıyorsa, Türkiye’nin Irak’taki toplam nüfusun yüzde 2’sine tekabül eden Türkmenlerin kazanımları için çaba göstermesi de o ölçüde taifecilikten kaynaklanmaktadır.

(Kuşkusuz bunların hiçbiri taifecilikten değil, devlet olarak jeopolitik çıkarlarını korumaya çalışmaktan kaynaklanmaktadır.)

Ankara, Irak’taki son siyasi bunalımın bir bölgesel ve uluslar arası soruna dönüşeceği öngörüsüyle ve bu yanlış argümanlar doğrultusunda kullandığı müdahaleci ve buyurgan dille Irak’la ilişkilerini tamiri güç bir şekilde bozuyor.

Irak’taki bir yargısal süreci Irak hükümetinin taifeci tasfiye operasyonu diye niteleyen Türk yetkililer, Iraklılara Türkiye’deki “Ergenekon”, “Balyoz”, “İnternet andıcı” vs gibi yargı süreçlerini aynı üslupla kullanma imkanı vermiş oluyorlar.

Elbette şu da unutulmamalıdır ki Türk ve Irak hükümetlerinin taraftarlarının dışındaki üçüncü çevreler açısından her iki iddianın inandırıcılık düzeyi de aynıdır.

Altı ay önce Suriye konusunda en belirleyici ülke konumunda olan Ankara, müdahaleci ve buyurgan dili ve aceleci ve fırsatçı tutumu sebebiyle bu konudaki belirleyiciliği Arap Birliği’ne kaptırdı.

5-6 ay önce Suriye’den büyükelçilerini çeken ABD ve Fransa, elçilerini yeniden gönderdi; Katar ve Suudi Arabistan elçilerini çekmesine rağmen Arap Birliği üzerinden girişim öncüsü oldu. Ama elçisini çekmeyen Türkiye, Beşşar Esed’e sömürge valisi muamelesi yapmaya kalkışarak kendini Suriye konusunda sessizliğe mahkum etti ve Arap Birliği ve ABD’den kendine düşecek role razı olmak zorunda kaldı.

Geçen dört yılda “itfaiyeci” metaforuyla bölgesel krizlerde aldığı arabuluculuk rolü sayesinde edindiği göreceli nüfuzu ve başarıyla yürüttüğü kamu diplomasisini fazlaca abartan Ankara, 2011 yılının ikinci yarsından itibaren bölgeye tutum dikte eden süper güç edaları takınıyor.

Halbuki Türkiye, bölgedeki etkisini bölge ülkelerinin boğuşmak zorunda kaldığı sorunların büyüklüğüne borçludur ve kendini çaresizleştiren sorunlardan kurtulan her ülke, Türkiye’ye borç verdiği gücü de geri almaktadır.

Dolayısıyla Ankara’nın artık işgal altındaki bir Irak’la değil, ABD’nin tek bir askeri üs bile alamadan çekilmek zorunda kaldığı bir Irak’la muhatap olduğunu kabullenmesi gerekiyor.   

Ankara ise Şam’daki yanlış hesabını Bağdat’ta tekrarlamakta ısrar ediyor.

[email protected]

 

Paylaşım
Facebook da Paylaş
Yorum Yaz Yorum
Yorumlar
Salih K. tarafından 01-02-2012 13:09:07 Tarihinde yazıldı.
Maalesef İşleri Kötü
Maalesef yazarın yazdıklarına ne kadar inanmak istesek de zor. İran çok acı ama koyu bir mezhepçi politika izliyor ve bunun için herşeyi göze almış görünüyor. Irak'ta görüldüğü gibi ABD işbirliği dahil.
Hasan K. tarafından 09-02-2012 00:03:36 Tarihinde yazıldı.
Resmin Büyüğü
Büyük resme bakıldığında, İran'ın Irak'ta güçlenmeye çalışması, diğer yandan Suriye'de katil de olsa Esed'i desteklemesi en kötü ihtimal kendi jeopolitik stratejisi icabıdır. Amerikan güdümüne girmiş bir Suriye, ya da Irak, 'nükleer silah sahibi olmadan İran'a müdahale edelim' diyen İsrail ve onun ağabeyi ABD için İran'a saldırmada başat destek olabilecektir. Uluslararası tarafgirlikleri bir tarafa bırakalım yüzyılların politik İran'ı bu desteği katil amerikaya verebilir mi? verir mi? verilmesine müsaade eder mi? bence etmez!
Diğer İlgili Başlıklar
[ Tümü ]
Amerikan jokerleri 08/12/2019 - 14:24 tarihinde eklendi
Barış Pınarı’nda neye niyet neye kısmet 18/10/2019 - 22:53 tarihinde eklendi
İdlib için ‘yeni bir sayfa’ mümkün 11/07/2019 - 03:21 tarihinde eklendi
İsrail, Trump yönetiminden ne kadar korksa yeridir! 22/05/2019 - 03:10 tarihinde eklendi
Tahran ve Şam’dan Amerika’ya uyarı, Rusya’ya ayar 02/03/2019 - 01:40 tarihinde eklendi
Adana mutabakatı, Türkiye’nin 'berat belgesi' 29/01/2019 - 09:22 tarihinde eklendi
Sahi kim Kürt düşmanı? 26/12/2018 - 15:41 tarihinde eklendi
Suudi makamında Yemen ağıtları 17/12/2018 - 03:36 tarihinde eklendi
Yemen savaşı biter mi? 25/11/2018 - 21:26 tarihinde eklendi
‘Şii İran Hilali’ne karşı ‘Sünni Siyon Yıldızı’ 04/11/2018 - 14:06 tarihinde eklendi
Bir acayip zirve 29/10/2018 - 16:26 tarihinde eklendi
Netanyahu’yu kim işletti? 30/09/2018 - 01:47 tarihinde eklendi
Soçi anlaşması, Fırat’ın doğusu ve Türkiye’nin İdlib rolü 23/09/2018 - 01:25 tarihinde eklendi
Suriye’ye müdahale ihtirasının acı meyvesi İdlib 15/09/2018 - 15:42 tarihinde eklendi
İran Rusya ortaklığında neler oluyor? 02/06/2018 - 03:54 tarihinde eklendi
Sadr’ın ‘zaferi’ Irak’ın belirsizliği 20/05/2018 - 02:23 tarihinde eklendi
Mağluplar cephesinin savaş tehdidi 03/05/2018 - 03:26 tarihinde eklendi
‘Doğu Guta’dan ‘Doğu Fırat’a Suriye’nin toprak bütünlüğü 26/02/2018 - 14:02 tarihinde eklendi
İsrail’in ‘panik atak’ sorunu 12/02/2018 - 03:44 tarihinde eklendi
Meğer İran halkı ne istiyormuş? 04/02/2018 - 20:45 tarihinde eklendi
Güncel
13:35 (24.10.2019)
Reuters: Rusya Dışişleri Bakanlığı, Türkiye güçlerinin Suriye'de bulunması konsunda belirli bir zaman çizelgesi olmadığını açıkladı.
23:53 (14.04.2019)
İsrail Kanal-12 TV: Birleşik Arap Emirlikleri uçakları ve subayları ile İsrail hava kuvvetleri Yunanistan'da ortak askeri tatbikat yaptı.
23:36 (25.03.2019)
İsrail kabinesi, ateşkesi reddetti, Gazze'ye yönelik saldırıların sürdüğünü açıkladı.
22:44 (25.03.2019)
SANA: Terörist gruplar, Halep'in el-Cedide mahallesine roket saldırısı yaptı.
22:22 (25.03.2019)
El Kuds: İşgalci rejim uçakları Cibaliya'nın doğusunu vurdu.
22:11 (25.03.2019)
El Hades: Halk Cephesi: İsrail bombardımanı, ateşkes ilan edildikten sonra durdu.
22:06 (25.03.2019)
El Cezire: İsrail Han Yunus'un batısındaki balıkçı limanına hava saldırısı yaptı.
21:50 (25.03.2019)
Direniş Grupları Ortak Operasyon Odası: Mısır'ın çabaları ile ateşkes anlaşması gece saat 10'da başlayor.
Haftanın Yorumu
Alptekin DURSUNOĞLU
Amerikan jokerleri
Siyasi Analizler
En Çok
Okunan Yorumlanan Paylaşılan
Hava Durumu
İstanbul Ankara İzmir
ISTANBUL ANKARA IZMIR
Piyasa Verileri
Anket
Türkiye'nin Irak politikasının hedefi ne olmalıdır?
Üç ayrı devlete bölünmesini desteklemek.
Ulusal birliğini ve toprak bütünlüğünü korumak.
Yeni federal bölgelerin kurulmasını sağlamak.
Mevcut durumun devamını desteklemek.
Yakın Doğu Haber ® 2006 - 2012
Sitede bulunun içerikler ve analizler kaynak gösterilerek alıntılanabilir  RSS Tasarım & Yazılım : Network Yazılım